Zamanın sakisi yalım mollalar
Ayet bilmez yanlış fetvaya başlar
Bir ümmi görüşse yazar imlalar
Ben Ali’yim diye davaya başlar
Ehl-i beyti inkâr eder taş atar
Dünyada meylini cifaya katar
Üç beş mangır için sofuluk satar
Ezilir süzülür takvaya başlar
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Mademki uzun senelerin hasreti içimizde yaramaz bir çocuk gibi tepinmektedir, gel, birbirimizin olalım ve sen bana aşkın da ebedilik kadar tatlı ve güzel olduğunu anlat.... Gel, beni kollarının arasında sık..."
Benim sığınaklarım, her tarafı kapalı alanlar değil, beni kimselerin göremediği yerlerdir. Benim mezarlarım şu ötede uzanmış yatanlar değil, yanımda uyuyup uyananlardır.
Belki konuşsak onları başka türlü de yaşamanın, geri dönüşü bulmanın, yeniden salınan yaprakları umursamanın mümkün olduğuna ikna edebilirdim. Fakat ne onlar ne de ben, bir konuşmayı başlatacak insani duygulara sahiptik. Kördük; boşlukta sallanıyorduk.
Tüm insanlar birbirlerinin kötü yansımalarından ibaretse, biz de yeteri kadar kibirli, acımasız insan tanıdıysak, daha fazlasına ne gerek vardı!
İnançsız insanlar inanmadıklarını söyleseler bile içlerinde bir sızı vardır. İnanan insanların görüntüsü, sözleri batar onlara, sanır ki insanlar onun gıcığına Allah'a inanıyorlar, ibadet ediyorlar. Bu aşağılık kompleksinin kaynağına inebilseler belki de selamete erecekler ama şeytani kibir kapatır bütün yollarını. Çok sık duyduğum bir savunmaları vardır: "Cennete gitmenin şartı; iyi, dürüst insan olmaksa ben de iyiyim..."
Sayfa 163 - Ketebe. 1. Baskı: Mayıs 2026/ İstanbul·Kitabı okudu