Adı:
Ferdydurke
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9786056501982
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ferdydurke
Çeviri:
Osman Fırat Baş
Yayınevi:
Jaguar Yayınları
"Ferdydurke'yi, Proust'un ölümünden sonra yazılmış üç veya dört büyük romandan birisi olarak görüyorum."
-Milan Kundera-

"Ferdydurke, Nietzsche'ci diyebileceğim birkaç romandan birisi ve kesinlikle tek 'komik' romandır, eğer böyle bir tanımlama yapılabilirse."
-Susan Sontag-

"Gombrowicz, bu yüzyılda, hatta belki de başka bir yüzyılda da kavrayamayacağımız meseleleri dert edinmiştir."
-Czeslaw Milosz-

Polonya'da 1937'de yayımlanan Ferdydurke ilk önce Naziler, sonrasındaysa Komünist rejim tarafından yıllarca yasaklı kaldı. Savaştan hemen önce Arjantin'e yerleşen Gombrowicz, on yıl sonra Arjantinli arkadaşlarının yardımı ve teşvikiyle kendi romanını İspanyolcaya çevirince Ferdydurke kendi dilindeki tutsaklığından kurtulmakla kalmadı, Avrupa'nın da "edebiyat olayı" haline geldi: Modern roman, yeni bir başyapıt kazanmıştı. Fakat Ferdydurke baş döndürücü kimyasıyla sadece hayranlık değil merak da uyandırdı. Okumayanları okumaya, okuyanları ise bir sihrin büyüsünü anlamaya çağıran bir meraktı bu. Ne olup bittiğini anlamak isteyen veya kitabı bir başkasına tavsiye ederken zorlanan okurların yardımına neyse ki Gombrowicz'in kendisi yetişti:

"Kendisine çocuk gibi davrandıkları için bir çocuğa dönüşen bir adamın grotesk bir hikâyesidir bu. Ferdydurke, insanoğlunun Büyük Toyluğu'nu ortaya çıkarmaya amaçlıyor. Kitapta da açıklandığı üzere, kendisini bazı davranışlarla açıklamak zorunda kalan saydam ve belirsiz bir varlıktır insan. Sonunda dışarıdan bakıldığında -başkaları için- kendi içinde olduğundan çok daha belirli ve kesin hale gelir. Bu durum, insanın gizli toyluğu ve başkalarıyla iletişime geçerken takındığı maske arasında trajik bir bölünmeye yol açar. Asıl kişiliğini bu maskeye uyarlamaktan başka çaresi kalmaz insanın; sanki göründüğü kişi, kendisiymiş gibi. 'Ferdydurke insanı'nın da başkaları tarafından yaratılmış olduğunu; insanların, kendilerine 'varoluş şekilleri' diyebileceğimiz yeni şekiller dayatarak kendilerini yarattıklarını söyleyebiliriz."

Ferdydurke, Osman Fırat Baş'ın yıllar süren çalışmasıyla Lehçe aslından Türkçeye ilk kez çevrildi.
(Tanıtım Bülteninden)
Ferdydurke kitabını ilk keşfimde zaten özel bir metin ve yazarla karşı karşıya olduğumun farkındaydım , okuduğumda da yanılmamış olduğumu gördüm ve bu beni mutlu etti. Yazarın farklı bir tarzı ve özel bir anlatımı var, metninde Kafka'dan , Beckett'den ve Joyce' dan izler görmek mutluluğumu daha da arttırdı . Okuduğum yazarın eserinde benim de sevdiğim yazarlardan izler görmek o yazarı daha da sevmemi sağlar, özellikle metinde Beckett tavrı görmek ayrı bir hoş oldu benim için .Uzun zamandır böyle sarsıcı bir eser arıyordum. Beni en çok sarıp sarmalayan eserlerin bir adım iki adım gerisinde onları takip ediyor, enfes bir yapıt ancak kafanız sakinken okumalısınız. Belli duraklardan geçmiş yeni yazarlar arayan özel okurların büyük bir ilgiyle ve heyecanla okuyacağı enfes bir yapıt, kitapta çok ters köşeler var bu da kitabı daha enfes bir yapıt haline dönüştürmüş.
"Okuduğunuz bir kitap sizi başka bir kitaba götürür" Bu kitabı ve özellikle de yazarın farkındalığını en son okuduğum " Montano Hastalığı" adlı kitaptan dolayı farkına varıp okudum. İlk okuduğum andan itibaren de şaşırtıcı bir biçimde yazarın etkisi altında kalarak baştan sona büyük bir ilgi ve merak ile okudum.

Witold Gombrowicsz; genç toy bir delikanlı olan Yuzef üzerinden ve onun yaşadıklarından, kendi gelişme sürecimizde ergenlik çağında gerçekleştirdiklerimizi ya da başaramadıklarımızı, amaçlarımızı şu an kalbimizde hangi dileklerimizin ne ölçüde değiştiğini, ilkelerimizin ne gibi sarsıntılara uğradığını, bir başkasının hayatımızın o döneminde ne gibi değişimlere neden olduğunu, insanın son referans noktasının, başka bir mutlak değer değil, ama yine insan olduğunu göstermeye çalışırken, resmi olmayan hatta yasal olmayan mitolojinin yaratıldığı, kendisine aşık yeni yetmeliğin insanlıkta saklı kalmış çekinceli güçlerin gücünü ve aşağıda olanın, yukarıda bulunanın üstüne yıkıldığı o vahşetin şiirini vurguluyor.

1968 yılında bir oy fark ile Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanamayan Gombrowicz ' in
en çok sevdiğim özelliği Groteks tarzda yazım şekli oldu.

Bu kitabi okuyacaklara kitabi okumaya başlamadan önce, Hayatın Tüm olumsuzluklarını bir kenara bırakıp sıradışı bir yazar olan Gombrowicz ' in

Düş âlemine dalın derim...
Kitap grotesk tarzda yazılmış yer yer komik,eğlenceli bir roman. Eğitim sistemi, insanların şekilciliği, aristokratlar, köylüler hepsi yazarın hedefinde. Özellikle günümüzde sosyal medyayla tavan yapmış insanların biçime verdiği önemle bol bol dalga geçiliyor. (Kitap 1937'de yayınlanmış.) Saçma olayların eşliğiyle kitapta sürüklenirken bir yandan da birçok konuda derin düşüncelere dalıyorsunuz. Beni fazlasıyla heyacanlandıran ve sarsan bir kitap oldu. Ayrıca kitabı orjinal dilinden çeviren Osman Fırat Baş kitabın sonundaki sonsözünde çok ileriki kuşaklara ulaşacağını bilerek gezi olaylarına selam gönderiyor..
İş büyük dehalara karşı hayranlık aşılamak olunca, okul gibisi yoktur!
Witold Gombrowicz
Sayfa 63 - Jaguar
"Ama olunan şeyden nasıl kaçılır; bir dayanak noktası, bir direnme zemini nerede bulunur? Biçimimiz bize nüfuz eder; dışarıdan olduğu kadar, içeriden de hapseder bizi."
"Bir şeyin içine tıkılmış gibi görünüyorlardı; sanki bir şeyin içine iyi bir şekilde konulmamış, zamana ve mekana kötü yerleştirilmiş gibiydiler."
"Gerçeklikse, o da yassılmış, o da iflahı kesilmiş, eğilip bükülmüş, paralanmış halde ağırdan ağıra bir ülkü dünyasına dönüşüyordu ki artık ver hayali, verdikçe ver!"
"İnsani varlık kendisini dolaysız ve doğasına uygun bir şekilde değil, ama hep belirli bir biçim içinde ifade eder ve o biçim, o üslup, o oluş tarzı sadece bizden çıkmaz, bize dışarıdan dayatılır - ve işte bu yüzdendir ki o aynı insan dışarıya kendisini, ona nasıl bir üslubun denk geldiğine ve diğer insanlara nasıl bağımlı olduğuna bağlı olarak, akıllıca ya da aptalca, kan dökücü ya da meleksi, olgun ya da olgunlaşmamış şekilde gösterebiliyor."
Beyler, sanat sunağının önünde diz çökerken insanlara çevirmeye cüret ettiğiniz poponuzu kim şaplaklasın?
Nasıl delicesine tedbirli olmak zorundayız! Hayat nasıl da zor ve aldatıcı, nasıl da önceden kestirelemez şey!
Witold Gombrowicz
Sayfa 251 - Jaguar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ferdydurke
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
352
ISBN:
9786056501982
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ferdydurke
Çeviri:
Osman Fırat Baş
Yayınevi:
Jaguar Yayınları
"Ferdydurke'yi, Proust'un ölümünden sonra yazılmış üç veya dört büyük romandan birisi olarak görüyorum."
-Milan Kundera-

"Ferdydurke, Nietzsche'ci diyebileceğim birkaç romandan birisi ve kesinlikle tek 'komik' romandır, eğer böyle bir tanımlama yapılabilirse."
-Susan Sontag-

"Gombrowicz, bu yüzyılda, hatta belki de başka bir yüzyılda da kavrayamayacağımız meseleleri dert edinmiştir."
-Czeslaw Milosz-

Polonya'da 1937'de yayımlanan Ferdydurke ilk önce Naziler, sonrasındaysa Komünist rejim tarafından yıllarca yasaklı kaldı. Savaştan hemen önce Arjantin'e yerleşen Gombrowicz, on yıl sonra Arjantinli arkadaşlarının yardımı ve teşvikiyle kendi romanını İspanyolcaya çevirince Ferdydurke kendi dilindeki tutsaklığından kurtulmakla kalmadı, Avrupa'nın da "edebiyat olayı" haline geldi: Modern roman, yeni bir başyapıt kazanmıştı. Fakat Ferdydurke baş döndürücü kimyasıyla sadece hayranlık değil merak da uyandırdı. Okumayanları okumaya, okuyanları ise bir sihrin büyüsünü anlamaya çağıran bir meraktı bu. Ne olup bittiğini anlamak isteyen veya kitabı bir başkasına tavsiye ederken zorlanan okurların yardımına neyse ki Gombrowicz'in kendisi yetişti:

"Kendisine çocuk gibi davrandıkları için bir çocuğa dönüşen bir adamın grotesk bir hikâyesidir bu. Ferdydurke, insanoğlunun Büyük Toyluğu'nu ortaya çıkarmaya amaçlıyor. Kitapta da açıklandığı üzere, kendisini bazı davranışlarla açıklamak zorunda kalan saydam ve belirsiz bir varlıktır insan. Sonunda dışarıdan bakıldığında -başkaları için- kendi içinde olduğundan çok daha belirli ve kesin hale gelir. Bu durum, insanın gizli toyluğu ve başkalarıyla iletişime geçerken takındığı maske arasında trajik bir bölünmeye yol açar. Asıl kişiliğini bu maskeye uyarlamaktan başka çaresi kalmaz insanın; sanki göründüğü kişi, kendisiymiş gibi. 'Ferdydurke insanı'nın da başkaları tarafından yaratılmış olduğunu; insanların, kendilerine 'varoluş şekilleri' diyebileceğimiz yeni şekiller dayatarak kendilerini yarattıklarını söyleyebiliriz."

Ferdydurke, Osman Fırat Baş'ın yıllar süren çalışmasıyla Lehçe aslından Türkçeye ilk kez çevrildi.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Biri
  • salaskafa
  • Ayşegül Üldes
  • Fırat Özbey
  • DESTİNA ÖYKÜ
  • burak inal
  • Barış Ağca
  • Burak Erdoğdu
  • birsen
  • Berk Liman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%42.9 (3)
8
%28.6 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0