Puan vermedi·544 syf.··
2026 4089. kitabı
Jodi Picoult yine zor bir konuyu alıp tam kalbimizin ortasına bırakmış. Bir Daha Bak, annelik, kimlik ve “doğru” bildiğimiz şeylerin aslında ne kadar kırılgan olduğu üzerine düşündüren bir roman. Okurken sık sık “Ben olsam ne yapardım?” diye kendime sordum ve net bir cevap veremedim. Kitap, bir annenin kızının aslında yıllar önce kaybolan başka bir çocuk olabileceğini fark etmesiyle başlıyor. O andan itibaren hikâye hem duygusal hem de vicdani bir çıkmaza sürükleniyor. Bir yanda büyütüp sevdiğin çocuk, diğer yanda gerçeğin peşinden gitme zorunluluğu… Picoult bu çatışmayı öyle gerçekçi işlemiş ki karakterlerin yaşadığı paniği ve çaresizliği hissetmemek mümkün değil. En sevdiğim tarafı, olaylara tek bir açıdan bakmaması oldu. Her karakterin haklı olduğu bir yer var ve bu da hikâyeyi daha çarpıcı yapıyor. Ancak bazı bölümlerde tempo biraz düştü, özellikle orta kısımda tekrar hissi yaşadım. Buna rağmen sonlara doğru artan gerilim ve duygusal yoğunluk kitabı toparlıyor. Dili akıcı, konusu sarsıcı ama okuması kolay bir roman değil. Özellikle ebeveynlik temasına duyarlı olanlar için fazlasıyla etkileyici olabilir. Beni en çok düşündüren şey şu oldu: Gerçek her zaman mutluluk getirir mi? Genel olarak duygusal, sorgulatan ve yer yer iç burkan bir kitaptı. Picoult’un tarzını sevenler için güçlü bir okuma deneyimi, ama hafif bir şey arayanlara göre değil.
Bir Daha BakJodi Picoult · April Yayıncılık · 2019308 okunma
4/10
·400 syf.··
2026 7. kitabı
Okudum evet ama bir de bana sorun Beni çok fazla rahatsız etti . Empati yaptığımda bu şekilde biri beni takip etse sanırım intihar ederdim erkek karakterin kendini tanrı olarak görmesi ayrı iğrençi insanların nasıl bunu beğendiğini anlamadım Rıza kavramı asla yok beni erkeklerden nefret ettirdi
Adeline’ın PeşindeH.D. Carlton · Lapis Yayınları · 20221,448 okunma
Reklam
10/10
·308 syf.··
2026 34. kitabı
Kuzgun Yemini’ne başlarken ben de sıradan bir İstanbul polisiyesi okuyacağımı sanmıştim ama geçmişte yaşanan o karanlık hesaplaşma beni tamamen ters köşe yaptı. Kurbanların üzerindeki gizemli sembolleri çözmeye çalışırken, bir süre sonra katili aramayı bırakıp karakterlerin geçmişteki derin sırlarının peşine düştüm. Kitabın son bölümlerindeki o tırmanan psikolojik gerilim öylesine sürükleyiciydi ki, "birkaç sayfa daha" derken kendimi sabahın ilk ışıklarında buldum; gizem ve ters köşe sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken harika bir deneyimdi.
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202615 okunma
İstanbul Hatırası
Puan vermedi·632 syf.··
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 13:58
Ahmet Ümit'ten okuduğum bilmem kaçıncı kitap ama yine heyecanlı yine merak uyandırıcı. Kitap bir polisiye ama sadece polisiye olmakla kalmamış İstanbul'un tarihini, kültürünü, güzelliklerini ve de acılarını da anlatmış yazarımız. Kitabın ilgi çekici yanı da bu. Ahmet Ümit' i okumayı sevmemin en önemli nedenleri bunlar. Kitaplarında tarih, mitolojiyi ustalıkla kitaplarına yedirmesi. Sadece cinayet okumuyorsunuz bunlarda size okuma zevki veriyor. Olay Başkomser Nevzat, yardımcısı Komser Ali ve Krimonoloğumuz Zeynep' in İstanbul Tarihi yarımada'da işlenen cinayetleri çözmeye çalışmalarıyla başlıyor. Cinayetler İstanbul' un tarihi güzelliklerini, İstanbul'un hafızasını yok edenlerle alakalı. İstanbul çok kadim bir şehir Bizans'a, Roma'ya ve de Osmanlı Devleti'ne baskentlik yapmış ve yıllar içinde kimi zaman en şaşaalı dönemini yaşamış kimi zaman da ilgisiz kalmış. Ama her zaman o vakur duruşuyla tarihe meydan okumuş. Umarım koruyabiliriz bu güzellikleri. Kitap aynı zaman da diziye de uyarlanıyor. Çok heyecanlı umarım kitapla olaylar aynı gider, merak ettiğim mekanları görmek beni mutlu edecek. Kitabın sayfalarında tarihi bir yolculuk yapmış gibi okudum aynı şeyi dizisinden de bekliyorum. Kitabın sonu ters köşe yapıyor. Ama ben Ahmet Ümit'ten daha önce de okuduğum için dedim ki kesin ters köşe yapacak ve öyle de oldu. Bir polisiyenin beni üzeceğini hiç düşünmezdim ama bayağı bir duygulandırdı beni. Bakalım siz katili tahmin edebilecek misiniz.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:14
Uzun zaman sonra beni ağlatan ilk kitap. Masal, destan, gerçek içiçe geçmiş. Dilin zenginliği zihnimize bir ziyafet sofrası olmuş. Sırf o lezzet için yeniden okunur. 10 üzerinden 15 puan..
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,833 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 5. kitabı
Bir okuyucu olarak Gloria’yı okurken bende en çok kalan şey, onun aslında ölmek isteyen bir karakterden çok yaşamaktan yorulmuş bir insan olmasıydı. Roman boyunca Gloria’nın sürekli umutsuz konuşmaları ilk başta insanı rahatsız ediyor. Hatta “neden her şeye bu kadar karamsar bakıyor?” diye düşündürüyor. Ama sayfalar ilerledikçe onun yalnızca kendi hayatından değil, dünyanın adaletsizliğinden de vazgeçmiş olduğunu hissediyorsun. Sanki hayattan hiçbir beklentisi kalmamış ve bunu kabullenmiş gibi. Beni etkileyen tarafı, Gloria’nın dramatik ya da kahramanca biri olmamasıydı. Tam tersine çok gerçek hissettiriyor. Yoruluyor, umudunu kaybediyor, bazen sert ve itici davranıyor. Bu yüzden karaktere acımaktan çok onu anlamaya başlıyorsun. Romanı bitirdiğimde Gloria’yı, Büyük Buhran döneminin kaybeden insanlarının sembolü gibi gördüm. Dans maratonunda ayakta kalmaya çalışırken aslında sadece o değil, herkes biraz hayata tutunmaya çalışıyordu. Gloria ise bunu en açık şekilde dile getiren kişiydi. Kısacası Gloria, “hayallerinin tükendiği noktada insan ne kadar dayanabilir?” sorusunun cevabı gibiydi. Romanın en hüzünlü yanı da onun yaşamak istememesinden çok, yaşayacak bir şey bulamamasıydı.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026499 okunma
Reklam
Reklam