Güzel Türkçe
10/10
·728 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
Şah İsmail'in şiirlerindeki tatlılık sizleri de çok etkileyecektir, eminim. Divan edebiyatına ilgi duyuyorsanız, pek çok beyti berceste beyit kıvamında olan bu müthiş divanı mutlaka okumalısınız.
Şah İsmail Hata'i KülliyatıŞah İsmail Hatayi · Kaknüs Yayınları · 200629 okunma
Kitaplar ucuzdur sigarlardan
Puan vermedi·118 syf.··
2026 3. kitabı
George Orwell & Kitaplar ve Sigaralar Bir yazarın yaşadığı hayat onun yazılarına muhakkak yansır. Bu bazen sessiz ve derinden bazen bağıra çağıra olur. George Orwell yaşadığı hayat çerçevesinde, çevresini çok iyi gözlemlemiş ve bu birikimi yazdıklarına yansıtmış bir kalem olarak karşımıza çıkıyor. Yirminci yüzyılın başlarında İngiltere'de katı bir eğitim süreci, İngiliz sömürgesi altındaki Burma'da yaşadığı çalışma hayatı, emperyalizme karşı geliştirdiği öfke (Bunu Hayvan Çiftliği romanında görürüz), İspanya iç savaşında gönüllü askerlik devresi derken yazarın kalemi nasibini almış bu çalkantılı hayattan. Kitaba gelecek olursak yedi bölümden oluşuyor deneme tarzı diye kayıtlara geçmiş lakin daha cok hayatından kesitler sunduğu bir anı kitabı gibi. Kapakta yazan isim "Kitaplar ve Sigaralar" kitabın ilk makalesi olarak yerini alıyor. Bu kısa makalede kitaplara harcanan paraları hesaplamış; kitap okumanın ve satın almanın çok pahalıya mal olan şeyler olduğu düşüncesini çürütmeye çalışmış. Sigaraya harcadığı paranın kitaba harcadığından daha fazla olduğu neticesini gözler önüne sererken aslında kitap okumanın ucuz bir eğlence çesidi olduğunuda sayısal verilerle ispat ediyor Kitapçı Anıları bölümünde yaşadığı tecrübeler üzerinden kitapçılara gelen, oralarda takılan, hatta kitabı almayıp sadece sipariş edip ugramayanlardan bahsediyor. Kitapçıda çalışırken de kitaplara bakışının değiştiği ortaya çıkıyor. Şöyleki para vererek temin ettiği kitapların değerli kitaplar olması hususunda dikkat etmeye başlıyor. Bu kısımda kendimi buldum diyebilirim. Bir zamanlar elime geçen herseyi okurdum ve belirli bir zevkim, fikrim, ideolojim yoktu. Lakin cok boş kitaplar okuduğumu yıllar geçtikçe anladım ve artık bir kitaba para vereceksem ona gerçekten değecek bir çalışma olması
Kitaplar ve SigaralarGeorge Orwell · Sel Yayıncılık · 20134,770 okunma
Reklam
Bir Kitap Sohbeti - 5
Puan vermedi·176 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 15:13
Görünmeye çalışarak iç derinliğinden mahrum kalmak yerine Derdi; Görerek ruhunu doyurmak olan Berceste ile okumuş olduğumuz Gabriel Garcia Marquez 'in Aşk ve Öbür Cinler kitabının söyleşisini siz değerli okurların ilgisine sunuyoruz. Galeyan : Hocam Marquez’i nasıl tanımlarsınızdan başlayalım dilerseniz. Berceste : Gabriel Garcia Marquez kitap deryasındaki büyük balıklardan. Galeyan : Açıkçası deryadaki büyük balığı ben ilk defa okudum sizin vesilenizle, o yüzden ben size sorayım, onu sizin nezdinizde büyük balık yapan nedir? Berceste : Büyük balık yapan en büyük neden büyülü gerçekliği kendi iklimine uydurması. Gabriel Garcia Marquez okumak bir kitap okumaktan çok bir coğrafyanın iklimine girmek gibi, Dağlık sisli arazisini kendi topografyasında oluşturuyor. Onun arazisine adım attığınızda ona kendinizi bırakmanız gerekir. Kelimeleri kılavuz olur. Zamanı lineer bir akışta işlemez coğrafyasının zamanı hafızadır. Galeyan : Her kavrama kendi ruhunu üfleyebilen seçkin yazarlardan diyebilir miyiz o zaman? Berceste: Elbette Kendinizi Gabo’ya bırakırsanız kendi ikliminin ruhunu yaşatır hocam. Keyifle kitabını elinize alırsınız, okuduğum 17. Kitabı fakat bittikçe okuduklarım da var. Sizin Gabo’yla ilk intibanız nasıldı? Galeyan : Ben geç kalınmış bir tanışma olarak görüyorum kendi adıma, akarken boğmayan güzelleme peşinde koşmadan gerçeğin büyüsünü sunan adamı okumaya devam edeceğim. Berceste: Her kavramın insanda bulduğu olguyu büyülü olarak ele alması çok farklı bir olağanüstü anlatım gerektiriyor. Gabo bunu çok özel bir üslupla başarıyor. Sıradan bir olayın içindeki işleyiş insandaki yansımasını aktarmayı çok güçlü başarıyor. Sierva Maria’da olan da buna benzer bir olayla başlıyor Galeyan : Sıradanlığın kaybettirdiği şeyler çok sıradan olmuyor çoğu zaman, Maria sıradan doğdu sıradışı yaşadı
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Elimden bırakamadan okudum bu kitabı; bir yandan da duvara fırlatıp atma isteğiyle. Beni en çok sarsan metinlerin ortak noktası bu galiba: insanı uçlarda dolaştırmaları, rahatsız etmeleri, kaçacak yer bırakmamaları. Vejetaryen aslında çok yakından tanıdığımız bir meseleyi odağına alıyor: tahakküm. Erkek egemen sistemin kadın bedeni ve iradesi üzerindeki tahakkümünü, insanın hayvan bedeni üzerindeki sınırsız tahakkümüyle birlikte düşünüyor. Çünkü ikisi de aynı ahlaki kökten, aynı şiddet dilinden besleniyor. İlk bölümde, kadının vejetaryen oluşu bir tercih değil, bir bedensel grev gibi. Kocası için mesele karısının ne hissettiği değil, evde et pişmemesi. Ailesi için mesele kızlarının ruh hali değil, “damada mahcup olmamak”. Kadın, kendi hayatının öznesi değil, başkalarının konforunu sağlayan bir düzen parçası. Ataerki burada kaba bir şiddetle değil, gündelik alışkanlıklarla işliyor: “normal” olan her şey, kadının silinmesi üzerine kurulu. İkinci bölümde bakışın enişteye geçmesiyle şiddet biçim değiştiriyor. Kadın bu kez bir fantezi nesnesine dönüşüyor. Bedeni çiçeklerle boyanıyor, bitkiye benzetiliyor. Daha rafine bir kılığı var bu sefer düzenin: Kadın, bu kez de güzel bir yüzey, üzerine anlam yazılacak bir tuval. Kadının insanlığını görünmez kılan bir fetişizm bu. Üçüncü bölümde ise en sarsıcı bakış geliyor: abla. Güçlü, ayakta kalan, hayatı sürdüren kadın. Ama onun içinde baktığımızda anlıyoruz ki, bu “sağlamlık” bir özgürlük değil, bir zorunlu dayanıklılık. Kocasının aslında bir eş ya da bir baba olmadığını biliyor, ama yine de o evliliğin içinde kalmaya zorluyor kendini. Kız kardeşi dünyaya “hayır” dediği için çöküyor; abla “evet” demeye devam ettiği için tükeniyor. Han Kang’ın romanı, kadın bedeninin nasıl hem şiddetle hem arzuyla denetlendiğini; ataerkinin
Edebiyat
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2025 231. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 01:17
Ahmed Günbay Yıldız’ı ilk kez bu kitapla tanıdım ve itiraf etmeliyim ki, daha ilk sayfalardan sıkılmadan okuduğum, akıcı diliyle beni içine çeken bir hikâye oldu. Aslında tanışmamız bile kapak sayesinde… Kitabı elime aldığım anda kapağın verdiği his beni kendine çekmişti; içini açınca bunun boşuna olmadığını anladım. Hikâyenin merkezinde aile ilişkileri, aşk, fedakârlık ve insana kendini sorgulatan duygular var. Berceste ile Tunahan’ın çocukluktan başlayan o saf, tertemiz sevgileri beni en çok etkileyen kısımlardandı. Günümüzde kolay kolay rastlayamadığımız kadar doğal, olduğunca sade bir bağlılık… Yazar bu bağı öyle ince bir üslupla işlemiş ki, satır aralarında büyüyen o duyguyu hissetmemek mümkün değil. Kitapta aile içi çatışmalar da oldukça gerçekçi bir dille verilmiş. Hayatın tam içinden, tanıdık yüzlerin arasından geçip gelen sahneler gibiydi. Ancak bazı bölümlerde farklı bir dine mensup olan Doktor Arsen’in, önce evlenmek istediği bir kıza sonra “bacım, kardeşim” gibi bir söylemle yaklaşması bana biraz kitabın ruhundan uzakmış gibi geldi. Sanki o kısımlar hikâyenin bütünlüğünün dışında kalmıştı. Yine de genel anlatımı bozacak kadar ağır değildi; sadece keşke daha dengeli işlenseydi diye düşündürdü. Buna rağmen kitabın finali beni tatmin etti. Hatta uzun zamandır hissetmediğim o “Türk filmi tadı”nı veren bir sonla kapandı hikâye. Hem duyguyu bıraktı içimde, hem de tamamlanmışlık hissini. Kısacası, “Anılar da Yakılır” benim için beklediğimden daha sıcak, daha duygulu ve daha hayatın içinden bir hikâyeydi. Yazarla ilk tanışmam olmasına rağmen, kaleminin samimiyetini hissettim ve iyi ki okumuşum dedim. Anılar da Yakılır Ahmed Günbay Yıldız
1000Kitap
Anılar da YakılırAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 2015640 okunma
Nedamet'in yolu açık olsun.
Puan vermedi·78 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2025 02:35
Dergi okumak, her açıdan kitap okumaktan farklıdır. Türü, konusu ve üslubu farklı edebi çalışmaları bir arada bulabilmek okura ilgi gösterdiği alanlarla ilgili seçme özgürlüğü sunar. Altını çizdiğimiz ya da not aldığımız kısımlar, bize tekrar okumalarımızda kendimizle ilgili fikirler verir. Aslında yazardan bize kalanlar, bizde bulunanların göze çarpmasıdır. Bir tür öz-çalışmadır bu. Yazma eylemi, dergilerde, kendini dikkatin yoğunlaştığı cümlelerde bulma deneyimine dönüşür. Ne zaman yeni bir derginin kapağını açsam, rahmetli babamın gençliğinde alıp biriktirdiği dergileri ilk bulduğum zaman hissettiğim o heyecanı yaşarım. Bir ortaokul öğrencisinin belki de kitap kokusunu ilk kez duyduğu anlar. Babam okumanın hakkını veren ve bunu bir ayrıcalık olduğunu düşünmeyen biriydi, bu yüzden biz hiç onu okuduklarından ayrı düşünmedik. Onunla geçirilen ilk yarım saat, âdeta bulunduğunuz yere sizi hapsederdi. Bu, muazzam eserlerle gözgöze gelmek, onların sesini duymak gibi bir şeydi. Şimdi Nazife Turan'ın öyküsünde geçen 'Hikmet Efendi' yi okurken -ki babamın adaşıdır- insanın varlığını derinleştiren şey kendini silip atmasıdır dedim, fakât bu da istemsizce hakedilir. Bir süredir, başarılı metinler ve şiirler yazan, -buradan takip ettiğim pek çok arkadaşımın da yer aldığı- ekibin dilediği çizgiye ulaşmasını temenni ediyorum... İlk sayıdan aldığım notlarla biraz içeriğe değinmek isterim. • Mâhi ve Hâfi şiirine berceste diyeceğim. Kulağa getirdiği tad kadar üstadların kalemine yakışır vezin ve mânâ, alkışlanasıydı gerçekten. • Baudrillard söyleşisinden pek çok taze bilgiyle ayrıldım. Güçlü tespitler vardı. • Cim Halkasında Nokta'da noktanın bitiren mi yoksa büyüten, dönüştüren, derinleştiren mi? Sorusu bana kalırsa derginin bu sayısının ilk sıraya yazılması gereken en büyük
Nedamet Dergisi - Sayı 1 (Ocak 2025)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202553 okunma
Reklam
Reklam