Puan vermedi·300 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:38
"Direnmek yaratmaktır" düşüncesiyle yol alırım bu düşüncemin felsefi zeminde ifade edilişinin konu alan bir kitabin varlığından haberdar olunca okumak istedim. Bana dayatılan ya da kaderin karşıma çıkardığı her ne varsa yenilmek ,pes etmek yerine direnmeyi secenlerdenim. Sabretmenin tepkisiz ve etkisiz kalmak degil diri kalarak dayanabilmek oldugunu düşünürüm. Kendi duruşumu yaşama yansıtmanın yolu direnmektir. Böylece hayata kendi dokunuşu mu yapmış olurum. 22 Haziran 1919 da Amasya Genelgesinde yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” M. K. Atatürk Bu söz benim yol göstericim olmuştu. Beni ayakta tutacak olan benim azim ve kararlılığımdı. Dayanıklılık başlangıçta aklıma gelmeyen yeni ufuklar açılmasına da neden olduğunu gözlemledim yolculugumda. Bunun bana hediyesi ne? diye sorarım köşeye sıkıştığımda Kitaba gelirsek; Kitabın Arka Kapaktan bir bölüm aktarmak istedim. "Son on, yirmi yıldır dünyada kapitalizme karşı alttan alta gelişen saldırı hareketini "küreselleşme-karşıtlığı"yla ifade etmek ya da bununla sınırlamak yeterince açıklayıcı olamamaktadır. Direnmek, Yaratmaktır’da filozof Miguel Benasayag ile gazeteci Florence Aubenas, çeşitli örneklerden yola çıkarak bu hareketin özgün bir analizini sunuyorlar. Filozof Gilles Deleuze de "Yaratmak direnmektir" diyerek sanat ve felsefe ile otoriteye ve tekdüzeliğe karşı en güçlü direniş biçimi olduğunu vurgulamış. "Bir kadın, 'Beni içine kapattığınız rolde baktığımda sistemi berrak bir şekilde görüyorum, ' dediğinde; yana doğru bir adım atmış olur. Onun söylemi tümelleşir . Tekilligine rağmen ya da daha dogrusu bu tekillik sayesinde, tüm insanlığın içinde yansıdığı bir ayna haline gelir.. .... 'Sizin durumunuzu bir yana koyalım, dünyanın bütünü için ne düşünüyorsunuz?'
Direnmek YaratmaktırFlorence Aubenas · Versus Yayınları · 20075 okunma
Bir Palto,Bir Hayat
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kısa bir tatil sırasında kaldığım otelin odasında tesadüfen Palto ile karşılaştım. Vaktim oldukça kısıtlıydı ama kitap okumadan da dönmek istemedim. Yaklaşık yetmiş sayfalık bu kısa eser, aynı zamanda okuduğum ilk Nikolay Gogol kitabı oldu. Hikâyenin merkezinde Akaki Akakiyeviç var. Hayatını zar zor sürdüren, kimseye yük olmayan, sessiz ve içine kapanık bir devlet memuru. Bizim günlük hayatta “Allah’lık” dediğimiz insanlardan biri. Ne büyük hayalleri var ne de büyük beklentileri. Onun tek arzusu, eskimiş paltosunun yerine yeni bir palto alabilmek.İlk bakışta oldukça basit görünen bu hikâye, aslında insan doğasına dair güçlü mesajlar veriyor.Benim bu kitaptan çıkardığım en önemli ders, sahip olduklarımızın değerini bilmek oldu. Çoğu zaman elimizdekileri sıradanlaştırıyor, hep daha fazlasını istiyoruz. Oysa bazı insanlar için bizim sıradan gördüğümüz şeyler, hayatlarının en büyük hayali olabiliyor. Sürekli daha fazlasını kovalamak, elimizdekilerin kıymetini unutmamıza ve bizi mutsuzluğa sürüklemesine neden olabiliyor. Kitabın bana düşündürdüğü ikinci konu ise insanların umudunu kırmamak oldu. Kimsenin hangi yükü taşıdığını, hangi mücadeleyi verdiğini tam olarak bilemeyiz. Bazen küçümsediğimiz bir hayal ya da basit gördüğümüz bir istek, o insanın hayata tutunmasını sağlayan tek şey olabilir. Akaki Akakiyeviç’in yaşadığı dram da tam olarak bunu gösteriyor.Belki de Gogol’un bize söylediği en önemli şey şu: İnsanları dışarıdan gördüğümüz hayatlarıyla değil, görünmeyen mücadeleleriyle değerlendirmeliyiz. Çünkü bazen bir insanın sahip olduğu tek şey umududur. Ve o umut elinden alındığında, geriye çok az şey kalır. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun süren, sade anlatımıyla güçlü mesajlar veren bir klasik.
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
İliklerime kadar yaşadığım bir kitap oldu. Geçmişime gittim, yaşadığım duyguları dejavunun ötesinde yeniden çok güzel bir şekilde hissettim. Bu kez daha olgun bir kadın olarak daha farklı düşünerek o duyguları hissetmek bana çok iyi geldi. Bunu sağlayan yazarımız Birim Hanım'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Kitabın devamı gelecek bir seri olmasına ayrıca sevindim. Benim için yeri ayrı olacak bir kitaptı artık serinin yeri ayrı olacak. Sare için bir şarkı sözü o anki soruya cevap olabiliyor ve Mehmet ile aşkı Grup Gündoğarken'in "Ben Hep Senin Yanındayım" şarkısı ile başlıyor. Ve bu aşk güzel bir aileye dönüşmüştü ki Mehmet yol çantasına -mor battaniye- yi de alıyor. Ardından "Haklısın." cevabı. Sonrası beyaz ceset torbası. Kaza mı, cinayet mi? Sare'nin kafasını karıştıran, aklına yatmayan noktalar ve tanımadığı insanlar var karşısında. Sonrasında yardım alınan bir öğretmen, bir medyum, bir dedektif ve bir avukat. Olayların arkasında, arkasına bakılamayacak kadar büyük (!)ler var. Sare'nin ise Mehmet'ten kalan bir oğlu ve Mehmet ile bir kızı. "Sare, aşk, cinayet/kaza, dava, çocuklar ne olacak?" "Mehmet gerçekten Sare'ye "Ben hep senin yanındayım." mı diyor? sorularının cevapları için kitabı okumak yeterli mi? Belki de seriyi tamamlamak. Ben de merakla bekleyeceğim. Yazmaya devam edecektim. Durmayacaktım. Bunu onun için yapacaktım, geride kalan herkes için yapacaktım. Ve yeniden, parmaklarım tuşların üzerinde dans etmeye başlarken bir ses kulağıma fısıldadı: ölümsüzlüğü merak ediyor musun? Ölümü benim için büyük bir yıkım olsa da bu ölümlü ve iki yüzlü dünyada saf ve gerçek aşkı bana yaşatmış olmasından ötürü ona sonsuza dek minnettar kalacağımı biliyordum.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202616 okunma
Puan vermedi
Toprak’ın adını koyduğumuz günden beri doğayı çağrıştıran isimlerin bende ayrı bir yeri var. Yağmur, bulut, çiçek… Bu isimler bana hep yaşamı, umudu ve çocukluğun saflığını hatırlatıyor. O yüzden Yağmur ve Çocuk daha adını görür görmez dikkatimi çekti ve merakla okumaya başladım. Bu kitap, çocuklar için yazılmış şiirlerden oluşuyor. Fakat sayfaları çevirdikçe yalnızca çocuklara seslenmediğini de hissettim. Şiirlerin dili yalın, akıcı ve içten. Çocukların dünyasına onların diliyle yaklaşırken doğayı, sevgiyi, dostluğu ve merhameti de incelikle hissettiriyor. En sevdiğim yanı ise doğanın şiirlerin merkezinde yer alması oldu. Yağmurun, ağaçların, kuşların ve çiçeklerin yalnızca birer doğa unsuru olarak yer almaması, çocukların hayal dünyasını besleyen canlı kahramanlara dönüşmesi çok hoşuma gitti. Şiirler öğüt vermeye çalışmıyor,çocukların kalbine usulca dokunuyor. Çocuk edebiyatında şiire yeterince yer verilmediğini düşünenlerdenim. Bu yüzden böyle kitaplarla karşılaşınca ayrıca mutlu oluyorum. Çocukların küçük yaşta şiirle tanışmasının, kelimelerin ritmini hissetmesinin ve doğaya biraz daha yakından bakmasının ne kadar kıymetli olduğunu hep düşünmüşümdür . O yüzden benim için keyifle okunan, yüzümde tebessüm bırakan sıcacık bir kitap oldu Yağmur ve Çocuk.
Yağmur ve ÇocukCahit Kaya · Bu Yayınevi · 20101 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 138. kitabı
Çatalhöyük ile başlayan kitap, Anadolu’nun çok çeşitli kültürel unsurlarını yedi bölümde toplamış. Her bölüm kendi içerisinde oldukça zengin ve detaylı anlatmış. Sosyal, kültürel ve ekonomik anlamdaki yaşam biçimlerine dair detaylar benim çok ilgimi çekti. Özellikle zamanımızdan çok önce yıllarda insanlar nasıl yaşardı, ne düşünürdü, inanç sistemleri, sofra düzenleri ve ikili ilişkiler bakımından gerçekten de ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Özellikle kadın erkek arasındaki ilişki bağlamında benim en çok ilgimi çeken satırlar oldu. Kadınlara biçilen roller ve kadınların topluluklar arasındaki yeri benim zaten özel ilgi alanım. Dolayısıyla tarihin satır aralarında, yapılan kazılarda elde edilen fikirler oldukça kıymetli. İnanç sistemleri zaman içerisinde ne kadar değişikliğe uğramış, insan düşünmeden edemiyor. Tarihin her döneminde hayat, insanlar için hep zorlu olsa gerek. Çünkü her çağın kendince yaşam koşulları birbirinden farklı mücadelelerle geçiyor. Kazılarda çıkan nesneler bu anlamda insanlığa fikir veriyor. Yüzyıllar önce yaşamış toplumların hayatına dair önemli ipuçları ile birlikte bu buluntular sayesinde insanların beslenme alışkanlıkları, ekonomik faaliyetleri, sosyal yapıları ve teknolojik gelişmişlik düzeyleri hakkında bilgi edinmiş oluyoruz. Özellikle dönemin inanç sistemlerini, ölüm sonrası yaşama bakışlarını ve dini uygulamalarını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu anlamda kitabın okuyucuya kazanımları oldukça fazla. Sosyal yaşam, inanç, sanat ve ekonominin, semboller, hayvanlar ve bitkiler ile olan bağını da ele alarak çok keyifli bir tarih yolculuğuna çıkmak isterseniz, kitabın kapağını aralayın derim.
Anadolunun Kültürel KökleriReşit Ergener · Maya Kitap · 202285 okunma
Puan vermedi
İnsan bazen bir kitabı okumaz, onun içinde kendini bulur. Dinle Küçük Adam da benim için biraz böyle bir kitaptı. Çünkü hepimiz biraz “küçük adamız”. Kendi korkularımızın, alışkanlıklarımızın, suskunluklarımızın içinde yaşayan; çoğu zaman haksızlıklardan şikâyet edip yine de onları büyüten insanlarız. Dinle Küçük Adam, büyük ideolojilerden, siyasetten ya da dünyayı değiştirme hayallerinden önce insanın kendisine dönmesini istiyor. Çünkü dünya, önce insanın içinde bozuluyor. Sonra sokaklara, şehirlere ve ülkelere yayılıyor. Kitabı okurken birçok yerde durup düşündüm. Çünkü yazarın anlattığı “küçük adam”, yalnızca başkaları değildi. Bir yanıyla bendim, bir yanıyla hepimizdik. İnsan, özgürlüğü ister ama özgürlüğün yükünü taşımaktan korkar. Gerçeği aradığını söyler ama çoğu zaman alıştığı yalanlarda yaşamayı tercih eder. Belki de bu yüzden dünyada birçok şey değişir, fakat insanın tuhaflığı hiç değişmez. Bu kitap bir suçlama metni değil. Bir aynadır. O aynaya bakmaya cesaret edenler için rahatsız edici, ama bir o kadar da gerekli bir kitap. Bazen en zor şey, dünyayı anlamak değildir. Kendimizin neye dönüştüğünü fark etmektir. Ve kitabın sonunda insanın aklında tek bir soru kalıyor: Ben gerçekten özgür bir insan mıyım, yoksa sadece alışkanlıklarının içinde yaşayan bir “küçük adam” mıyım?
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Avrupa Yakası Yayınları · 201215,4bin okunma