Puan vermedi·80 syf.··
2026 25. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:39
Aytmatov'u okumak, aslında insanın kendi içine doğru çıktığı sessiz bir yolculuktur. Cemile benim için yalnızca bir aşk hikâyesi olmadı. Hatta kitabın merkezinde aşk olduğunu söylemek bile eksik kalır. Çünkü Aytmatov, aşkı bir sonuç olarak değil, insanın kendini tanıma cesaretinin doğal bir uzantısı olarak ele alıyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan şey iki insanın birbirini sevmesi değil; toplumun dayattığı roller ile insanın kendi hakikati arasındaki o görünmez savaş oldu. Psikolojik açıdan bakıldığında Cemile karakteri, bastırılmış benliğin özgürlüğe yönelişini temsil ediyor. Onun verdiği kararlar, ilk bakışta geleneklere başkaldırı gibi görünse de aslında çok daha derin bir varoluş arayışının yansıması. İnsan bazen başkalarının yazdığı hayatı yaşamayı reddeder ve bunun bedelini ödemeyi göze alır. Bence Cemile tam da bunu yapıyor. Daniyar ise edebiyatta sık rastlanan "kahraman" tiplerinden biri değil. Onun sessizliği, konuşkan karakterlerden çok daha fazla şey anlatıyor. Travmalarını bağırarak değil, içine çekerek yaşayan insanların ne kadar derin olabileceğini gösteriyor. Psikolojide buna duyguların sessiz işlenişi denebilir. En güçlü insanlar çoğu zaman en çok susanlardır. Kitabı okurken sık sık Aristoteles'in "Erdem, insanın kendi doğasına uygun yaşamasıdır." düşüncesini hatırladım. Çünkü Cemile'nin hikâyesi tam da toplumun beklentileriyle bireyin öz benliği arasındaki gerilimi anlatıyor. Aytmatov, ahlakı kurallar üzerinden değil, vicdan üzerinden sorgulatıyor. Bu yüzden kitap, yıllar geçmesine rağmen eskimiyor. Bir başka dikkatimi çeken nokta ise anlatıcının olaylara bakışıydı. Geçmişe duyulan özlem ile çocukluk masumiyetinin birleştiği anlatım, hikâyeyi sıradan bir roman olmaktan çıkarıp adeta belleğin içinden süzülen bir hatıraya dönüştürüyor. Okur olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 76. kitabı
Merhaba, seriye bu kitapla veda etmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Sanırım bir süre üzerimdeki bu etkisi devam edecek. Kesinlikle söylemeliyim ki serinin açık ara favori kitabı buydu bana göre. O her şeyin yerli yerine oturduğu an, Logan ile beraber yaşadığım aydınlanma hissi müthiş bi şeydi. Dördüncü kitabın sonunda çok sinirlenmiştim. Logan'a "Senin onlardan ne farkın kaldı?" diye sormuştum. Neyse ki Logan işinde olduğu gibi duygusal anlamda da zeki bir adammış. Hatasını erkenden fark etmesi ve kitap hatta seri boyunca yaptığı ince davranışlar beni seriye bir tık daha bağladı. Lana... Gerçekten hak ettiğin sonu yaşadığın için o kadar mutluyum ki sana anlatamam. Lana'nın intikam macerasına ortak olmak çok keyifliydi. Ve bu macera tam da olması gerektiği gibi sonlandı. Ve her kitapta olduğu gibi yan karakterlere daha çok alıştım, daha çok bağlandım.Jake, Hadley ve Leonard sizi çok seviyorum :')) Kitabın benim nezdimde artı puan almasının bir sebebi de sonunda en değersiz görünen, hatta sadece ismi kısa bir anlığına geçmiş olan karakterlerin bile sonunu okumamızdı. Yine de okuyacak olanları uyarmalıyım ki kitapta/seride sizi tetikleyebilecek unsurlar bolca yer alıyor. Bunu sadece cinsellik olarak algılamayın gerçekten çok iğrenç şeyler dönüyor. O yüzden hassas iseniz ve henüz reşit değilseniz lütfen okumayın.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026205 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·448 syf.··
2026 29. kitabı
Ennnn sevdiğim padişahRahmetli İlber Ortaylı’nın kalemiyle ilk kez tanıştım. Gayet akıcı ve kolay anlaşılır bir uslubu var fakat kitap beni yordu diyebilirim. Biyografik bir kitap beklemiştim. İstedim ki sadece Fatih’i anlatsın. Ne yer?ne içer?nasıl yaşar?günü nasıl geçer? Onu daha çok daha çok tanımak istiyorum Ama beklediğim gibi değildi o yüzden modum düştü. Neyse kitapta ilgimi çekenlerden biraz paylaşım yapayım. Eskiden savaşın da bir ahlakı varmış onu gördüm.Padişahın makamına yürüdüğü bir tören var ve bu tören tüm dünyada kabul görmüş ki 1. Dünya savaşı esnasında bile normalde durmadan bombalar kızgın çiviler atan İngilizler,o gün tek bomba dahi atmıyor. Saygı var. Savaş kazanmak sadece maddi imkanlarla değil, fethedeceğin yerin coğrafi şartlarını konumunu göz önünde bulundurup, dönemine göre en gelişmiş tekniklerle stratejiyi uygulayabilmektir onu da Atam Fatih çok güzel uygulamış. Kısacık ömrüne 21 fetih sığdırmış canım benimmekanı cennet olsun Dizilerde hep ön planda olan kahramanlar asar keser vs ya aslında öyle değil. Fatih Sultan Mehmet,Konstantini öldürmemiştir. İmparator savaş esnasında kaçarken bir grup asker tarafından öldürülmüştür ve onun da Konstantin olduğunu giydiği çoraptan anlamışlardır.Çünkü tanınmayacak haldeymiş. Hatta Fatih’in Konstantin hakkında nerededir diye sorduğu bile söyleniyor. O da öldüğünü askerlerden öğreniyor. Ama işte biz film izlerken baş karakter olduğu için en kötü karakteri sevdiğimiz kişi yok etsin istiyoruz onlar da öyle kurguluyor. Aslında bire bir anlatılması daha güzel ve öğretici olur okumayanlar için. Genel olarak sıkıldım o yüzden zor bir kitap oldu benim için .Sürekli konudan koptum falan. Benim bu hâlim kesinlikle yazarın sıkıcı yazdığından dolayı ya da üslubundan dolayı değil sadece beklentimin farklı
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025926 okunma
1/10
·97 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:55
Merhaba kitap dostlarım, şiirlerle yeni tanışırken bu kitapla rastlaşmak benim için kötü bir deneyim oldu diyebilirim. Açıkçası zorla bitirdiğim bir şiir kitabıydı. Bilemiyorum benden ötürü mü ama şiirlerdeki duygular bana geçmedi. Kitaplıkta duran bir kitaptı ve bir şans vermek istedim, pişman oldum diyebilirim. Önermem diyemem bana pek hitap etmedi belki size hitap edebilir.
Göğe Bakma DurağıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 202639bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde sadece kapağını kapatırsın. Bazılarıysa içinden uzun süre çıkmaz. Gece Yarısı Treni benim için ikinci gruptaydı. Matt Haig, öyle cümleler kuruyor ki kendini karakterin yerine koymamak neredeyse imkânsız. Okurken bir yandan onun yolculuğunu takip ettim, bir yandan da kendi hayatıma dönüp baktım. Bazen en çok ihtiyacımız olan şeyin kusursuz bir hayat değil, yeniden umut edebilmek olduğunu hatırlattı bana. Bu kitap bana, insanın en karanlık anlarında bile içinde küçücük de olsa bir ışık kalabileceğini hissettirdi. Belki de bu yüzden son sayfayı çevirdiğimde hikâyeden çok hissettirdikleri kaldı aklımda. Bazı yolculuklar bir yere varmak için değil, kendini yeniden bulmak içindir. Ben bu kitapta tam olarak bunu hissettim.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026401 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:00
Oscar Wilde’ın kaleminden çıkan Ciddi Olmanın Önemi, ilk bakışta hafif ve zarif bir salon komedisi gibi görünse de satır aralarında dönemin bütün ahlâkî ikiyüzlülüğünü ustalıkla deşen keskin bir yapıt. Wilde, Viktorya dönemi İngiltere’sinin katı toplumsal kodlarını, “ciddiyet” maskesi altında gizlenen sahte kimlikleri ve görgü kurallarının absürtlüğe varan ağırlığını öyle bir incelikle parçalar ki okur bir yandan gülerken bir yandan rahatsız edici bir aynaya bakıyor duygusuna kapılır. Ciddiyetin kutsandığı bir dünyada, gerçekte en büyük oyunun “ciddi görünme oyunu” olduğunu fısıldar. Jack Worthing ve Algernon Moncrieff’in çift yaşamları, kimliklerin ne denli kolay inşa edilip terk edilebildiğini gösterirken Gwendolen ve Cecily arasındaki konuşmalar aşkın bile adlara, unvanlara ve toplumsal beklentilere nasıl sıkıştırıldığını ortaya koyar. Lady Bracknell ise dönemin sınıf anlayışının neredeyse karikatürleşmiş bir temsilidir. Ama tam da bu abartı, gerçeğin kendisine dönüşür. Wilde’ın biçemi bu yapıtın gerçek gücüdür: zekice kurulmuş konuşamalar, iğneleyici özdeyişler ve neredeyse her tümcede duyulan bir çelişki. “Ahlâk” diye sunulanın çoğu zaman yalnızca sosyal bir gösterim olduğunu sezdirir. Neden okunmalı? Çünkü bu betik yalnızca bir tiyatro yazısı değil. Kimlik, toplumsal rol ve “gerçeklik” kavramlarını sorgulatan bir düşünce alanı. Bugün bile uygar insanın sosyal medya maskeleriyle kurduğu ilişkileri düşündüğümüzde hâlâ şaşırtıcı derecede güncel. Benim açımdan en etkileyici yanı, tüm bu eleştirinin sert değil de zarif hatta eğlenceli bir dille yapılması. Wilde, insanı yargılamadan ama hiçbir şeyi de olduğu gibi bırakmadan yazıyor. Bu da içeriği hem keyifli hem de rahatsız edici biçimde dürüst kılıyor. Okurken hem estetik bir haz hem de ince bir çelişkili
Klasikler
Ciddi Olmanın ÖnemiOscar Wilde · Kapta Yayıncılık · 20201,660 okunma