Hayırsızlar alemi
8/10
·690 syf.··
2026 11. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 04:14
Bu kitap hakkında spoilersız uzun bir inceleme yazmak zor çünkü ilk yarısında Meira'nın unutmuş olduğu geçmişini okuyoruz, ikinci yarısında da olaylar Meira'nın anılarını hatırladıktan sonra yapacağı seçime göre ilerliyor. Bu yüzden yaşanan olaylar hakkında pek bir şey diyemeyeceğim, genel olarak nasıl bir kitaptı ondan bahsedebilirim sadece. Geçmişte Maria'yı okuyoruz ve Maria gerçekten de saf kötü, iğrenç biri. Böyle bir karakter okumak istiyorsanız sizi kesinlikle tatmin edecektir, gerçekten kötü olan bir karakter okumak benim de hoşuma gitti ancak bir yandan da yaptıkları karşısında kimi zaman kalakaldım. Tavırları da sinir krizi geçirmeme sebep oldu, anne babana yazık gerçekten Maria. Binadan itme ve - özellikle de - ormanda geçen şu kovalama sahnesinde ağzım açık kaldı resmen, kitaplardaki tetikleyici unsurlardan kolay kolay rahatsız olmam ben ancak bu sahnelerde içim acıdı. O kadar üzüldüm ki o ikisine. İlk kitapta Uygar'ın ağzından okuduğumuz o uzun bölümler canınızı çok sıkmış olabilir. Benim de sıkmıştı ancak gereksiz değilmiş onlar, hepsi değilmiş en azından. Arka planda yaşananları okumak da ayrı hoşuma gitti benim. Son olarak da geçmişle ilgili şunu söyleyebilirim ki Uygar'a çok üzüldüm ben. Adamın babası da annesi de üvey babası da hayırsız. Hepsinin cehenneme kadar yolu var ancak beni en çok sinirlendiren kişi annesi oldu. Ben bir ebeveynin kendi hayatını yaşamak, yeni bir sayfa açmak için kendi evladını terk etmesine katlanamıyorum. Tamam, kocan sana gerçekten çok kötü davrandığı için onu bırakıp gitmek en büyük hakkın ancak çocuğunun günahı ne? O da seninle aynı şeyleri yaşamış ve sen onu o adama bırakıp gidiyorsun. Çocuk yıllarca senin için çabaladıktan sonra da yüzsüzce ona o sözleri söylüyorsun. Bakmayacaksan yapmasaydın abla, en başında
Lilith'in Gözyaşları IIAnna Tsintsadze · Lapis Kitap · 2025229 okunma
8/10
·212 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
Kısmi sürprizbozan cümleler içerir. 19. sayfadan inceleme yazmaya başlatmak hem unutkanlığıma hem de Selçuk Baran'a yakışırdı bir tek. Fakat kitabı okur okumaz incelemeyi paylaşmayınca da işte kaç gün sonrasına kalıyor. Fakat iyi ki paylaşmadım hemen, inceleme yapan insanların düşüncelerini okudukça evet bundan da bahsetmeliydim deyip tekrardan düzeltiyordum metnimi. Selçuk Baran'ı öyle herkesin sevebileceğine inanmıyorum. Anlattığı konular olsun, anlatma biçimi olsun herkese hitap etmiyor. Sıkıcı gelebilir veya anlatılan karakterde kendinizi bulduğunuz için o kitap hiç bitsin istemezsiniz. Henüz okuduğum ikinci eseri olmasına rağmen beni kendine o kadar bağladı ki keşke şu an yaşasaydı da gidip kendisini görebilseydim. Daha da üzücü olanı, Baran'ın okuyucuya ulaşamadığını düşündüğü için yazmayı bırakmış olması. 1995 yılında Berat Günçıkan bir yazısında, Selçuk Baran’ın sekiz kitabı olmasına rağmen yalnızca iki kitabının olduğunu yazmış. Zaten zor bir dönemden geçiyor kadın neden üzerine daha da gitmiş hiç bilmiyorum ama Baran da bir cevap yazmış: "Lütfen siz de beni biraz daha gölgeye itmeyin... Ben iki kitap yazmadım, sekiz kitap yazdım. Yazı yazmayı son iki yıldır bıraktım. Nedeni de Türk okuyucusuna bir türlü ulaşamamam, bu yüzden de okunamamam. Demek ki ben okuruma yakın olmayı beceremedim, bu yüzden çekilmeye yöneldim." O kadar duygulandım ki bunu okurken. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi Güz Gelmeden kitabı yayıncılar tarafından reddedilmiş ve bir daha eser kaleme almamış... AĞLAYACAĞIM. Kitap 3 karakterimizi kendi dünyalarından bakmamızı sağlayacak şekilde 3 bölüm ve buna ek olayların karmaşık hâle geldiği Evlilik ve Gidenler adlı toplam 5 bölüm şeklinde anlatılmış. Seyfi'den başlarsak; bu çocuk Ankara'ya büyük hayallerle geliyor aslında ama hayat onu bir
1000Kitap
Bozkır ÇiçekleriSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20211,274 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osmanlı’ya direnen kahraman, İskender Bey!
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 01:05
Değeri hiçbir zaman tam anlamıyla bilinmemiş şahane bir savaşçıyı, çeşitli kaynaklardan derleyerek en objektif şekliyle ele aldığı için yazar Haluk Başaran kardeşimi içtenlikle kutluyorum. Arnavut milletinin kahramanı Gjergj Katriota yani namıdiğer İskender Bey’in ilk başta Osmanlı’ya sadıkken daha sonra hakkının verilmemesinin sonucu olarak halkının bağımsızlığı uğruna verdiği mücadeleler ve zekâsı ve stratejik hamleleriyle büyük orduları mağlup ederek kısa sürede herkesin dikkatini çekmiş ve çekinilecek bir savaşçı hâline gelmiştir. Mücadelelerin sebebine farklı kaynaklarda farklı açıklamalar yapılsa da yazarımız bunları ortak bir paydada bütünleştirerek okuyucunun bakış açısını sağlam bir zemine oturtmayı başarıyor. Şahsen bende böyle bir etki bıraktı. Feodal Arnavutluk prenslikleri, Kastriotlar ve elbette İskender Bey ile ilgili hiçbir bilgiye sahip değilken bu eser sonunda bu başlıklarla ilgili en detaylı tartışmaların içinde yer alabileceğim bir seviyeye geldim. Kesinlikle okunmalı, şiddetle tavsiye ediyorum. …ESERLE İLGİLİ NOTLAR İÇERİR… GİRİŞ Arnavutlar, Osmanlı hâkimiyetini ‘Savra Muharebesi’ sonuncunda tanımışlardır. İkinci Murat’ın Balkanlar ilerleyeşi hususunda Yvan ili olarak adlandırılan bölgede Kastriota ailesinin dört tane oğlu Osmanlı hakimiyetine verilir bunlardan Gjergj adında olanı devşirme olarak İskender adını alır. Bu adam öldürülen kardeşlerinin öcünü almak isteyecek ve Osmanlı’nın başına uzun yıllar çok bela açacaktır. İskender Bey’in az mühimmat ve elindeki az kuvvetle Osmanlı devletine karşı elde ettiği başarılar Hristiyanlık dünyasının kalbi Papalı ve batı krallarının da dikkatini çekmiştir . İkinci Murat İskender Bey mevzusuna bir çözüm getiremeden vefat edince, bir tarafta Osmanlı kartalı olarak bilinen
1000Kitap
Arnavut İsyanları ve İskender BeyHaluk Başaran · Post Yayınevi · 20254 okunma
Mürekkebe Boyanan Sardunya | Sümeyye Demirkan | İnceleme
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 14:30
Mürekkebe Boyanan Sardunya-3 Mürekkebe Boyanan Sardunya - 2 Mürekkebe Boyanan Sardunya - 1 Sümeyye Demirkan Herkese merhabaaa! Bu hafta kendimi bu seriye adadım. Biraz derslere ara verdim ve bu güzel kitabı daha fazla kitaplığımda bekletmek istemedim. Ben kitap okurken çok sık paylaşım yapamıyorum, alıntıları da genelde klasik kitaplarda yapıyorum sebebini ise bilmiyorum. Nedense gençlik romanlarını bir çırpıda okumayı seviyorum. Bu kitap da bir içimlikti. Konusundan bahsedeceğim önce. Akif Selim Çakırca sessiz, sakin, kendi dünyasında yaşayan gençtir. Ruhu hassas nadir adamlardandır. Spoiler vermemeye çaba göstereceğim. Mislina Farah ise sardunyaları, köpeği Çakır, kuşu Kumru ile Akif Selim'in alt katında yaşamaktadır. Bu iki karakterimiz Ankara'da edebiyat bölümü okumaktadır ve ikinci sınıftır. Mislina Farah ise Akif Selim'e ilk görüşte aşık olmuştur ve Mislina Farah o kadar güzel aşık olmuştur ki... Siz bunu okursanız anlarsınız. Çok naif, soft, kuş gibi bir aşk hikayesi. Sümeyye Demirkan kitapları kötü son iyi son fark etmeksizin beni hep ağlatıyor. Sonu güzel bitti kitabın ve ağlattı evet. Notanın Ervahı hariç yazarın tüm kitaplarını okudum ve kendisinin büyük hayranıyım. Ne yazsa da okurum bence. Notanın Ervahı serisi de bitsin direkt okuyacağım. Yazarın dili çok güzel. Her cümlesi, her kelimesi arkadaşlar kalbinize bu kadar dokunamaz ama dokunuyor. Hayatıma kendisi çok şey kattı. Akif Selim'le kendi arkadaşımı hatırladım hep. Akif Selim meğerse benim de hayatımdaymış ama farklı bir rolde. Arkadaşım olarak. :)) Keşke Mislina olsam ben de ama Mislina değilim, pek de olamam açıkçası. Mislina çok farklı bir ruh çünkü. Onun ruhu hiçbir yerde yazılmaz. Yazılmayacak da... İçerik olarak çok temiz, dostluk olan aile kokan aşk kokan bir tabak mandalina ile başlayan bir kurgu. Kadir karakteri en sevdiğim yan karakter oldu ve kalbim
Edebiyat
Mürekkebe Boyanan Sardunya-3Sümeyye Demirkan · Ephesus Yayınları · 2022860 okunma
10/10
·312 syf.··
2024 118. kitabı
Selaamm Gençlik Salih Başkomiser, hayatının sonbaharına yaklaşmış bir polis memuru. Eşi Cavidan'ın ölümünden sonra, tüm sevgisini ve enerjisini kızı İpek'e adayan Salih, emeklilik günlerini sabırsızlıkla beklemektedir. Ancak, bir sabah meslek hayatınin belki de en çetrefilli davası kapısını çalar. Rasim'in ani bir çağrısıyla kendini Okmeydan''ndaki bir cinayet mahalline doğru yolda bulur. Cinayete kurban giden kişi Abuzer Karagül"dür: adeta kötülüğün vücut bulmuş hâli. Abuzer Karagül, suç dünyasında kendine yer edinmiş, adaletin boşluklarından yararlanarak her defasında paçayı sıyırmış bir isimdir. İnsanlığa dair en temel değerleri çiğnemekten çekinmeyen Abuzer, toplumun en kırılgan üyelerini bile hedef alan bir zalimdir. 10 yaşındaki Berat adındaki Down sendromlu bir çocuğa yaptıkları ise tüyler ürperticidir. Ancak bu kez, onu koruyan hukuk oyunları ve sahte raporlar da canını kurtarmaya yetmez. Bir gün, tanımadığı bir el tarafından vahşice öldürülür. Halatlarla asılip ardindan pala ile ortadan ikiye ayrılan Abuzer'in cesedi, adeta işlediği suçların ağırlığını taşır. Salih ve ekibi, bu cinayeti çözmek için kolları sıvar. Ancak karşılarında alışılmadık bir katil vardır. Katil, işlediği cinayette tek bir iz dahi birakmayacak kadar ustalıkla çalışmıştır. Bu durum, Salih'i her geçen gün daha fazla çıkmaza sürükler. Ekip, maktulün hayatına dair karanlık sırları araştırırken, Abuzer'in yalnızca bir başlangıç olduğunu fark ederler. Bu cinayet, katilin durmayacağının ve toplumun en karanlık köşelerine uzanacağının habercisidir. Fakat bir yandan da, işlenen bu cinayet toplumda bir tür rahatlama duygusu yaratır. Abuzer gibi bir insanın ölümünün gerçekten bir adalet mi yoksa başka bir intikam türü mü olduğunu sorgulatır. Beni Kim Öldürdü, yalnızca bir polisiye roman değil;
Beni Kim ÖldürdüAhmet Küçükkerniç · Kumran Yayınları · 2016113 okunma
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2024 22:10
Bu şiir kitabını yaklaşık bir yıl Önce Sahaflarda dolaşırken almıştım bir şiir kitabını bir çırpıda okumak gelmiyor içimde sindire sindire o günki ruh halime göre bazen bir sayfa bazende okudukça okuyasım geliyor bir bakmışım yüz sayfa okumuşum. Cahit Zarifoğlunun Şiirleri her okuyucuya farklı bir tad bırakıyor kitap yer yer anlaşılmaz şiirler Zenedilsede aslında şiirleri insanı geçmişe götürüyor. hani hep duymuşsunuz en çok hangi şair yada yazarla tanışmak istersiniz sorusunu bu soruya cahit zarifoğlu derdim ilk başta bu şiirleri yazarken düşüncesini ve bazı şiirlerininin kapalığını açıklamasını isterdim bide tabiki sohbet etmek isterdim. cahit zarifoğlunun etkisinde kaldığım şiiri eşi berat hanıma yazdığı şiiridir ve beni etkisine alması anlatılan hikayedenmidir bilmiyorum soyadı gibi Zarif olan cahit zarifoğlunun berat hanıma yazdığı şiirin hikayeyi anlatıyım Berat hanım bir gün" o kadar şiir yazıyorsun bana bir şiir yazmadın" diye. sitem eder Cahit Zarifoğluda tebessüm ederek Berat hanımdan bir kağıt ve kalem ister ve yazmaya başlar. Berat hanım kendisine yazılan şiirin hikayesini şöyle anlatır. “Cahit Bey evde hep daktilo başında, sürekli yazı yazardı.Ben de bir gün biraz da sitem ederek dedim ki, ‘O kadar şiirin var, devamlı daktilo başındasın, bana bir şiir yazmadın.’ Hemen kâğıt kalem istedi, bana şiir yazacakmış. Birden utandım, mahcup oldum, hem ben söyledikten sonra yazmasının ne kıymeti var diye içimden geçirdim, kâğıt kalem getirmeyi kabûl etmedim. Ama o çok ısrar etti ve kâğıdı kalemi alıp başladı şiir yazmaya. ‘Bir anda ne yazacaksın, şiir öyle yazılır mı?’ falan diye itiraz etsem de ‘Şair adamım, ilham beklememe gerek yok, hemen yazacağım.’ diyor ve hâlâ sitemime gülüyordu.Şiirini tamamlayıp uzattı kâğıdı ‘Bu şiir senin.’ dedi.Ama kabûl etmedim. ‘Öyle
ŞiirlerCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 20214,961 okunma