En sevdiğim Ahmed Arif şiirlerinden...
Nicedir, Kahpe ağzında bir salgın, bir deprem gibi künyemiz. Nicedir, Başımıza zindan dünyamız. Biz ki Yarınıyız halkın, Umudu, Yüzakıyız, Hıncı, namusu... Şafakl Ahmed Arif Kalbim Dinamit Kuyusu arı, Taa şafakları... Hey canım, Kalbim Dinamit kuyusu...🌹🤍🌸
Alıntı
~ Yangın ~
Ve yine yandım, ama yine yandım Biri ruhumu söndürür sandım Ve buna inandım, ama yine yandım Kimin uğruna, ne uğruna?
Müzik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yalnızlık Epidemisi
Hayatını sadece bir nesneye (kıyafet, ayakkabı, araba vb.) veya küçük bir çevreye (çekirdek aile) indirgeyen insan, toplumsal bir travma anında (deprem, savaş, ekonomik kriz) dayanak noktası bulamaz ve çöker. Bu da dolayısıyla vicdani adaleti öldürür. Erich Fromm Sahip Olmak ya da Olmak
Hayata Dair
Veda
Ağlamayacağım. Zaten hayatım, başkalarının yargılarına göre ağlamakla geçti. Şaşırmıyorum artık. İçimdeki acıların anlaşılmasını da beklemiyorum. Sadece şunu düşündüm: Defalarca deprem görmüş o binanın enkazını kaldırıp yerine yeni, daha sağlam, daha dayanıklı bir bina inşa edebilir miyim? Bugün bunun neredeyse imkânsız olduğunu anladım. Çünkü insanların yerle bir ettiği, kendi doğrularına göre şekillendirdiği hiçbir bina uzun süre ayakta kalamazdı. Acıyor mu? Evet, içim acıyor. Hem de tarifsiz bir şekilde. Ağlamadan ağlamak gibi can çekişmek misali. Kendimden nefret edercesine canım yanıyor. Nasıl bu kadar zayıf oldum? Nasıl bu kadar düşebildim? Belkileri ve umutları hayatımdan sileli yıllar olmuştu. Ama bugün anladım ki insan denilen canlı, yeryüzünde en çok yıkıp dökmekten hoşlanıyor. Üstelik çoğu zaman yıkılmış olana bir tekme de kendisi vurmak istiyor. Şaşırdım mı? Hayır. Ama sanırım bugün yine yıllar öncesine döndüm. Acılarımın bedelini çoktan ödemişken, o acılarla yeniden yargılandığımı hissettim. Bunu atlatabilecek miyim? Gücüm yetecek mi? İşte onu bilmiyorum. Belki de ilk defa gerçekten zayıf düştüm. İlk defa kabussuz bir geceyi, huzurlu bir günü hayal ettim. Şimdi ise o hayalin hüsranı içinde kıvranıyorum. Evet, belki ağlamalıyım. İçim dışıma çıkıncaya kadar ağlamalıyım. Ve belki bir süre insanlardan uzak durmalıyım.Hatta yaşabilecek gücü bulur muyum onuda bilmiyorum evren sana hiç kızgın olmadım,içinde yaşayanlar bir bir birilerinin ölümüne neden oluyor ve bundan zevk alıyor.Peki Allah o niye bu kadar buna müsaade ediyor,bizim itiraz edip haykırdığımız isyan bu oluyor ölüyoruz nedensiz sebepsiz başka insanlar tarafından acımasızca silahsız can çekiştirilip öldürülüyoruz.
1000Kitap
Küresel Tasarımın İç Motoru
Küresel Tasarımın İç Motoru: Türkiye’de Sermaye Transferleri, Elit İkameleri ve Aparat Mekaniğinin Krono-Politik Anatomisi (1952 - 2026) Metodolojik Çerçeve ve Deterministik Matris Modern Türkiye’nin makro-tarihsel patikası, salt iç siyasi rekabetlerin, ideolojik polarizasyonların ya da lineer bir demokratikleşme/otoriterleşme anlatısının ürünü değildir. Karşımızda, küresel hegemonyanın yapısal tasarım dalgaları ile yerel sermaye savaşlarının asimetrik bir biçimde birbirinin üzerine katlandığı, yüksek entropili ve deterministik bir matris bulunmaktadır. Bu matrisin en radikal ve dönüştürücü iç motoru, geç Osmanlı döneminden itibaren devletin kurucu unsuru ve iktisadi omurgası olan Rumeli ve Balkan muhaciri (özellikle Yunanistan göçmeni) seküler elit yapının, gücü ve finansı Karadeniz, Kafkas ve Doğu Anadolu kökenli yeni muhafazakâr/milliyetçi ağlara devretmesidir. Bu elit ikamesi, yalnızca yasal bürokrasinin değil; yargı, emniyet, istihbarat, finansman kanalları ve informal güç odaklarını da kapsayan total bir hegemonya transferidir. Bu süreçte hiçbir ideoloji, aktör ya da ittifak statik kalmamış; küresel sistemin bölgesel ajandası ile içerideki kliklerin hayatta kalma arzusu dönemsel aparatlar üzerinden enstrümante edilmiştir. Her aktörün bir "son kullanma tarihi" (expiration date) bulunmakta ve işlevini tamamlayan unsurlar sistem dışına itilmektedir. Aşağıdaki krono-politik hat; bahse konu derin kurumsal kırılmaların, asimetrik tasfiye mekanizmalarının ve büyük servet transferlerinin rasyonel, deterministik ve bütüncül bir dökümüdür. Krono-Politik Hat ve Jeopolitik Kırılma Eşikleri NATO Üyeliği ve Çevreleme Stratejisinin Kurumsal İmzası 18 Şubat 1952 Türkiye resmi olarak NATO’ya kabul edildi. Bu adım, devletin güvenlik bürokrasisinin küresel takvime entegre
Tarih
Türkiye Ekonomi-Politiğinde Elit Değişimi ve Deterministik Matris
Küresel Tasarımın İç Motoru: Türkiye’de Sermaye Transferleri, Elit İkameleri ve Aparat Mekaniğinin Krono-Politik Anatomisi (1952 - 2026) Türkiye Ekonomi-Politiğinde Elit Değişimi ve Deterministik Matris Modern Türkiye'nin makro-tarihsel patikası, salt iç siyasi rekabetlerin ya da lineer bir demokratikleşme anlatısının ürünü değildir. Karşımızda, küresel hegemonyanın yapısal tasarım dalgaları ile yerel sermaye savaşlarının asimetrik bir biçimde birbirinin üzerine katlandığı yüksek entropili bir matris bulunmaktadır. Bu matrisin en radikal motoru, devletin kurucu unsuru olan Rumeli ve Balkan muhaciri (özellikle Yunanistan göçmeni) seküler elit yapının, gücü ve finansı Karadeniz, Kafkas ve Anadolu kökenli yeni muhafazakar/milliyetçi ağlara devretmesidir. Bu elit ikamesi, yalnızca yasal bürokrasinin değil; yargı, emniyet, istihbarat ve informal güç odaklarını da kapsayan total bir hegemonya transferidir. Bu süreçte hiçbir ideoloji, aktör ya da ittifak statik kalmamış; küresel sistemin bölgesel ajandası ile içerideki kliklerin hayatta kalma arzusu dönemsel aparatlar üzerinden enstrümante edilmiştir. Aşağıdaki krono-politik hat; bahse konu derin kurumsal kırılmaların, tasfiye mekanizmalarının ve büyük servet transferlerinin rasyonel ve deterministik bir dökümüdür. NATO Üyeliği ve Çevreleme Stratejisinin Kurumsal İmzası 18 Şubat 1952 Türkiye resmi olarak NATO’ya kabul edildi. Bu adım, devletin güvenlik bürokrasisinin küresel takvime entegre edildiği ve iç siyasi parametrelerin transatlantik barajına göre ayarlandığı kurucu eşiktir. Kurucu Rumeli eliti, bekasını Batı nizamına endekslemiştir. 27 Mayıs Askeri Darbesi ve İlk Sistemik Format 27 Mayıs 1960 Menderes yönetiminin son dönemindeki ekonomik sıkışmışlık ve SSCB ile yakınlaşma arayışları, ordu içindeki NATO eksenli
1000Kitap