9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 119. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Zülfü Livaneli kaleminden Üç Kutuplu Türkiye kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 336 sayfalık bir kitap •"Tarih boyunca bağımsız kafanın kaderi yalnızlıktır" diyor Livaneli. Sırf sürüden ayrıldınız diye herkesin size Bu kimin adamı? gözüyle baktığı bir düzendeyiz. Ve şu cümlesi o kadar tokat gibi ki: "İnsan toplumları vücudunu kiraya vereni aşağılar ama kafasını kiraya vereni yüceltir." ​•Kutuplaşmış ve çeteleşmiş bir düzende kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor; eğer iki tarafa da körü körüne biat etmiyorsanız, anında karşı tarafın adamı ilan ediliyorsunuz. Kutuplaşmanın en sinsi tarafı da bu zaten: İnsan aşırı uçlara kaydığını, kör bir öfkeye teslim olduğunu hiç fark etmiyor. Bir bakıyorsunuz, kapı komşunuzdan sırf sizin gibi düşünmüyor diye ölesiye nefret etmeye başlamışsınız. Kitaptaki benzetmeyle; ülke adeta yere dökülmüş benzin gibi, kibrit çakacak birileri ise dışarıda her zaman hazır bekliyor. Livaneli'nin sorduğu o soru yankılanıyor kulaklarımda: "Herkes mi sağır bu ülkede?" ​•90’lardan bu yana Türkiye’nin Üç Kutuplu bir yapıya hapsolduğunu çok net, tarihsel bir süzgeçle anlatılıyor. Dışarıdan bakınca ideolojik ya da dini görünen bu kavgaların arkasında aslında tamamen dünyevi hırslar, ülkenin kaynaklarını ele geçirme yarışı var. Halk; bayrak, ezan, vatan gibi canından aziz bildiği kavramları kendi çıkarlarına alet edenler tarafından kandırılmaya devam ettikçe bu girdaptan çıkamıyor. Livaneli sol cenaha da çok sert bir özeleştiri getirerek, gerçek umudun ahlaklı ve dürüst bir sol anlayışta olduğunu hatırlatıyor. ​•Peki, bunca karamsarlığın ortasında hiç mi umut yok? Evet, bizi ayıran çok şey var; ama bir an durup düşünürsek bizi birleştiren noktaların çok daha fazla olduğunu göreceğiz. En nihayetinde hepimiz
Üç Kutuplu TürkiyeZülfü Livaneli · Livaneli Vakfı · 202668 okunma
Ölümün ve Arzunun Kesiştiği O Sıcak Mezar
10/10
Edebiyatımızın en fiyakalı, en can acıtan ve kuralları en çok hiçe sayan yeraltı şairi küçük İskender’in, isminin ağırlığıyla bile konforlu alanları darmadağın eden eseri: Ölü Evinde Seks Partisi Bu kitap bir şiir ya da metin toplamı değil; ahlakın, normların ve ölümün kıyısında dans eden bir manifesto. Küçük İskender’in kendi hırçın, cesur ve yaralı diline yakışır bir bakışla, o karanlık odaya giriyoruz bu kitapta. Küçük İskender Türkçe edebiyatta tabu sayılan ne varsa onun üzerine benzin döküp çakmağı çakmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Ölü Evinde Seks Partisi’nde de tam olarak bunu yapıyor. Kitap, isminin çağrıştırdığı o çiğ provokasyonun çok ötesinde, insan varoluşunun en dipteki iki güdüsünü yan yana getiriyor: Eros ve Thanatos. Yani arzu ve ölüm. Yazar, yas tutulan bir evde, çürümeye yüz tutmuş bir cesedin hemen yanı başında insan teninin o amansız, hayvanca ve hayati sıcaklığını parlatıyor. Çünkü İskender’e göre yaşamak, tam da ölümün gözünün içine bakarak sevişebilme cüretidir. "Biz, ölümü bir oda sıcaklığına indirgeyenlerdeniz. Orada ne bir eksik ne bir fazla; sadece tenin kemiğe, kemiğin toprağa borcu ödenir." Kelimelerle sevişen, kuralları siken bir dil İskender’in bu kitaptaki dili, korunaklı odalarında steril hayatlar yaşayan entelektüelleri rahatsız edecek bir çiğliğe sahip. O, kelimeleri süslemiyor; aksine yontuyor, kanatıyor ve okurun yüzüne fırlatıyor. Eşcinsellik, marjinal ilişkiler, uyuşturucu, gecenin görünmeyen yüzü ve kentin lağımları... Hepsi onun estetiğinin bir parçası. Kitap boyunca kurulan her cümle, burjuva ahlakının iki yüzlülüğüne indirilmiş sert bir tokat gibi: "Sizin kutsal saydığınız o temiz çarşaflar, bizim kirli fantezilerimizin yanında sadece birer kefendir. Biz o kefeni yırtıp içinden aşkı çıkardık; sizse aşktan sadece bir evlilik cüzdanı
Edebiyat
Ölü Evinde Seks PartisiKüçük İskender · Sel Yayınları · 2014236 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·256 syf.··
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 17:39
Geoffrey Homes takma adını kullanan eski gazeteci Daniel Mainwaring’in 1946 tarihli eseri Build My Gallows High (Darağacımı Yükseğe Kur), Amerikan kara edebiyatının (hard-boiled) ve sinema tarihinin en saf, en tavizsiz kaderci anıtlarından biridir. Roman, geçmişindeki karanlık dedektiflik günlerini geride bırakıp taşrada küçük bir benzin istasyonu işleterek steril bir hayat kurmaya çalışan Red Bailey’nin, kaçamadığı o uğursuz geçmişi tarafından kıskıvrak yakalanışını konu alır. Mainwaring, bizzat kendisinin senaryolaştırdığı ve Jacques Tourneur’ün yönettiği 1947 yapımı Out of the Past (Geçmişin Gölgesinde) adlı sinema şaheserine de kaynaklık etmiştir. Romandaki femme fatale figürü Marni (sinemada Jane Greer'ın canlandırdığı Kathie Moffat), türün en tehlikeli, nevi şahsına münhasır kadın portrelerinden biridir; o, kötülüğü bir lüks gibi taşıyan ve erkeği kendi darağacını bizzat yüksek kurmaya (build my gallows high) ikna eden tekersiz bir yıkım makinesidir. Robert Mitchum’ın beyaz perdede o kendine has kayıtsız, dumanlı gözleriyle hayat verdiği ana karakterin romandaki prototipi, Amerikan rüyasının o steril taşra yüzeyinin altındaki çürümeyi ve kaderin kaçınılmaz trajik geometrisini dimağda mühürlenmiş bir zaman fragmanı olarak bırakan vakur bir janr klasiğidir.
Build My Gallows HighGeoffrey Homes · Simon & Schuster · 19881 okunma
9/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:00
Olaylar bir benzin istasyonunda bir savcının öldürülmesi ile başlıyor. Olayı araştıran polis memuru olayların hiç beklemediği yönde geliştiğine şahit oluyor. Kitabın her sayfasında ayrı bir heyecan ve aksiyon var. Kitap kısaca diyor ki filler sevişir karıncalar ezilir.
KafesAndrew Gross · Arkadya Yayınları · 2018106 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 99. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 21:51
Mindf*ck III - Kızıl Melek ~ S. T. Abby . Seri öyle hızlı çıkıyor ve benim okuma planımda da öyle üst üste geldi ki aldığım keyfi ve yaşadığım heyecanı tarif edemem Öyle bir kitap ki okudukça ve geçmişe dair detayları öğrendikçe bir katile hak veriyoruz ve FBI ajanımız Logan öğrenmesin istiyoruz. Daha doğrusu öğrensin ama yanımızda olsun istiyoruz. Lana intikam ve ona yapılanlar için, ondan çalınan hayat için büyük bir intikam planı hazırlamış ve yıllarca bunun için beklemişti. Şimdi ince ince işlediği planını gerçekleştirirken sırrını öğrenen biri var ve bu hikayede kim masum, kim mağdur hesaplaşmamaları vardı. Ama bir yandan ona gerçekten bir gelecek hissi veren, kaybetmek istemediği bir adamın varlığı tüm hayatını dolduruyordu. Logan ona en iyi gelen şeydi ama hiçbir şey geçmişin hayaletleriyle olan hesabına engel olamayacaktı. Açık konuşmak gerekirse okudukça ben de vazgeçmesin istedim. Logan’ın Lana’nın üzerine düşmesi, ona bir bebek gibi davranması ve artık itiraf ettikleri sevgileriyle bu çifte bayıldım! Aradıkları seri katilin peşine düştükçe yollarının düştüğü kasaba ise asıl vahşetin merkeziydi. Şeytanlarla dolu bir kasaba resmen. Jake ile birlikte kurdukları plan özellikle o iğrenç kasabaya taştığında soluksuz okudum. Dışarıdan birinin anlamayacağı ama her bir hamleyle geçmişte susan herkesi tetikleyecek planlarını inanılmaz işlediler ve bu sahneler çok etkileyiciydi! Hadley ile aramızda kurulan bağ, adım adım ortaya çıkan o yıkıcı geçmiş ve her şeyin arasında sevgisiyle nefes aldıran Logan müthişti! Logan sırrı çözmeye yaklaştıkça asıl soru zihnimizde belirmeye başlıyor: Logan bir canavarla birlikte olduğunu öğrendiğinde ne olacak? Tüm kasabaya benzin döküp yakmak istiyorum dostlar. Ve öyle bir sonu vardı ki iyi ki dördüncü kitap elimdeydi hemen
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202645 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 16:17
#NahidSırrıÖrik ‘ten #Kıskanmak kitabı nicedir aklımdaydı. Uyarlama dizisini 7-8 bölüm kadar izlemiş ve çok etkilenmiştim. Ancak okurken farkettim ki dizi, kitaptan çok başka bir yolda seyrediyor. Velhasıl hiç şüphesiz kıskançlık duygusunu iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz. Pekala basit bir kardeş kıskanması olabilecekken, zamanında önü alınabilecekken şartlar Seniha’yı korkunç bir kinle intikam almaya iteledi. Seniha çok kıskanç, hasetliğinden beslenen, içi öfke dolu ve dış görünüşüyle de toplumun ‘güzel’kalıplarına uymayan ve bunun bilinciyle büyüyen bir kadın. Nahid Sırrı, Seniha’yı bize sevdirmeye ya da onun kötülüklerini hafifletmeye çalışmıyor. Aksine, onun o muazzam içsel nefretini öyle dürüst ve çıplak bir şekilde önümüze seriyor ki, ister istemez Seniha’nın zekasına ve o yıkıcı sabrına hayran kalıyorsunuz. İstanbul’da iyi bir ailenin çocukları Halit ve Seniha. Aralarında epey bir yaş farkı var. Halit öyle güzel bir çocuk ve delikanlıymış aksine de Seniha öyle çirkinmiş ki yalnız büyük kara gözleri çok güzelmiş. Bir gün annesinin ‘keşke Seniha, Halit’in güzelliğine sahip olsa’ düşüncesine tanık olmuş. Bir kız çocuğu, böyle bir mukayeseye tanık olmuş inanır mısınız? İçinde ufak ufak başlamış hasetlik. Kendisine iyi biri kısmet olmuşken sırf abisinin gurbetteki eğitimi için gönderilecek parayla Seniha’ya çeyiz dizmemek için türlü bahaneler ile geri çevrilmiş bu kısmet. Abisi eğitimini tamamlayıp mesleğini icra ettiğinde ona bakar hem de iyi bir kısmet de ayarlarmış.. Ta aileden gelen bu ayrım körüklemiş aslında kıskançlık ateşini. Çocukluklarında ve gençliklerinde güç tamamen Halit’tedir. Işık onun üzerindedir, para ve sevgi ona akmaktadır; Seniha ise onun gölgesinde, adeta onun artıklarını tüketerek yaşar. Abisinin umursamaz kendini beğenmiş, burnundan kıl
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Everest Yayınları · 20253,356 okunma