Puan vermedi·162 syf.··
2026 12. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:06
Ali ile Ramazan, iki insan arasındaki bağ üzerinden insanın en temel ihtiyacı olan anlaşılma ve ait olma arzusunu sorguluyor. Sevginin hem iyileştirici hem de yıpratıcı yönlerini görünür kılarken, insanın insana duyduğu ihtiyacı sade ve etkileyici bir şekilde ele alıyor.”
Ali ile RamazanPerihan Mağden · Doğan Kitap Yayınları · 2010634 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:52
Yukio Mişima'nın kalemiyle Denizi Yitiren Denizci kitabında tanışmıştım. Açıkçası o kitabı okumaktan pek hoşlanmamıştım. Bu yüzden ilk kitabını sevmediğim yazarlara ikinci bir şans vermek bana her zaman biraz zor gelir. Olumsuz düşüncelerime rağmen Bereket Denizi dörtlemesine başladım. Tabii bunda Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap listesinde yer almasının da büyük etkisi var. Bahar Karları'na gelecek olursam, beni büyüleyen bir kitap olmadı ama sevdim. Roman, 1912 yılında Japonya'nın geleneksel aristokrat yapısının modernleşmeyle sarsıldığı bir dönemde geçiyor. Hikâyenin merkezinde genç aristokrat Kiyoaki Matsugae ile çocukluk arkadaşı Satoko Ayakura var. Mişima onların hikâyesini anlatırken bir yandan da Japon aristokrasisinin çöküşünü ve Batılılaşmanın yükselişini gözler önüne seriyor. Araştırdığım kadarıyla Mişima, Japonya'nın geleneksel değerlerini kaybetmesinden rahatsızlık duyan bir yazarmış. Romanda da eski aristokrat dünyanın yavaş yavaş yok oluşuna karşı belirgin bir nostalji hissediliyor. Ana karakter Kiyoaki ise hiç sevdiğim bir karakter olmadı. Bencil, kararsız ve fazlasıyla kendini beğenmişti. Karakterinin bu kusurlu yanları da onu kaçınılmaz şekilde yıkıcı bir sona sürüklüyor. Kitap, Meiji döneminin sonundan başlayıp Taishō döneminin ilk yıllarında geçiyor. Biliyormuş gibi yazdığıma bakmayın, ben de araştırdım. :) Mişima'nın dili güzel ve akıcı ama anlattığı şeyler olaylardan çok duygu ve atmosfer üzerine kurulu. Bu yüzden bence biraz sabır istiyor. Zira 400 sayfalık kitabı altı günde bitirdim. Benim için altı gün bayağı uzun bir süre. Şimdi serinin ikinci kitabını merak ediyorum bakalım devamında beni neler bekliyor.
Bahar KarlarıYukio Mişima · Can Yayınları · 2018783 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadece Allah'ın vahyi olan Kurandan sorumlu tutulacağız
Puan vermedi·488 syf.··
2026 6. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:00
Kıymetli hocalarımız sizin mezhebinizdekilerden daha fazla hakim bu konulara, araştırma yaptıkları her cümleden anlaşılıyor. Sadece Kur'an'a uymanın gerekliliğine, hadis denen zırvaların dinde kaynak olmaması gerektiğine her fırsatta değiniliyor. Daha veda hutbesinde anlaşamayan bu ümmetin burnu yere çok sürter benden demesi. Kitabı okuyun okutturun. Hoş bizi kafirlikle suçlayan, cehennemlik ilan eden sizin o pis zihniyetiniz ama ne demiş Allah azze ve Celle: 'Akıllarını kullanmayan kullarıma pisliği yağdırırım!' Hem maddi hem manevi. Benim daha doğrusu bizim hedefimiz bu kitleye, mezhepçi, hadisci, ilmihalci, tarikatci beyni yıkanmış kitlelere ulasmakti. Ama onlarında bu inatla bu satırları dahi okumayacağı çok açık. Gelin Kur'an'a uyalım ve aklımızı işletelim, ne dersiniz? Allah bu kitabı cikartan, katkı yapan bütün hocalardan razı olsun. Kuran’ın çevrilmesi teşebbüslerine karşı mezhepçi, gelenekçi grupların önemli bir kısmının direnmiş olmasının altındaki temel nedenlerden biri budur. Bunlar, dinin mezheplerin tekelinden çıkmasına ve uydurmaların sorgulanmasına tahammül edememektedirler. Kuran’ın anlattığı İslam’ın, doğru dürüst ortaya çıkmamasının, kökleşip yerleşmemesinin altındaki temel sebeplerin geçmişteki yönetimlerin baskısı ve çeviri yasağı olduğu kanaatindeyiz. Çevrilemeyen, Arapçasının bile matbaada basılmasına izin verilmeyen Kuran’ın ismi vardı ama kendisi ortada yoktu. “Çok şanlı” diye nitelenen atalarımız ne yazık ki Kuran’ı çevirttirmediler, insanlara anladıkları dilde okutturmadılar. Yıllarca “günah” dedikleri matbaanın “günah” olduğu iddiasından vazgeçtiklerinde bile Kuran’ın matbaada basılmasının “günah” olduğu iddiası devam etti. Hattatların el yazısı ile çoğalttığı, sadece bazı evlerde bulunan Kuran ise bulunduğu evlerde de bohçalar içinde
1000Kitap
Uydurulan Din ve Kur'an'daki DinKuran Araştırmaları Grubu · İstanbul Yayınevi · 2016935 okunma
Puan vermedi·233 syf.··
2026 54. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 10:26
#ki̇tapyorumu Masumiyetin Yükü Normalde pazar günleri yorum paylaşmam ama bu kitap öyle bir yerime dokundu ki, paylaşmadan edemedim.Bugün bu kitapla geldim:) @ahmethasimguler_ yazarımızın “ Masumiyetin Yükü” kitabını bitirdiğimde hislerime duygularıma aşırı etkisi oldu ilerleyen zamanlar da tekrar okumayı düşünüyorum. Kitabı elime aldığımda konusu ilgimi çekmişti ama bir leyleğin ağzından, yani böyle bambaşka bir gözlemciyle okumak beni çok şaşırttı. Genelde insan odaklı okumalara alışkınız ama burada yuvasını insanların evinin üzerine kuran bir leyleğin tanıklığıyla hayatı izlemek bambaşka bir deneyim oldu. Leyleklerin bizim kültürümüzdeki o “uğur” inanışını, o bereket sembolü olmalarını hikayeye öyle güzel yedirmiş ki yazar... Kitabı okurken, leyleğin o aileye dair gördüğü her detayı, insanların sakladığı acıları, sevinçleri sanki yanlarında oturup izliyormuşum gibi hissettim. Hikayenin merkezinde Sema, Aram ve Nurullah arasındaki o karmaşık düğüm var. Nurullah’ın Sema’ya olan o takıntılı sevgisi, Sema’nın yaşadığı çıkmazlar... İnsanın doğasındaki o hırs ve kötülüklerin leyleklerin gözünden nasıl göründüğünü okumak gerçekten düşündürücüydü. Kurgunun o kadar içinde hissettim ki kendimi; sanki bir pencere kenarında leyleğin kanat çırpışlarını duyuyor, ailenin içindeki sessiz çığlıklara ortak oluyormuşum gibiydi. En çok etkilendiğim kısım ise leyleklerin her şeye rağmen, o büyük kayıplardan sonra bile yaşamı yeniden kurabilmeleri, yaralarını sarıp yuvalarına dönmeleriydi. Nurullah’ın hapse girmesi, yaşanan tüm o hüzünlü olaylardan sonra bir şekilde hayatın başka bir yerden çiçek açması... Yani özetle; masumiyet nedir, insan kendi yükünü nasıl taşır, insanın yeniden doğuşu mümkün müdür? Bütün bunların cevabını leyleklerin kanat çırpışında aramak harikaydı.
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202612 okunma
7/10
·250 syf.··
2026 6. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:01
Vay be... Cidden vay be... Gözlerim dolu dolu bitirdim. Bu arada kitabı okumadım, storytel'den dinledim, seslendirenlerle ilgili bir çift laf etmezsem hatırları kalır, başta Murat Eken olmak üzere hepsi harika iş çıkarmış, tebrik ederim. Storytel'de genellikle bir kitabı tek bir seslendirmen okur, bu yüzden bazen diyalogları takip etmesi ve iç sesi diyalogdan ayırt etmesi zor olur ama bu kitapta her karakteri ayrı bir kişi seslendirdiği için takip etmekte hiç zorlanmadım. Gelelim kitabın içeriğine... Aslında son kısma gelene kadar fikirlerim oldukça olumsuzdu, hikâyenin kurgusu çok basit, yer yer de klişe gelmişti, hele bazı yan karakterlerin hayat hikâyeleri yeşilçam filmlerinden aşırma gibiydi. Tabii bir kitabı dinleyerek takip etmek, okuyarak takip etmekten daha zor benim için. En basitinden, dinlediğim kitapları çoğu zaman ya yolda ya ev iş yaparken, yani hareket halindeyken dinlediğim için not alma fırsatım olmuyor. O yüzden de bu incelemeyi yazarken sadece hafızamda kalanlara güvenmem gerekiyor. Bir de çapraz okuma işini biraz abartıp aynı anda 6-7 kitaba devam ettiğim için bu kitabı ömrünüze bereket tam 76 günde bitirmişim. Neyse çok uzattım, devam edeyim... Dinlerken baş karakterimiz Arif'in sürekli yazarlardan, filozoflardan alıntılar yapması, o alıntıların üstüne söz söyleyip serbest çağrışımla aklına uçuşan apır sapır düşünceleri paylaşması hoşuma gitmişti. Tabii burada okurken edebi hazdan bayılacağınız, beyninizin yanacağı upuzun cümlelerle, bilinçakışı tekniğiyle yazılmış paragraflardan bahsetmiyorum. Bir arkadaşınızla muhabbet ederken kuracağınız basitlikte ve bazen de küfür içeren cümleler işte. Sevdim mi sevmedim mi arada kaldığım bir diğer konu da Arif'in tüm sohbetlerine yedirdiği genel kültürüydü. Yani sevgilisiyle Guinness marka bira içiyor ve
Güzel Filmler Çabuk BiterVolkan Sönmez · Kuartet Yayınları · 2026434 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:22
Besmele ile başlayıp şükür ile biten kitaplardan biri daha İmam Gazali'den.. Âlemlerin Rabbine hamd ve şükür ile.. Allah'ın varlığını inkar edenlere hep demişimdir, 'önce bir kafanı kaldır göğe bak' bak ki semayı böylesine eşsiz ve kusursuz kim bina edebilir gör diye. Göğe döşediği yıldızlar, ay, güneş her birini bir emir ile (kün) yaratan Rabbine bir bak.. Gök var olmasaydı yeryüzünde ne insan ne de hayvan ne de bitki var olurdu.. Gökyüzü, Ay ve Güneş ile döşendi ısı, ışık yaratıldı insanlık ve tabiat bunlar sayesinde işlerini ve ihtiyaçlarını gördü. Göğe Yıldızlar döşendi yol bulmak, doğumları belirlemek, Ay olmadığı gecelerde geceyi aydınlatmak için. Yağmurlar gökten yere indirildi, tabiat yeşersin, insanlık ve hayvanat besinlerini karşılayabilsin hayatlarını idam ettirebilsin diye.. Aynı zamanda gökyüzü insana huzur ve şifa kaynağıdır. Binlerce fayda ve bereket barındırır. İnsan Rabbinin varlığını en iyi göğe bakınca görür. İmam Gazali Yaratılıştaki Sırlar kitabında da bahsettiği gökyüzüne, Gökyüzüne Bakmanın Faydaları 'ında daha detay vererek bizlere huzur ve şükür demeyi Allah'ın rahmeti ve kudretinin ne kadar yüce olduğunu göstermiştir. Keyifle okumanızı dilerim..
Gökyüzüne Bakmanın Faydalarıİmam Gazali · Nesil Yayınları · 20233,131 okunma