Velazquez ve Estetik Modernizm

Manet

Michel Foucault
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 29 dk.
Sayfa Sayısı:
123
Basım Tarihi:
21 Eylül 2018
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
ISBN:
9789750524691
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Manet- Velázquez ve Estetik Modernizm
9/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2021 113. kitabı
Merhabalar, bugün Michel Foucault'un "Manet- Velázquez ve Estetik Modernizm" adlı derlemesiyle geldim. Bu özel ve güzel kitabı bana çook sevdiğim bir öğrencim yollamış ve hediye etmişti. :) Okurken, tahmin edersiniz ki büyük bir haz duydum. Konu resim, estetik olunca tabii, daha bir tadından yenmez oluyor benim için :) Foucault'un, iki ressam üzerine (Manet ve Velazquez) incelemeleri, estetik düşüncenin temel metinleri olmakla beraber, bu iki sanatçının o dönemki dünya görüşünü de anlamamızı sağlıyor. Bu kitabı özellikle sanatseverlere ve meraklılarına tavsiye ederim. Not: Size kitap hediye eden insanlar var ya, onları ayrı sevin. Şimdilik bu kadar. Sanatla kitapla ve sevgiyle kalın dostlar.
Araştırma-İnceleme
ManetMichel Foucault · İletişim Yayıncılık · 201857 okunma
8/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Öncelikle bu kitap 4 ana başlıktan oluşuyor. İlk başlık Foucault'nun Tunusta verdiği konferanstan oluşmakta bu konferansın konusu, Manet'nin sanatı üzerine. Foucault, Manet'nin sanatını 3 başlık altında incelemiş bunlar ise; mekan, ışık ve seyircinin konumu şeklinde. İkinci başlık yine Foucault'nun, Velazquez'in Nedimeler tablosu üzerine burada da özellikle seyircinin konumu ve ışık üzerinde durmuş. Sonraki iki başlık ise Carole Talon-Hugon ile David Marie'nin Manet'nin sanatı ve modernizm, seyircinin konumu üzerine makaleleri. Bu makaleler birbirine üslup ve anlam açısından oldukça yakın makaleler. İki makalede de Foucault ve Fried'ın Manet'nin eserlerine bakışı üzerine bir kıyaslama yapılmış. Fried, Foucault'nun Tunus konferansında bir süre sonra aynı konuyu irdelemiş fakat farklı bakış açılarından ele almış. Makalelerde bu iki önemli kişinin Manet'nin sanatına bakış açıları arasındaki fark ve benzerlikler üzerine değinilmiş ve temelde birbirlerini tamamlamalarının şaşırtıcı sonucuna varılmış. Genel anlamda bu kitabı anlamak için kanımca sanatın önceki ve sonraki dönemlerini, Manet'nin hangi dönemde hangi sanat akımı çerçevesinde ve nasıl sanatsal bir üsluba sahip olduğunu bilmek gerekir. Böyle bir eğitim alan varsa kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap çünkü Foucault'nun ifadeleri sanat tarihine damga vuran ifadeler. Sanat tarihine yeni yeni ilgi duymaya başladıysanız da biraz birikim sonrasında çok da güzel okunur :)
Akademik
ManetMichel Foucault · İletişim Yayıncılık · 201857 okunma
8/10
·123 syf.··
Beğendi
·
2023 67. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2023 23:11
Kitabın Foucault 'nun konferansların derlemesinden oluşan 1. ve 2. bölüm çok güzel bir akıcılığa sahip. Bir sonraki bölümde ise bu konferanslardan sonra Bataille ve Fried yorumları karşılaştırılmış tarihsel düzlemde konu akışı tamamlanmış. Son bölümde David Marie'nin kaleminden çıkan kısım eklenmese 10/10 bir kitap olacakmış. Tabii ki bu benim fikrim ama yeni hiçbir şey söylemeyen bu kısımda daireler çizerek konunun içinde sıkışıp kalıyoruz. Bence son bölümü okumadan kitap harika!
ManetMichel Foucault · İletişim Yayıncılık · 201857 okunma
8/10
·123 syf.··
2018 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2018 00:00
Kitap, Michel Foucault’nun 1971’de Tunus’ta verdiği bir konferans metni aslında. Kitaplaştırılmış. İyi ki yapılmış diyorsunuz, inanılmaz lezzetli bir bilgiler içeriyor; sanat tarihi, felsefe,
ManetMichel Foucault · İletişim Yayıncılık · 201857 okunma

Yazar Hakkında

Michel FoucaultYazar · 54 kitap
Michel Foucault Fransız düşünür, sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog. 15 Ekim 1926’da Poitiers'de doğdu. Babası, oğlunun kendi kariyerini takip etmesini isteyen bir cerrahtı. Foucault, Saint-Stanislas Okulunu bitirdikten sonra, saygın bir okul olan Paris’teki 4. Henry Lisesi’ne girdi. 1946’da, daha önce sınavlarında başarısız olduğu École Normale Supérieure’e kabul edilen dördüncü öğrenciydi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Poitiers, Alman ordularının işgali altında kaldı. Maurice Merleau-Ponty ile felsefe çalıştı. 1948’de felsefe diplomasını, 1950’de psikoloji diplomasını aldı ve 1952’de psikopatoloji diplomasıyla ödüllendirildi. 1950-1953 yılları arasında Fransa Komünist Partisi'nde yer almıştır. Partiye girişi Louis Althusser aracılığıyla olmuştur. Ancak Stalin'in Sovyetler Birliği'nde izlediği politikalar onu partiden soğutmuş ve bir süre sonra partiden ayrılmıştır. 1954’ten itibaren dört yıl İsveç’te Uppsala Üniversitesi’nde doktora tezini yazdı. Zamanın Uppsala Üniversitesinin pozitivist damarı Foucault'un tezini bilimsel bulmayıp kabul etmedi. Birer yıl da Varşova ve Hamburg Üniversitelerinde Fransızca öğretti. 1960’da Fransaya Clermont-Ferrand Üniversitesine felsefe bölüm başkanı olarak döndü. "Delilik ve Medeniyet" (Folie et déraison. Histoire de la folie à l'âge classique) kitabındaki teziyle doktorayla ödüllendirildi. Aynı yıl Foucault, kendinden on yaş küçük olan felsefe öğrencisi Daniel Defert’la tanıştı. Defert’ın politik aktivizmi çalışmalarında ona yol gösterdi. Foucault, Defert’la aralarındaki ilişki için çok sonraları bunun zaman zaman da aşka benzeyen uzun soluklu bir tutku ilişkisi olduğunu söyledi. Foucault’nun ikinci önemli eseri "Kelimeler ve Şeyler" (Les mots et les choses) 1966’da yayımlanan karşılaştırmalı bir ekonomi, doğa ve dil bilimleri çalışmasıydı. Çok satan bu kitap Foucault’nun adının tanınmasında büyük rol oynadı. 1966-1968 arasında Defert’la birlikte Tunus’a gitti ve birlikte tekrar Paris’e döndüler. Foucault, Vicennes’deki Paris-VIII Üniversitesi’nde Felsefe bölüm başkanı oldu, Defert da sosyoloji bölümünde ders vermeye başladı. 1968 öğrenci hareketinden oldukça etkilendiler. Aynı yıl Foucault başka aydınlarla beraber Hapishane Bilgilendirme Grubu’nu (Groupe d'information sur les prisons) kurdu. 1969’da "Bilginin Arkeolojisi"’ni (Archéologie du savoir) yayımladı. 1970’de en önemli araştırma enstitülerinden biri olan Fransa Koleji’ne Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçildi. 1975’te belki de en etkili kitabı olan "Hapishanenin Doğuşu"’nu (La naissance de la prison) yayımladı. Ömrünün kalan yıllarında kendini "Cinselliğin Tarihi" (Histoire de la sexualité) çalışmasına adadı. 1976’da ilk cildini yayımladı, çalışmasını tam bitirememiş olsa da ikinci ve üçüncü ciltler 1984’teki ölümünden hemen sonra yayımlandı. 1978'li yıllarda İran'da Şah karşıtı gösteriler ayyuka çıktığında Foucault, Corriere della Sera ve Le Nouvel Observateur dergilerine muhabirlik yapmış, İran'ı ziyaret etmiştir. Paris'te Ayetullah Humeyni ile görüşmüş, İran'daki muhalefet liderleri ve gösteriye katılan insanlarla mülakatlar gerçekleştirmiştir. İran'a ilişkin "Ruhsuz dünyanın ruhu" gibi yazdığı makaleler ve kullandığı "siyasi ruhanilik" kavramı ilginçtir. Bu makaleler İngilizceye çok sonradan tercüme edilmiş, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından ilgi görmüş; siyasal İslam, İran-Batı ilişkileri bağlamında incelenen metinler olmuştur. Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini söylemiştir. 25 Haziran 1984'te Paris'te yakalandığı AIDS hastalığı nedeniyle vefat etmiştir. Foucault' un felsefi yönünün anlaşılması, bir sosyal bilimler öğrencisi için aşılması ayrıcalık getirecek bir eşiktir. Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Postmodernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir. Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Faucault bütün düşüncelerin, hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, lezbiyen, transseksüel, biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir (modernite bu kavramları asla kabul edemezdi). Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler.