Şunu çok sık duydum: "Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum." Demek ki Dostoyevski'nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların özel hayatını unutmak lazım. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
önceden açıklanan her şeyin dışında
örneğin en sıcak ülkelerin yazında
en soğukların kışında
yanarım üşürüm berbat olurum
hiçbir şeye yaramam
ama yine seni severim
o zaman sen de beni sev
evet.
Buradakiler sadece yiyorlar,içiyorlar,uyuyorlar, sonrada ölüyorlar… Başkaları geliyor dünyaya ve onlar da yiyorlar, içiyorlar ve can sıkıntısından körelmemek için hayatlarını berbat dedikodularla, votkayla, kart oyunlarıyla ve davalarla geçiriyorlar. Kadınlar kocalarını aldatıyor, kocalar yalan söylüyor, hiçbir şey görmemiş ve hiçbir şey duymamış gibi yapıyorlar. Karşı konulmaz kaba kuvvet çocukları ezip geçiyor, Tanrı’nın kıvılcımı içlerinde sönüyor, babaları ile anneleri gibi birer ölüymüşçesine birbirlerine benzeyecek kadar serseri oluyorlar.
Biliyorsun Theo, kabullenmesi en zor şeylerden biri , en çok ihtiyacımız olduğu zaman sevilmemiş olduğumuzdur. Sevilmemiş olmanın acısı berbat bir histir.