Puan vermedi·544 syf.··
2025 26. kitabı
Uzun bir süre oldu, sanırım 1.5 yıldır inceleme yapmıyorum. Bunun sebebi zorlu bir dönemden geçtim, kafa olarak iyi değildim; yeni yeni toparlanabildim. Aklımdan inceleme fikri geçmiyordu, ancak son zamanlarda yazdığım bazı incelemelerden çok güzel dönütler aldım, kenarda köşede yazdığım bazı lakırtıların okurlar tarafından incelenip geri dönüt verilmesi ve benim laf safsatalarımın birilerinin işine yaraması beni çok mutlu etti ve devam etmek istedim. Yakında wattpad kitapları hakkında da inceleme yapacağım, çünkü prim lazım. Gereksiz duygusallık yeter, başlayalım? Atatürk'ü sevmeyen bir çevrede doğdum büyüdüm. Hiçbir zaman sevilebilecek şekilde büyütülmedim. Atatürk benim için; alkol içen, aklı yerinde olmayan, dindar olana muhalefet olan ve ülkemizde çoğu diziler gibi abartılan bir kişilikti sadece. Tabi ki hiçbir zaman araştırma gereği duymadım, en yakın arkadaşlarım desteklemiyor; içki içiyor diyorlar ya. Sizce bunun üstüne herhangi bir laf söylenebilir mi? ve 11 yaşındalar, bilgileri tam tabi ki. Kendi kendime devam ettim, kafamda büyütmem gerekiyor ya. Nefretimi arttırdım. Ders kitaplarından resimlerini yırttım, 10 Kasım'da Saygı Duruşu esnasında sınıfta saklandım, hiçbir İnkılap dersini dinlemedim ve Atatürk'ü seven tüm insanlarla aramı açtım. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar korkunç, her şeyden önce insanlara herhangi bir saygım yok. 13 yaşındaydım. İnternette geziniyor, kendimce zaman geçiriyor, Youtube yorumlarında gelene geçene salça oluyordum. Anlayacağınız tam bir ergen primatı. Önüme şu bilgi düştü: Atatürk 3997 kitap okumuş ve bu kitaplar arasında en sevdiği kitap Çalıkuşu. O kadar çok seviyormuş ki, cephede o kadar insan savaşırken gece yarısı kalan az vaktini bu kitaba adayacak kadar. Tabi ki inanmadım, 3997 kitap okuyan bir insan mı? Üstelik
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,5bin okunma
Ah Jake, benim üzümlü kekim..
7/10
·816 syf.··
2025 7. kitabı
·
182 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 23:34
Stephen King’in en çok okunan ve diziye uyarlanan eserlerinden biri olan 11/22/63, zamanda yolculuk temasını ustalıkla işleyen, merak uyandırıcı bir roman. Kitabı okumaya başlama hikâyem ise biraz ilginçti. Erkek kardeşim, kitabın meşhur dans sahnesini storysinde paylaşmıştı. Hangi dizi olduğunu sorduğumda, “Mutlaka izlemelisin, abla.” demişti. Dizinin bir kitaptan uyarlandığını öğrenince, fantastik hikâyeleri ve zamanda yolculuk temasını sevdiğimi bilen kardeşimin ısrarıyla kitabı okumaya karar verdim. Üstelik diziyi izlemeden önce… Çünkü eserin ilk hâlini merak ediyordum.( Ve kesinlikle dizisini de izleyeceğim.) İtiraf etmeliyim ki, ilk başlarda kitabı yarım bırakmıştım. Açıkçası, giriş kısmı biraz ağır ilerliyordu. Ancak içimde bir hırs oluştu ve kitabı tamamlamaya karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım! Çünkü sonrasında beni içine çeken ve bir türlü bırakamadığım bir hikâye ile karşılaştım. Merak ettiğim pek çok soruya cevap bulurken, özellikle finalin nasıl bağlanacağını büyük bir heyecanla bekledim. Sonu beni tatmin etti mi? Kesinlikle! Ama “Keşke…” demeden de duramadım. Kitabın beni en çok etkileyen yanlarından biri, gerçekten yaşanmış bir suikast olayını temel almasıydı. Stephen King’in bu konuda yaptığı detaylı araştırmalar, suikastçının yaşadığı yerlerde zaman geçirmesi ve elde ettiği notlar, hikâyeye sıradan bir kurgu olmanın ötesinde tarihî bir derinlik kazandırmış. Bu da eseri çok daha özel hale getiren unsurlardan biri. Gelelim konusuna… Ana karakterimiz Jake, bir öğretmen. Bir gün, “Tavşan Deliği” adı verilen bir geçiş portalı aracılığıyla geçmişe gitme fırsatı buluyor. Görevi, 1963 yılında gerçekleşen Kennedy suikastını engellemek. Ancak her değişimin beklenmedik sonuçları olacağının farkında mıydı acaba? İşte romanın asıl büyüsü burada başlıyor.
22/11/63Stephen King · Altın Kitaplar · 20214,194 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 12:37
Birgül Yangın Aslanoğlu Canım Birgül, Çağdaş Türk Ozanı Barış Manço,41 Türk Sinemasında Folklor İzleri, Dedemin Köstekli Saati, Yediveren, Sinem: Deyimler Prensesi( Çocuk kitabı) , Debbağ, Gün Dönende olmak üzere toplam 7 kitaba imza attı Hepsini okumak kısmet oldu , hatta Sinem: Deyimler Kitabını çocuklarim da okudu Yazma istidadı doğuştan savina inanırım ,bunun en büyük örneği sevgili @ Birgül Debbağ harika bir kitapti ama o zaman değerlendirme yazısı yazacak durumda değildim, kısmet Gün Dönende kitabına kısmet oldu. Çok sevdiğim bir arkadaşım olsa da sevgili Birgül, gayet tarafsız yazacağımdan emin olabilirsiniz Gün Dönende kitabı döngüsel bir kurguya sahip 10 öyküden oluşuyor. Birbiriyle iç içe geçen öykülerin kurgusu , içtenliği, insanı derinden sarsıyor. 72 sayfadaki derinliği anlatamam. Toplasan birkaç saatte okur bitirirsin lakin kurgu öyle yoğun ki üzerinde düşüne düşüne, empati kurarak okursanız birkaç saate bitiremezsiniz. Eserde beni en çok çeken, döngüsel kurgu olması,üslubu demeyeyim bile. Niye derseniz yazarımız gah başa dönerek gah ileri giderek ,gah tekrar edilen isimlerle kurgularini güçlendirir ve karakterlerin veya durumların zaman içinde nasıl değiştiğini gösterir aslında. Yalnızlık, çaresizlik ilmek ilmek gerçekle vuku bulmuş. Öykü öykü yazdım okurken, bundan sonraki kısmı eseri okuyacaklar için spoiler içerebilir. 1.Şöhret-i Alâ Konağının Sahipleri Öyküsü Yalnızlık duygusunun ilmek ilmek işlendigi muazzam bir Kalabalıklar içindeki yalnızlık duygusu , kendi sesinden başka bir ses duymayan kadının iç döküşü.... Mutlu,onun oğlu Çağlar, gelin Jale, Gürhan, Betül, Berna, Sibel, Nesrin , Gülşen,Seher, Yunus ,tibbiyeli ikizler Arzu ve Hülya, Münire,Harun ve yönetmen Serkan Bey... " Çin porselen takımı artık takım değil ,beş parçası eksik . Eşyanın eksikliği
Edebiyat
Gün DönendeBirgül Yangın Aslanoğlu · Hece Yayınları · 202431 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Aslında elime ne alsam keyif vermedi şu sıralar. Düşünün; Mehmet Murat Somer bile okuyamadım, o derece Benim için ölü geçen saatlerin birinde gözüme ilişti kütüphanemde #ölüsaatler Dedim “Aha! Evrenden mesaj geldi.” Yunanlı gazeteci ve yazar #vasilisdanellis Türkçede Siyah Bira romanı ve Yunankarası-Yunanistan’dan 11 Çağdaş Polisiye Öykü derlemesiyle tanınıyormuş ama ben tanımıyorum. Okuyanlar önerirse onları da okumak isterim. Yunanistan Polisiye Yazarları Derneği’nin başkanlığını da yürüten yazarın bu kitabı tam bir kara polisiye. Bir tetikçinin iç seslerini okuduğumuz kitabı adeta bir cinayetler günlüğü tadında. Bizler de tetikçiyle beraber kent kent, sokak sokak gezip, o meyhane senin bu otel benim, kalbimiz heyecandan ağzımızda, ilerliyoruz. Gittiği her yeri cinayet mahaline çeviren bu tetikçi oldukça profesyonel. Kendisiyle vakit geçirmek çok güzeldi. Kitabı okurken #celiloker tadı aldım. Bu da ayrıca hoşuma gitti “‘Kim kesin olarak bir şeyin ne zaman başladığını söyleyebilir ki. Önemli olan bir hikâyenin ne zaman bittiğini söyleyebilmek. Ve benimki şu an bitiyor.’ Hikâyemin son kısmının başlığı bu olabilir mi? Ya da öldürecek kimse olmayan ve belki o kadın da yanımda olmadığı için sıkıntıyla geçecek bir sonraki kısmın başlığı? Yahut keşke hikâyem burada bitseydi. Ayaklarımın altında uzanan denize karşı uzo içerken. Geride üç ceset olmasının bir önemi yok. Her şeyin dört dörtlük olması şart değil.” @istosyayin #vasilisdanellis #damlademirözü #yunanistan #yunanpolisiyesi #polisiye #karapolisiye #ölüsaatler #polisiyeedebiyat #iyipolisiyeiyiedebiyattır #kitap #okudumbitti #kitapsevgisi #kitapokumak #engüzelhediyekitaptır #book @polisiyeokuyankadinlar #books #bookstagram #bookworm #kitapkurdu #polisiyeyazarlar
Ölü SaatlerVassilis Danellis · İstos Yayınları · 202211 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 21:56
Merhaba Fransız edebiyatının baş yapıtları arasında yer alan fabllarıyla ünlü şair jean de la fontaine , ahlaki doğruların algılanmasının zorluğumdan yola çıkarak eserlerinde ahlak dersini kaba bir biçimde değilde incelikle işleyerek vermiş. 46 eser var. 1. Hiç bir şey görmedikleri halde her şey hakkında konuşanlar. 2. Gözleri dolmuş bu huzuru ve bolluğu düşündükçe, tasma izi bazen bağlarlar bizi ,önemli mi ki bu kadar? demiş köpek. Öyle önemli ki demiş kurt hayatta istemem demiş ve kaçmış 3. Karınca : peki sen ne yaptın büyün yaz? Ağustosböceği : şarkılar söyledim . Karınca: eh madem öyle şimdi de dans et bakalım demiş. 4. Böyle zarif bir eş, bu dünya da kime nasip olurmuş? Huylu huyundan vazgeçmez. 5. Gözü yükseklerde insanlarla doludur dünya.. asil, prens olmak ister hiç bir mevki kâfi gelmez, gözleri hep yukarda 6. Pek utanmış tabii karga ama iş işten geçmiş bile.. 7. Varsın okuyucu çıkarsın bir ders, çıkarabiliyorsa. 8. Ne istiyorsunuz hâlâ? Karşılanacak mı sandınız her dileğiniz ? Şimdi bununla yaşamaya öğrenin. 9. Haydi size de iyi günler dilerim. 10. Ama ben de intikamımı alırım, bilesiniz! 11. Aslında sözüm size ey kıymet bilmez zevat! 12. Aşk gözünü kör etmiş bir kere. 13. Ey numaracılar, bunu yazdım sizin için.Dikkat edin de yaptıklarınızın aynısı başınıza gelmesin! 14. Oysa dimdiktir Kafkas Dağları gibi benim başım. 15. “Aptalca” değil de “çılgınca” demeliyim. 16. Yanılmayın, görünüşten ibarettir. 17. Karşılıksız da kalmamış bu iyilik. 18. Bırak bu beyhude övünmeleri. 19. Zaten durup şikayet etse neye yarar? 20. Bundan böyle görünüşüne bakarak Karar verme sakın kimse hakkında. 21. Zihindeki çeşitliliktir esas kıymetli olan. 22. Muhteşem tavşan ve kaplumbağa hikayesi 23. Bu da bize ders olsun ne fazla dürüst olun ne de bir dalkavuk.. 24. Ne oyunları
La Fontaine FabllarJean de La Fontaine · Mavi Bulut Yayıncılık · 20121,909 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 21:53
"Belki de sınırları aşmak, sadece mekânları ve kişileri değil, kimlikleri ve hatta geçmişi bile değiştirebilir." Kitabı bitirip, arka kapağındakini bu yazıyı okuduğunuzda, 372 sayfalık bu sarsıcı maceranın sonunda iç içe geçmiş kurgu-yalan-gerçek-hayal-rüya keşmekeşi üzerinden yaşadığınız kafa karışıklığınız, algı karmaşasıyla dumur oluşunuz ve romanın size yaşattığı envai çeşit hissiyat belki de hafızanızdan hiç silinmeyecek… Stephen King‘in de belirttiği gibi: “Her zaman yazacağım kitapların bir tür kişisel saldırı gibi olması gerektiğini düşündüm ki, bence her romancı böyle yapmalı. Masanın karşı tarafından biri uzanıp iki eliyle yakanıza yapışmış ve sizi tartaklamış gibi bir his bırakmalı. Aklınızı başına getirmeli… Eğer bir okurdan ‘yemeğim boğazımdan geçmedi’ diye bir mektup alırsam, o anki hissiyatımı ancak harika sözcüğü özetleyebilir.” Agota Kristof adını ilk kez Haruki Murakami‘nin Rüzgarın Şarkısını Dinle kitabının sonundaki sunuş yazısında yazarlık serüveninin nasıl başladığından bahsederken okuyup not almış, ama burada özellikle bahsi geçen Büyük Defter‘in de dahil olduğu üçlemeyi okumayı yıllardır ertelemiştim, ta ki bu zamana kadar… Murakami bu sunuş yazısında “Karmaşık, bilgece bir şeyler yazmaya çalışmayı bırak” der, kendisine. “Roman ve edebiyat hakkındaki tüm yerleşik düşüncelerini unutup duygu ve düşüncelerini sana geldiği haliyle kaydet, özgürce, canın nasıl istiyorsa öyle.” Sonra da, romanını İngilizce yazmaya başlar. Fakat, sadece basit ve kısa cümleler yazabilmektedir. Dil sade olmalıdır, düşünceler anlaşılması kolay bir şekilde ifade edilmelidir, betimlemeler konu dışı
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma