7/10
·500 syf.··
2026 53. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:31
"Uğultulu Tepeler" bir aşk hikayesi olarak bilinse de kesinlikle romantik bir aşk beklemeyin. Aşk, hırs ve intikamı harmanlayan metin, aşkın ne kadar karanlık olabileceğini gözler önüne seriyor.. Romanda hikayeyi iki anlatıcıdan dinliyoruz. Hikaye birlikte büyüyen Heathcliff ve Catherine'in ilişkilerinin arkadaşlıktan aşka dönüşmesini okuyoruz. Ancak bu aşk, intikam duygusuyla sarıp sarmalanmış yıkıcı bir aşk. Heathcliff o kadar bencil bir karakter ki, kendi huzursuzluğunun, yoksayılmışlığının ve ötelenmesinin intikamını almak için sevdiği kadınla bile mücadele ediyor. Catherine ise çok şımarık, statüye önem veren ve bencil bir karakter.. Bu ikilinin aşkı ve sonrasında olanlar, beni çok sinir etti ve okumakta çok zorlandım. Etrafındaki herkesi ve her şeyi yıkan geçen bir duygu, gerçekten aşk olabilir mi?
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 4139. kitabı
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; insanın içine yerleşir. Gazze'nin Son Kitapçısı da benim için tam olarak öyle bir kitaptı. Sayfalarını çevirdikçe kendimi yıkılmış binaların, toz bulutlarının ve bitmek bilmeyen bir bekleyişin ortasında hissettim. Ama en çok da savaşın, sadece şehirleri değil; insanların anılarını, alışkanlıklarını, umutlarını ve geleceğe dair kurdukları en küçük hayalleri bile nasıl paramparça ettiğini düşündüm. Hikâyenin merkezindeki Nebil karakteri beni en çok etkileyen isim oldu. Etrafındaki dünya yavaş yavaş yok olurken onun kitaplardan vazgeçmemesi, sayfalara gösterdiği özen ve kelimelere duyduğu saygı bana çok dokundu. Kitapçı dükkânı, dört duvardan ibaret bir yer değil; hafızanın, kültürün ve direncin saklandığı küçük bir sığınaktı. O raflarda yalnızca kitaplar değil, bir halkın geçmişi ve kimliği de korunuyordu. Fransız fotoğrafçı Jullien ile Nebil arasındaki diyaloglar kitabın en sevdiğim bölümleriydi. Nebil'in "Bir fotoğraf bir insanı yalnızca bir anın içinde yakalar, peki ya o insanın yaşamı?" sözü uzun süre aklımdan çıkmadı. Çünkü gerçekten de çoğu zaman ekranlarda yalnızca birkaç saniyelik görüntüler görüyoruz. O görüntülerin arkasında ise yıllar, aileler, anılar, kayıplar ve anlatılmayı bekleyen koskoca hayatlar var. Nebil'in "Benim hikâyemi dinlemeye ne dersiniz?" sorusu ise bana göre yalnızca Jullien'e değil, bütün dünyaya yöneltilmiş güçlü bir çağrıydı. Kitap boyunca savaşın bütün ağırlığı hissediliyor ama yazar bunu umutsuzluğu büyüterek değil, insanlığın küçük ama değerli ayrıntılarıyla anlatıyor. Enkazın arasında paylaşılan bir bardak çay, Mahmud Derviş'in dizeleri, kitaplara duyulan sevgi... Bazen insanı ayakta tutan şeylerin ne kadar küçük ama ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha fark ettim. En sevdiğim cümlelerden
Gazze'nin Son KitapçısıRachid Benzine · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025196 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
4/10
·352 syf.··
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 18:56
Yine arka kapak yazısına kandım, yine fena kandırıldım.Benim beklediğim ne, bu ne oldu tam anlamıyla.Cidden anlamıyorum yani editör falan da mı hiçbir şey dememiş.Ben dark romence tarzında gizemli bir şeyler okuyacağımı sanırken altıncı his ile zindan adası karışımı bir şey okudum ki, bu sadece son bölümlere gelince netlik kazandı.O kısma gelene kadar peki ne okudun derseniz cevabım sadece smut.Başka hiçbir şey yoktu desem yeridir.Dark Romence kitaplarında bile bu kadar olmuyor, cidden ne gerek vardı anlamadım madem bu türde bi kitap yazacaksın..Yarısına geldikten sonra bırakmam gerekirdi ama işte benim lanet olasıca merakım yüzünden devam ettim.Ters köşe beni şaşırtsa da çok kısa sürdü çünkü ben bunu daha önce görmüştüm hissi hemen devreye girdi.Bunun için 300 küsür sayfayı okumaya değer miydi?Hayır maalesef değmezdi.
İnceleme
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025395 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 47. kitabı
#yalnızlarodası #nehirgüzel . . Yazarla tanışma kitabım ile geldim,kitap polisiye olduğu için daha çok ilgimi çekti. . Sabit kitabevi olan yalnız yaşayan bir adam bir gün oraya işe başlamak isteyen öğrenci Semih gelir ve biraz da olsa Sabit’in yalnızlığına iyi gelir. Sonrasında Semih’in kız arkadaşı ve Sabit’in hayatına giren kadınların hikayelerini okuyoruz. . Kitapta ana konu yalnızlık ve kendini kalabalıklar içerisinde yalnız hissetmek, hal böyle olunca da günümüz anlatılan kitapta geçmiş yılları da okuyoruz ve aslında bir anda ortadan kaybolan kadınların da geçmişlerini öğreniyoruz. Ortadan kaybolan kadınlar var ve hepsinin tek bir ortak noktası var ve buna ulaşıldığında büyük bir şok yaşanır ve yazar ters köşe yaparak da okuru şaşırtır. . Şimdi ben polisiye türünde aşırı okuduğum için kitap haliyle bana hafif geldi, betimlemeler az o yüzden bir günde okudum ki okurken de merak ettiriyor zaten ki bu da en sevdiğimdir neyse biraz kadın karakterlerin ve konuların geçmiş yıllarda anlatılması karışıklık yaratsa da sonrasında her şey yerli yerine oturdu, katili tabi ki tahmin ettim ama sonrasında şüphe de ettim yazarımız şaşırttı, ben kalemini sevdim diğer kitaplarını da okurum bu türde rahat okuma yapmak isteyenlere de gönülden tavsiye ederim
Yalnızlar OdasıNehir Güzel · Çınaraltı Yayınları · 202614 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 161. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
"KONUŞULMADI ÇÜNKÜ SÖYLENECEK HİÇBİR ŞEY YENİ DEĞİLDİ" "İçimde eskiyen bir şeylerin olması sığınaklarımın birer birer yıkıldığını hissettiriyor ve yabancılaşıyor kalbim günden güne çoğu şeye." Hayatımızda olup bitenler elbette yorucu. İş kayıpları, biten ilişkiler, hayal kırıklıkları... Ama asıl ağır olan, bunların ardında bıraktığı tortu. O anlatılamayanlar. O sindirilemeyenler. O "keşke"ler ve "belki"ler. Kopacak gibi durmak, kopmaktan daha yorucudur. Günümüz insanının en büyük sırrını ifşa ediyor aslında. Yani bazen bırakmak, devam etmekten daha cesurcadır. Kendi gerçeğimizle yüzleşmek, sahte bir huzur içinde sürüklenmekten daha iyidir. En büyük kırılmalar alkışın içinde olur. Ne kadar doğru bir tespit. Başarılı görünen insanların sahne arkasında yaşadıkları çöküşler, ödül törenlerinde gülümserken içi parçalanan sanatçılar, terfi alan ama ruhunu kaybeden çalışanlar, mutlu evlilik fotoğrafları paylaşan ama sabahları aynaya bakamayan insanlar ve daha niceleri. Kalabalık, en iyi saklanma yeridir bir nevi. Her şeyin normal göründüğü anlarda, aslında her şey bitmiştir. Dışarıdan bakıldığında "devam ediyor" görüntüsü aldatır çoğu zaman. İnsan en çok, kimse bakmazken değişir. Kimsenin görmediği yerlerde kopan şeylerden dolayı. Bu kopuşlar sessizdir, çığlıksızdır. Sadece gözlerimizin içinde bir ışığın sönmesiyle belli olur. Sürüklenmek ile yaşamak arasındaki fark? Sürüklenen insan, akıntıya kapılmıştır. Rüzgar nereye eserse oraya gider. Toplum ne derse onu yapar. Beklentileri karşılamak için yaşar, kendi isteklerini değil. Yaşayan insan ise rotasını kendi çizer, durur, sorgular, seçer. Kitapta; ders veren bir ses yok. Sadece şunu söyleyen bir bakış var. Yap ya da yapma, uygulayıp uygulamamak bize kalmış. Devam ediyoruz diye iyi sanılıyor ama çoktan bırakmış oluyoruz bir
Edebiyat
Konuşulmadı Çünkü Söylenecek Hiçbir Şey Yeni DeğildiSezgin Kocabaş · Destek Yayınları · 20264 okunma
Vesvese dediğin nedir ki?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 19. kitabı
Bazı betikler bilgi verir, bazıları avutur, bazıları ise insanın usunun karanlık bucaklarına bir el feneri tutar. VesveseN benim için üçüncü sınıfa girenlerden biri diyebilirim çünkü beyin işleyişinin düşünülmeyen noktalarına dokunuyor. . Mehmet Yıldız, bu betikte yalnızca dinî anlamdaki vesveseyi değil de insanın kendisiyle, geçmişiyle, korkularıyla ve bitmek bilmeyen iç konuşmalarıyla kurduğu ilişkiyi de masaya yatırıyor. Hepimizin zaman zaman yaşadığı “Ya şöyle olursa?”, “Acaba yanlış mı yaptım?”, “Yeterince iyi miyim?”, "Bunu niye düşündüm?" gibi düşüncelerin nasıl büyüyüp yaşamımızı etkileyebildiğini duru, anlaşılır bir dille anlatıyor. . İçeriğin en güçlü yanı, teorik anlatımın içinde gündelik eylemlerden de örnek bulunması. Bir kapıyı kilitleyip kilitlemediğini sürekli yoklayan insanlardan, düşünceleri yüzünden saatlerce kendini sorgulayanlara dek pek çok tanıdık durum üzerinden ilerliyor. Bu da anlatılanları soyut bir düşünce olmaktan çıkarıp somutlaştırıyor. Okurken birçok yerde “Bunu ben de yapıyorum.” dediğimi ayrımsadım. . Özellikle vesveseye yalnızca bir iman sorunu ya da yalnızca şeytanın fısıltısı olarak bakmaması ilgi çekici. Zihnin çalışma biçimi, alışkanlıklar, korkular ve insan psikolojisi üzerinden de değerlendirmeler yapıyor. Bu açıdan betik, konuya ayrı bir pencere açıyor ve okuru tek boyutlu düşünmekten uzaklaştırıyor. . Bununla birlikte betikle ilgili dürüstçe söyleyebileceğim bazı noktalar da var. Eserde Kur’an’dan ve dinî referanslardan yararlanılsa da içerik tamamen Kur’an merkezli bir çerçeveye oturmuyor. Yazarın kendi okuma birikimi, kişisel yorumları ve diğer kaynaklardan edindiği düşünceler anlatının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle yalnızca ayet temelli bir inceleme bekleyen okurlar zaman zaman yazarın bireysel bakış açısının
İnsan ve Duygular
VesvesenMehmet Yıldız · Timaş Yayınları · 2023660 okunma