Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukken kurduğum hayal dünyam hepsi kafamın içinde yaşayan farklı evrenlerdi benim için. Bu dünyaya ait olmayan yaratıkların, hislerin, senaryoların olduğu bir evren var pek mümkün ve paralelleri de... Şimdi düşünüyorum da şuanda yaşadığımız hayatta çoğu zaman otomatik pilot moduna geçiyoruz gözlerimiz hep dışarıda, anda değiliz. Aslında şuanda burada olduğumuz çok az an var. İşte gece yarısı kütüphanesinin olasılıklarını inşaa ettiğimiz, kodlarını yazdığımız yer burası, şimdi. Ben şuan ne yapıyorum, ne istiyorum, nereye gidiyorum, bundan memnun muyum ? Bu soruları sormayı unutuyoruz kendimize. Hayatı biz yaşamıyoruz,kendi hayatımızda çoğu zaman seyirciyiz. Kitaptaki karakter Nora, sürekli olumsuz düşünen,depresyonda (kitap boyunca görüyoruz ki bu ciddi bir sorun Nora'nın hayatında ve ben yazarın hayatından bu konuda izler taşıdığını düşünüyorum. Depresyon dışarıdan görüldüğü gibi bir şey değil bu konuda bir yorumum yok) ve kurban bilincinden çıkamamış-bir şey olsun biri bir şey yapsın da beni buradan çıkarsın diyen, kendi hayatını elleri arasına alamamış biri benim gözümde- ki kütüphaneci de bayağı sabırlı bir bayanmış Nora karakteri beni çok sıktı açıkçası. Ana fikirden sonrasını okumadım.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
SUÇ VE CEZA İNCELEME
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
Suç ve Cezaya başlamadan önce aşırı sıkılacağımı düşündüğüm, belki bitiremem ve sesli kitaba dönerim diye ön yargılı olduğum bir kitaptı. Ancak kitap beklediğimin çok üstünde, asla sıkmayan, okudukça okutan, merak ettiren, devamlı olarak Raskolnikov'la birlikte bir şeyler yapmaya başladığınızı hissettiğiniz bir kitap. Belki bazı okurlar için zihninden geçenleri okumak çok sıkıcı gelebilir, belki de bu yüzden daralıyor bile olabilirler ama bana hiç öyle hissettirmedi. Bence siz yeni okurlar için de öyle olmayacak, benim gibi ön yargılı başlamayın. Kitapta genel hatlarıyla şu tartışmayı okuyacaksınız: Birini öldürmek hukuken suç ise Napolyon veya Sezar'ın yaptığı savaşlardaki ölen insanlara rağmen neden kahraman olarak ilan edildi ve üstün insanlar eğer kötü birini öldürdüğünde gerçekten suç mu işlemiş olur yoksa kahramanlık mı diye devamlı olarak kendi içinizde tartışacağınız bir kitap olacak. Daha fazla uzatmak istemiyorum, siz yeni okurların bir an önce başlayıp konu hakkında geri dönütlerinizi merak ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Spoiler içerirr efendimm
9/10
·344 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:40
Hayat bizi hep bize iyi gelecek insanlarla karşılaştırsın diye dua ediyorum. Bu kitabı okuduktan sonra bir kere daha aynı duayı ettim. Adelaide bazı noktalardan beni çok korkutsan da, seni çok sevdim ve umudunu kaybetmeyen, hayatta olmayı seçen biri olduğun için seninle gurur duyuyorum. Olmayacağını bildiğin halde, gelmeyecek bir sevginin peşinde koşarken kendini heba etmek bir insanı nelerin kıyısına sürüklüyormuş çok iyi göstermiş oldu bu kitap. Rory…. Sana edecek tek bir sözüm bile yok. Allah belanı verir umarım. Artık bir noktadan sonra sinir seviyem o kadar arttı ki kitabın ortalarında zaten gözlerim seğiriyordu şu adamı okurken. Çok şükür kurtulabildik senden. En başından beri Adelaide’ın Bubs ile bir şekilde yollarının kesişeceğine olan inancım ve güvenin sağolsun kitabın sonunda bir gülümsedim. Ama her şeyden önce acı ile savaşan bir kadının sadece yeni aşk arayarak iyileşmesini değil de acısını kabullenip, terapi ve uzman yardımıyla, sonuna kadar destek çıkan arkadaşlarıyla bir arada kalarak toparlamasını okumak beni çok daha fazla mutlu etti. Zevkli ve sürükleyici bir okuma oldu benim için. (Dipnot: Eloise sana aşığım, dünyanın en güzel arkadaşı, eşi ve kadınısınnnn!! Keşke Rory’e iki tane patlatabilseydin)
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,944 okunma
Korku Cezadan Ağırdır
10/10
·104 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:19
Ben bu kadar güzel bir kitap beklemiyordum... İncelemeye başlama şekillerim çok komik benim ya.Ama bakın gerçekten aklıma hiçbir şey gelmiyor.Neyse kitaba geçelim. Kitabımız Bayan Irene'nin mükemmel bir Hayatı ve eşi olmasına rağmen yaptığı sevgilisinin bir kadın tarafından öğrenilmesiyle başlıyor.Bu kadın(kitapta adı geçmedi kadının)ana karakterimize öğrendiği bilgiyle şantaj yapmaya başlıyor.Irene de yakalanmanın verdiği korkuyla şantajcının isteklerini yerine getiriyor.Kitap boyunca Irene'nin kocasına yakalanmaktan duyduğu korkuyu okuyoruz aslında. Hayatımda okuduğum en iyi yüz sayfaydı.İncelemelerimi okuyorsanız bilirsiniz ki benim için duygu betimlemesi çok önemlidir.Ve ben yüz sayfa boyunca bunu okumaktan oldukça keyif aldım.Gerçekten de o korkuyu hissedebiliyorsunuz.Ve hiç sıkılmıyorsunuz.Her şeyden sıkılan ben bile sıkılmadım bu kitabı okumaktan. Ayrıca bu kitap benim ilk Zweig kitabım.Yazım dili çok hoşuma gitti.Diğer klasiklerdeki o gereksiz dış mekan betimlemesi yok,-Evet bundan para alıyorlardı ama bu sıkılmadığım anlamına gelmez.-hatta öyle ki etrafta ne olduğunu falan da bilmiyorsunuz.Her şey hayal gücünüze bağlı. Bu kitap yılın favori kitaplarına belki girmez ama bu ay okuyup da keyif aldığım tek kitap herhalde.Şaka abarttım biraz.Kesinlikle tavsiyemdir,özellikle üstüne dusunmelik bir kitap ariyorsaniz tam size göre.
KorkuStefan Zweig · Parodi Yayınları · 2018124,9bin okunma
7/10
·81 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:54
Spoiler içerir! Öncelikle kitabı okumak istememdeki en önemli sebep, yazar Édouard Levé'nin kitabı yayınevine teslim ettikten kısa bir süre sonra intihar etmiş olmasıydı. Bu durum, kitabı benim için daha merak uyandırıcı hâle getirdi. Zaman zaman ben de ölüm ve yaşam üzerine düşüncelere kapılan biriyim. Sanırım birçok insan hayatının belli dönemlerinde bu tür düşüncelerle karşılaşmıştır. Bu yüzden kitabı okurken en çok merak ettiğim şey, “Bir insan neden intihar eder?” sorusuna bir cevap bulabilmekti. Kitap kısa olmasına rağmen konusu gereği bazı okuyucular için tetikleyici olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle böyle hassas bir dönemden geçen kişilere tavsiye etmem. Bana göre kitap, yalnızlaşan, kendi içine kapanan ve mutsuzlaşan bir insanın yaşadığı süreci anlamaya çalışıyor. Anlatıcı, intihar eden arkadaşının anılarını, davranışlarını ve psikolojik durumunu aktararak onun dünyasına yaklaşmamızı sağlıyor. Kitap kesin cevaplar vermekten çok, okuyucuyu düşünmeye yönlendiriyor ve karakteri anlamaya davet ediyor. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta ise aile ilişkileriydi. Bazı ailelerde bir kişi kendini diğerlerinden daha dışlanmış, anlaşılmamış ya da eksik hissedebilir. İntihar eden karakter de aile içinde bu duyguları yaşayan kişi olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum oldukça üzücüydü ve bana ailenin bireylerin hayatındaki önemini bir kez daha düşündürdü. İnsanların kendilerini ait hissetmeleri, anlaşıldıklarını ve değer gördüklerini hissetmeleri bazen sandığımızdan çok daha büyük bir fark yaratabiliyor. Ben her zaman hayatın yaşanmaya değer olduğuna ve her koşulda bir umut bulunabileceğine inananlardanım. Bu kitap da bana kendi hayatıma daha fazla değer vermem gerektiğini hatırlattı. Kendimi sevmeyi, sevdiklerime duygularımı zamanında ifade etmeyi ve bir gün
1000Kitap
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,172 okunma
9/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:43
Bazı kitaplar okunur ve unutulur, bazıları ise insanın içine yerleşir. Tehlikeli Oyunlar benim için ikinci türden bir kitaptı. Hikmet Benol’un karmaşık dünyasında dolaşırken çok güldüm, çok düşündüm ve zaman zaman kendimle karşılaştım. Oğuz Atay’ın dili kullanış biçimi beni en çok etkileyen şey oldu. Kelimelerle adeta oyun oynuyor; bazen bir cümlede güldürürken birkaç satır sonra insanın içine dokunmayı başarıyor. Bu yüzden Tehlikeli Oyunlar benim için yalnızca okunan değil, hissedilen bir kitaptı. Atay’ın ironisi hiçbir zaman yüzeysel değil; mizahının altında yalnızlık, yabancılaşma ve anlaşılma arzusu saklı. Ben de kitabın mizahi yönüne sık sık güldüm ama her kahkahanın ardından içimde hafif bir hüzün kaldı. Hikmet Benol ise unutulması zor bir karakter. Onu tanımak, insanın kendi içindeki karmaşayla karşılaşması gibi. Sürekli düşünen, sorgulayan, kendisiyle mücadele eden bu karakter bazen çok komik, bazen de insanı derinden yaralayacak kadar gerçek. Özellikle “Albayım” diye başlayan bölümler benim için kitabın zirvesiydi. O satırlarda hem dostluk hem özlem hem de insanın kendine tutunma çabası vardı. Tehlikeli Oyunlar, beni hem çok güldüren hem de uzun süre düşündüren nadir romanlardan biri oldu. Kitabı bitirdiğimde elimde sadece bir roman değil, zihnimde yaşamaya devam eden cümleler vardı. Oğuz Atay’ın zekâ dolu kelime oyunları ve hüzünle iç içe geçmiş mizahı sayesinde bu roman benim için sadece bir okuma deneyimi değil, uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir yolculuk oldu. Tehlikeli Oyunlar 1000Kitap Destek Oğuz Atay
Alıntı
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma