Çok denedim, çok uğraştım ve sonra dedim ki hayat güzel
Direnişin melankolisinden açıkçası çok ümitliydim. Çok güzel başladı. Trende olsun, sokaklarda olsun gerginlik beni içine çekti. Ama bir süre sonra yazarın o noktalamamız, paragrafsız, bölümsüz, sadece kelime ve sıfat bombardımanından oluşan üslubu beni aşırı derecede yordu. Yine de didine didine 150. sayfaya geldim ve bir aydınlanma yaşadım. Belki de hayat bir kitap için bu kadar çabalamaya gerek olmayacak kadar kısadır. Yani kısacası dostum, eğer bu yorumu okuyorsan ve benimle aynı duyguları yaşıyorsan, sana kocaman sarılıyorum. Yeni kitaplarda görüşmek üzere
Direnişin MelankolisiLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2023172 okunma
9/10
·192 syf.··
2026 27. kitabı
Mutluluk gerçekten nerede saklı? "Bir espriye birkaç defa gülmüyoruz da aynı acıya neden tekrar tekrar üzülüyoruz?" Mecit Ömür Öztürk'ün kaleminden çıkan Mutluluğun İnşası kitabını okurken bu soru uzun süre zihnimde kaldı. Çocukluğumuzu düşündüm... Soyutla somutun ayrımını bilmediğimiz o yıllarda ne kadar da mutluyduk. Annemizin yaptığı bir tabak makarna, babamızın getirdiği bir çikolata, kardeşlerimizle geçirilen birkaç dakikalık oyun... Mutluluk aslında ne kadar da yakınımızdaymış. Büyüdükçe mutluluğu uzaklarda aramaya başladık. Daha çok şeye sahip olursak mutlu olacağımızı düşündük. Oysa bu kitap bana, mutluluğun dışarıda değil; bakış açımızda, düşüncelerimizde ve yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlarda saklı olduğunu yeniden hatırlattı. Yazar, mutluluğu ulaşılması zor bir hedef olarak değil; emekle, sabırla ve farkındalıkla inşa edilen bir süreç olarak anlatıyor. Ayetler, hadisler, kıssalar ve birbirinden kıymetli alıntılarla desteklenen eser; insanın önce kendi iç dünyasına dönmesi gerektiğini söylüyor. Altını çizdiğim, notlar aldığım çok sayıda sayfa oldu. Özellikle şu cümle uzun süre benimle kalacak: "Şükür, kendiliğinden ortaya çıkmayan, irade ile sürdürülebilecek bir davranıştır." Belki de mutluluk; elimizde olmayanların peşinde koşmaktan çok, elimizde olanların kıymetini fark etmekte gizlidir. Küçük anların değerini bildiğimiz, içimizdeki çocuk kadar saf sevinçler yaşayabildiğimiz günler dilerim. Sizce mutluluk bir varış noktası mı, yoksa her gün yeniden inşa edilen bir yolculuk mu? #Mutluluğunİnşası #MecitÖmürÖztürk #GönülHeybemden
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026187 okunma
Reklam
Yoldaşım bugün veda etti…
Puan vermedi·116 syf.·
2026 6. kitabı
Melisa Kesmez’in kaleminden etkilenince bana hediye edilen kitap olur kendileri. Bu kitaba ilk başladığımda hayatımın zor bir sürecinden gecmekteydim, hâlâ da geçmiş sayılmam. Bu süreçte kitaptaki Türkan gibi ben de yolumu bulmaya çalışıyor, düşünüyor, çırpınıyorken bu kitap bana eşlik ediyordu. Benimle doğada geziniyor, kafelerde oturuyor, ben uyurken baş ucumda uyanmamı bekliyor, hastanede sonuç bekliyor hatta ameliyat sonrası beni odamda bekliyordu. Sonunda bugün bana veda etti… Kitaba gelecek olursak; duygu durumlarını bu kadar güzel ifade eden, dokunan cümleler olunca durup durup düşünüyorsunuz, o yüzden bir çırpıda bitmiyor, iyi ki de bitmiyor. Kendini arayan, içinde bitmek bilmeyen savaşın yer aldığı her kadın okumalı, hissetmeli, demlenmeli. Uyanmalı, ayılmalı okumalar olsun :))
Duygu ve Düşünce
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
8/10
·296 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:37
Bu etkileyici eserin okuma yolculuğunu ✯Bellisperennis✯ hocam ile birlikte gerçekleştirdik. Kitaba dair ortak pencerelerimizi ve iki farklı okuma deneyimimizi aşağıda paylaşmaktayım. ✯Bellisperennis✯; Bir kitabın daha sonuna geldim. Öncelikle neleri beğendiğimden ve nelerin beni zorladığından bahsetmek istiyorum. Açık konuşmak gerekirse, kitabın bazı bölümlerinde anlatım fazlasıyla uzatılmıştı. Bu nedenle okuma temposunun düştüğünü hissettiğim ve zaman zaman sıkıldığım yerler oldu. Ancak buna rağmen kitabın ana fikri ve geçmişi, zamanı değerlendirme biçimi o kadar özgün ve etkileyiciydi ki kesinlikle okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle “hafıza kliniği” fikri ve insanlığın geçmişe sığınma arzusu son derece başarılı, hatta yer yer tüyler ürpertici bir şekilde işlenmiş. Bunun yanı sıra kitap boyunca pek çok yazar, düşünür ve devrimciden verilen örnekler anlatıyı zenginleştiriyor. Geçmişe dair hatıraların izini sürerken, tarihin önemli kırılma noktalarına ve savaşlara da değinilmesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Eğer yavaş ilerleyen ama son sayfasını kapattığınızda zihninizde yeni kapılar açan, uzun süre üzerine düşündüren kitapları seviyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Son olarak, bu kitabı benimle birlikte okuma nezaketinde bulunan Ömer Faruk İnceler hocama da teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculuğu paylaşmak kitabı benim için daha da anlamlı kıldı. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :) Ömer Faruk İnceler ; Zaman Sığınağı ’na başladığımda içimi ısıtan Alzheimer hastaları için kurulmuş o şefkatli geçmiş klinikleri fikri, sayfalar ilerledikçe beni çok şaşırtarak tam bir kaosun ortasına bıraktı. Aslında insanlardaki yalnızlığın verdiği acıyı dindirmek adına çok vicdani, çok insani bir çözümdü. Ama Georgi Gospodinov öyle bir şey yapıyor ki, o masum kaçış alanını alıp tüm
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,737 okunma
Okurken çokta beklentiye girmeyin....
Puan vermedi·368 syf.·
2026 102. kitabı
Her klasikle dost olmak gerekmiyormuş. Bunu bana en net hissettiren kitaplardan biri Madam Bovary oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey hayranlık değil, daha çok bir uzaklıktı. Flaubert'in kalemindeki ustalığı inkâr etmek mümkün değil; karakterlerin ruh hâllerini, dönemin atmosferini ve insanın bitmek bilmeyen arayışlarını büyük bir dikkatle anlatıyor. Ancak tüm bu ustalığa rağmen romanla aramda bir bağ kuramadım. Emma Bovary'nin mutsuzluğunu okudum, hayallerini okudum, hayal kırıklıklarını okudum. Fakat onun peşinden sürüklenemedim. Sürekli başka hayatların özlemini duyması, elindekilerle yetinememesi ve mutluluğu hep başka yerlerde araması bir noktadan sonra beni karaktere yaklaştırmak yerine ondan uzaklaştırdı. Onu anlamaya çalıştım ama sevmeyi başaramadım. Belki de beni en çok zorlayan şey, romanın bende herhangi bir duygu uyandıramamış olmasıydı. Ne öfke, ne üzüntü, ne de merak... Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine girmek yerine dışında kaldığımı hissettim. Kitabı bitirdim ama karakterler benimle birlikte gelmedi. Yine de bu, kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Neden bir klasik olarak kabul edildiğini anlayabiliyorum. Sadece bazı kitaplar hayranlık uyandırırken bazıları okuruyla aynı frekansta buluşamıyor. Madam Bovary benim için edebî değerine saygı duyduğum ama kalbimde yer açamadığım kitaplardan biri... Keyifli vakitler dilerim...
Madam BovaryGustave Flaubert · Ema Yayınları · 201740,9bin okunma
10/10
··
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:41
Sarah Jio... Kaç yaşında okursam okuyayım, her zaman aynı duyguları uyandıran bir yazar. Sahildeki Kulübe, sadece bir aşk hikayesi değil; aynı zamanda dostluğu, kayıpları, pişmanlıkları ve yeniden başlamanın mümkün olduğunu derinden hissettiren sıcacık bir yolculuktu. Kitabın sayfaları arasında gezerken kimi zaman bir sahil rüzgarını, kimi zaman da geçmişe duyulan özlemi hissettim. Son sayfayı kapattığımda geriye sadece bir hikaye değil, uzun süre benimle kalacak duygular kaldı.
Sahildeki KulübeSarah Jio · Pena Yayınları · 201720,6bin okunma
Reklam
Reklam