Herkese merhaba, inceleme yazıma nasıl başlayacağımı bu sefer buldum sanırsam. İlk önce ben de bıraktığı izleri anlatmak uygun olur diye düşündüm doğrusu, neyse çok uzatmadan inceleme yazısına başlayalım. Kitabı ilk elime aldığımda sanki bir savaş kitabı okuyacağımı, hatta komik gelecektir belki Çanakkale savaşı eseri sanmıştım. Kitabın ilk sayfalarında Tuna karakteri ile tanışmam ve bir anda iç savaş tehlikesinde bulması garipsetmişti. İkinci bölümden karakteri tanımaya başlamam başta empati kuramama sebep oldu doğrusu, yavaş yavaş Tuna, Aras, Ada karakterlerini tanıdıkça onlara ısınmaya başladım. Özellikle Şair Doğan; muazzam bir karakter doğrusu, zihin dünyamın gelişim evresinde öyle bir adama sahip olmak isterdim. O naif ve duygusal yapısı, çocuklarla anlaşım tarzı, kullandığı kelimeleri doğru seçimi falan doğrusu etkiledi beni fazlasıyla. En başta kitabın Türkiyeli kavramını övmesi, sol fikirlerden bahsedip onları yüceltmeye çabalaması biraz okuma hevesimi kırmadı değil, lakin iyi ki de devam edip okumuşum. Farklı bakış açısı ve farklı dünya görüşleri kazandım bu sayede. Özellikle Mavi Tuna karakteri ellerimde büyüdü, onun kişilik olarak gelişimi, hayata bakışı, Meriç'e olan tutumu, savaş anında ki tutumu, dedesine olan bağlılığı, kahramanı olan abisine olan hayranlığı ve özellikle Ada'ya olan sevgisi. Öyle tasvir ediyor ki kitap Ada'yı, sanki gerçek gibiydi, hayatımdan biriydi. Bazen sinirlendim, bazen sevindim ve en kötüsü Aras'ın ölümünde üzüldüm. En az empati kurabildiğim karakter Aras'tı, lakin hayatımda yaşamış, sanki onu tanıyormuşum da gibiydi. Empati kuramadım lakin biliyordum, tanıyordum sanki Aras'ı. Doğrusu kitap fazlasıyla güzel bi eser, beklentinin fazlasıyla üstünde. Herkesin çok şey bulabileceğine inandığım bir eser, okuyun, okutun dostlar.