Adı:
Ferdydurke
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
266
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Ferdydurke
Ferdydurke
Yirminci yüzyıl romanının doruklarından birini oluşturan Ferdydurke sınıflandırılamaz bir yapıttır. Siyasal bir alegori, modern uygarlığın gerçeküstücü bir incelemesi, varoluşçu bir roman ve klasik Polonya edebiyatının tüm ögelerini içeren karmaşık bir parodi olduğu şeklinde farklı değerlendirmelere tabi tutulsa da ortak kanı, tartışmasız bir başyapıt olduğudur. Yayımlandıktan kısa bir süre sonra Polonya'da yasaklanan bu saygısız, satirik yapıt, toplumsallığın her alanına şiddetli bir saldırı, bir isyan, bir lanettir...
352 syf.
·5 günde
Yazarın kitabı(1937). İlk eserinde böyle özgün ve değerli bir eser ortaya çıkaran yazarın diğer kitaplarını da çok merak ediyorum.

Yapısal kurgu bakımından Franz Kafka’nın Dönüşüm ve Dava eserlerine selam çakıyor. Baş kahraman Joseph Kowalski, Dava’daki Joseph K.’yı anımsatıyor. 30 yaşındaki kahramanın kendisini bir anda 17 yaşında bulması ise, dönüşümdeki ilk sahneyi hatırlatan ortak nokta.

Varoluş felsefesinin yeni yeni tanımlandığı dönemde, insanların oluşumlarının kendi duygu, düşünce ve davranışlarıyla değil; diğer insanlar tarafından oluşturulduğu argümanını merkeze alan, sanat, aile okul kavramları, toplumsal farklılık, anarşi gibi birçok kavramın sorgulandığı, kurgudan ziyade bilinç akışıyla oluşmuş bir eser.

Kolay okudum mu, tabii ki hayır. Ama zoru severiz. Düşündüren, varoluş felsefesine meraklı, özgün bir roman okumak isteyenlere tavsiyemdir.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Ferdydurke kitabını ilk keşfimde zaten özel bir metin ve yazarla karşı karşıya olduğumun farkındaydım , okuduğumda da yanılmamış olduğumu gördüm ve bu beni mutlu etti. Yazarın farklı bir tarzı ve özel bir anlatımı var, metninde Kafka'dan , Beckett'den ve Joyce' dan izler görmek mutluluğumu daha da arttırdı . Okuduğum yazarın eserinde benim de sevdiğim yazarlardan izler görmek o yazarı daha da sevmemi sağlar, özellikle metinde Beckett tavrı görmek ayrı bir hoş oldu benim için .Uzun zamandır böyle sarsıcı bir eser arıyordum. Beni en çok sarıp sarmalayan eserlerin bir adım iki adım gerisinde onları takip ediyor, enfes bir yapıt ancak kafanız sakinken okumalısınız. Belli duraklardan geçmiş yeni yazarlar arayan özel okurların büyük bir ilgiyle ve heyecanla okuyacağı enfes bir yapıt, kitapta çok ters köşeler var bu da kitabı daha enfes bir yapıt haline dönüştürmüş.
352 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
"Okuduğunuz bir kitap sizi başka bir kitaba götürür" Bu kitabı ve özellikle de yazarın farkındalığını en son okuduğum " Montano Hastalığı" adlı kitaptan dolayı farkına varıp okudum. İlk okuduğum andan itibaren de şaşırtıcı bir biçimde yazarın etkisi altında kalarak baştan sona büyük bir ilgi ve merak ile okudum.

Witold Gombrowicsz; genç toy bir delikanlı olan Yuzef üzerinden ve onun yaşadıklarından, kendi gelişme sürecimizde ergenlik çağında gerçekleştirdiklerimizi ya da başaramadıklarımızı, amaçlarımızı şu an kalbimizde hangi dileklerimizin ne ölçüde değiştiğini, ilkelerimizin ne gibi sarsıntılara uğradığını, bir başkasının hayatımızın o döneminde ne gibi değişimlere neden olduğunu, insanın son referans noktasının, başka bir mutlak değer değil, ama yine insan olduğunu göstermeye çalışırken, resmi olmayan hatta yasal olmayan mitolojinin yaratıldığı, kendisine aşık yeni yetmeliğin insanlıkta saklı kalmış çekinceli güçlerin gücünü ve aşağıda olanın, yukarıda bulunanın üstüne yıkıldığı o vahşetin şiirini vurguluyor.

1968 yılında bir oy fark ile Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanamayan Gombrowicz ' in
en çok sevdiğim özelliği Groteks tarzda yazım şekli oldu.

Bu kitabi okuyacaklara kitabi okumaya başlamadan önce, Hayatın Tüm olumsuzluklarını bir kenara bırakıp sıradışı bir yazar olan Gombrowicz ' in

Düş âlemine dalın derim...
352 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Kitap grotesk tarzda yazılmış yer yer komik,eğlenceli bir roman. Eğitim sistemi, insanların şekilciliği, aristokratlar, köylüler hepsi yazarın hedefinde. Özellikle günümüzde sosyal medyayla tavan yapmış insanların biçime verdiği önemle bol bol dalga geçiliyor. (Kitap 1937'de yayınlanmış.) Saçma olayların eşliğiyle kitapta sürüklenirken bir yandan da birçok konuda derin düşüncelere dalıyorsunuz. Beni fazlasıyla heyacanlandıran ve sarsan bir kitap oldu. Ayrıca kitabı orjinal dilinden çeviren Osman Fırat Baş kitabın sonundaki sonsözünde çok ileriki kuşaklara ulaşacağını bilerek gezi olaylarına selam gönderiyor..
İşte böyle kimileri için akıllı, kimileri için aptal, kimileri için önemli, berikiler için zor bela farkına varılan, birilerine fazla bayağıyken, başka birilerine aristokrat gelen biriydim.
İnsanlığın şanssızlığı şu ki bu dünyada varoluşumuz hiçbir belli ve kalıcı bir hiyerarşi içinde yürümüyor, her şey akıp gidiyor, her şey yapılıyor, her şey kımıldayıp duruyor ve herkes herkesi etkiliyor; zır cahil, dar görüşlü, anlayışı kıt insanların yargıları zeki, parlak, becerikli insanların yargılarından daha az önemli olmuyor.
Bütün kurallara göre yapılandırılmış bir eser -sizce- bir bütünü mü yoksa bir parçayı mı ifade eder?
Gerçekten de, bir insan için en önemli ve gelecekteki gelişmesi için kesinlikle gerekli olan şey neye göre davranıp, kendini neye göre ayarladığıdır. Eylemlerinde, sözlerinde, saplantılarında, yazdıklarında...
Bir görüş ne denli aptalca ve darsa, bizim için o ölçüde önemli ve etkili olduğunu iddia ediyorum; hani dar bir ayakkabı varlığını ayağa tam uyan bir ayakkabıdan nasıl daha şiddetli duyuruyorsa, işte aynen öyle.
Sempatik bir öğretmenden daha kötü bir şey yoktur; bir de özellikle kişisel düşünceleri varsa. Gençlerin bizim gibi dürüst insanlara, yetenekli pedagoglara bağlı kalmaları için, onlara damgasını vuracak o güzelim olgunlaşmamışlığı, o sempatik beceriksizliği ya da güçsüzlüğü, o yaşamı bilmezliği kafalarına ancak sevimsiz bir Öğretmen sokabilir. Ancak böyle uygun bir öğretmen kadrosu ile bütün dünyayı çocuklaştırabiliriz.
Yeni devir! Siz, gençler, günümüzün nesli. Yaşlıları küçümsüyorsunuz, kendi aranızda ise hemen birbirinizle senli benli oluyorsunuz. Saygı yok, geçmiş kültü yok; varsa yoksa dans, kürek, Amerika, anı yaşama içgüdüsü, carpe diem var, ah siz gençler!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ferdydurke
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
266
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755391151
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Baskılar:
Ferdydurke
Ferdydurke
Yirminci yüzyıl romanının doruklarından birini oluşturan Ferdydurke sınıflandırılamaz bir yapıttır. Siyasal bir alegori, modern uygarlığın gerçeküstücü bir incelemesi, varoluşçu bir roman ve klasik Polonya edebiyatının tüm ögelerini içeren karmaşık bir parodi olduğu şeklinde farklı değerlendirmelere tabi tutulsa da ortak kanı, tartışmasız bir başyapıt olduğudur. Yayımlandıktan kısa bir süre sonra Polonya'da yasaklanan bu saygısız, satirik yapıt, toplumsallığın her alanına şiddetli bir saldırı, bir isyan, bir lanettir...

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Z. Aytuğ Türk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0