BERAT CACU

BERAT CACU
@berat_cacu
Puan vermedi
Başkalarının aşk öykülerini her zaman bilmeyiz, onların nesnesi,hedefi,amacı kendimiz olduğumuzda bile Başka bir insanla kurulan diğer birçok ilişki gibi bir insanı sevmek de, ne yazık ki, bir iddia taşır. Bir insanı sevdiğimizi söylemek, bir insanı sevdiğini iddia etmek olur her zaman. Ve yaşamımız boyunca diğer bütün iddialarımız gibi bunda da sınanırız. Annesinden bir şeyi almasını çok fazla istedikten, ağlayıp çağırdıktan sonra elde ettiği şeyden bir süre sonra sıkılmaya başladığını belli etmekten çekinen bir çocuk gibi; sevgimiz sınandığında da her zaman bu iddiamız aklımıza gelir ve direnmeyi seçeriz, çoğu durumda sevdiğimiz insandan gelen şeyleri görmezden gelmeye meylederiz. Yaptığı ya da yapmadığı şeyler için kendince haklı sebepleri olduğunu düşünmeye çalışırız. Sevginin ölçüsü sevilenin yaptıklarının hangi ölçüde görmezden gelindiği olur çoğu zaman. Çocukluk zamanlarından beri beraber olan Berta ve Tomàs. Tomàs'ın Oxford'da okuduğu dönemde başına gelen bir olay ve Berta ile paylaştıkları hayatlarının devamında bu olayın yankıları. Bir kadının sevdiği adam ile sınanması. Bekleyişler arasında enfes bir dille bize aktarılan duyguların yoğunluğu. İspanyol ve dünya edebiyatının büyük ustası Marias'tan keskin ve derin karakter analizleri ile bir ilişkinin sınır noktaları ve anatomisi. Kitapta aynı zamanda Franco dönemi İspanya'sı ve o çağ dünyasının politikasını, insanların bu politik olaylara dari fikirlerini ve hislerini duymak da mümkün. Şahane çeviri için de sayın Neyyire Gül Işık'ı da tebrik etmeden geçmemek gerekir.
Edebiyat
Berta IslaJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2019144 okunma
Reklam
Puan vermedi
Bize çok sıradanmış gibi görünen ve hakikaten de sıradan olan hayatlar, çoğu zaman beklenmedik sebeplerden ya da olaylardan dolayı değişir. Ve bu değişimler sadece değişen kişiyi değil, aynı zamanda çevresindeki insanları da etkiler. Kişinin etrafında hissedilmesi çok kolay, sanki uzanılsa dokunulacakmış gibi bir tuhaflık ve kırgın bir sıradanlık oluşur. Çok sıradan bir kadın, sıradan bir adam ve sıradan bir evlilik. Kadın bir gece bir rüya görür ve artık hiçbir şey sıradan değildir. Kadın gördüğü rüyadan sonra tuhaf davranmaya başlar ama ilk görülen tuhaf durum artık hiç et yememesidir. Kocası bunun geçici olduğunu ve bir zaman sonra karısının eski sıradan karısı olacağını düşünür ancak hiç de öyle değildir. Bu değişimin etkisi bu evlilikle de sınırlı kalmaz üstelik. Kitaptaki duygular çok güzel bir şekilde, sıradanlıkları bozulmuş halde okura aktarılıyor. Cinsellik, aile ilişkileri, insanın karanlık düşünce yapısı ve bir insanın insan olmasının sınırlarını zorladığı ve insan olmanın sınırına geldiği bir durum. Çok başarılı bir metin. Yazarın diğer eserlerini okumayı bekliyorum. Han Kang
Edebiyat
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
Puan vermedi
Zeki Demirkubuz geçenlerde izlediğim bir röportajında şöyle bir ifade kullandı: “Sıradan insanların destanı…”. Filmlerini bu kadar sevmemin bir sebebinin de bu olduğunu düşündüm o zaman. O filmlerde izlerken kendimizi özdeşleştirdiğimiz, yakınlık kurduğumuz, bazen nefret ettiğimiz, bazen anlam veremediğimiz hareketlerde bulunan o kahramanlar her gün yanından geçip gittiğimiz insanlar. Paul Auster’ın son bitirdiğim romanından sonra tekrar aklıma geldi bu söz. Karakterleri tasvir ediş şekli, onların duygularını samimi bir şekilde; okuyucusuna güvenen bir yazar olduğu izlenimini veriyor. Bu çok önemli bir şey. Bazı kitapları okurken cümlelerin arasından yazarın okuyucusunu tiye aldığını, küçümsediğini, hatta bazen aldatmaya çalıştığını fark edersiniz. Auster’da öyle değil. Karakteri; gerçekten yazarın kendisinin de sahip olduklarını düşündüğü özellikleri ile aktarmaya çaba gösteriyor. Sıradan insanların hayatlarının hiç de sıradan olmadığını, aslında o sıradanlıkların içinde anlatılmaya layık duygular, düşünceler olduğunu görüyorsunuz. Sadece karakterlerinin bu özelliklerini tasvirde değil, aynı zamanda kendi düşüncelerini tasvirde ve aktarmada da çok samimi bir yazar Auster. Okurken kafasındakileri size güvenerek açtığını hissettiğiniz bir dost izlenimi alıyorsunuz yazardan. Çok samimi ve içten bir okur-yazar ilişkisi kuruluyor böylece. Kitabın karakteri yaşı biraz geçkin, kanser hastası, karısından boşanmış, sevgili kızı ile arası bozuk olan hayat sigortacılığından emekli Nathan Glass. Nathan, hayatının son demlerini geçirmek için sakin bir yer aramaktadır. Bir süre düşündükten sonra Brooklyn’de karar kılar. Orasının kendisi için maceradan uzak, sakin bir yer olacağı düşüncesi ile Brooklyn’e yerleşmeye karar verir. İlk günlerde hayatı sandığı gibi giderken bir süre
Brooklyn ÇılgınlıklarıPaul Auster · Can Yayınları · 2024656 okunma
HER OKUMA PAUL AUSTER İÇİN BİR NOBEL OYU!!!
10/10
·1128 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
Bir gün bana '' bir kitap çıkacak ve senin bir kitaptan beklediğin bütün sanatsal ve entellektüel öğeleri içerecek deseler galiba güler geçerdim. ama paul auster yazdı . zaten diline hayran olduğum bir yazardı. bir de bunu harika yazarlık yeteneği ve edebiyat tecrübesi olan bir kurgu ile birleştirmiş. Edebiyatta sanatsal doyuruculuk nasıl olur diye bir ders olsa galiba bu kitap o dersin kaynak kitabı olurdu. Bu şaheserden sonra 2021 nobel ödülü paul auster'dan başkasına haramdır. Son olarak enfes çevirisi için Seçkin Selvi hocaya saygılarımı sunarım.
Edebiyat
4 3 2 1Paul Auster · Can Yayınları · 2017654 okunma
BİR SENGİNE YEKPARE ACEM MÜLKÜ FEDADIR...
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
Mükemmel bir kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, bir günde bitirmek hiç de zor olmadı ama çok daha uzun olsun isterdim. Kitap istanbulun fethini bir nevi fatihin gözünden de anlatıyor denilebilir. Postmodernizmi çok iyi işlemiş. Diğer kitaplarını da okurum diye düşünüyorum...
Boğazkesen: Fatih'in RomanıNedim Gürsel · Can Yayınları · 1995297 okunma
Reklam