“Cahil insan (bilgisiz insan) yeme, içme, zevk peşinde koşan insandır. Bunların bazıları rahatlığın verdiği bolluk ile öfke duygularını kaybetmişlerdir. Bazıları ise tam tersine rahatlığın verdiği bollukla son derece öfkeli dirler. Bunlar genellikle şehvetine düşkün insanlardır. Bedensel zevklerine tutsak olmuş bu insanların kendi ağrıları dışında hiçbir hedefi yoktur. Onlar bu düşkünlüğün içinde debelenirken düşünmek, öğrenmek, sorgulamak gibi yeteneklerden de mahrumdurlar. Tamamen dünya zevklerine kendilerini kaptırmış bu insanlardan kendi nesilleri de zarar görecektir. Cahil insan mutluluğu bu gibi dünyevi zevklerin içinde zanneder. Onun için bedenin ihtiyacı olan her şeyi bir mutluluk sebebidir. Gerçek mutluluğu sorgulayamazlar, gerçek mutluluğun ne olduğunu dahi düşünmezler. Bu insanlar ahlaki düşkünlükleri hoş görmektedirler, onun için ahlaki düşkünlük kötü bir şey değildir. Çünkü onlar kendi nefisleri, kendi arzularına tuzak olmuş insanlardır.”
Yoksul Anadolu köylüsüne zorla şapka takarak modernleşemeyiz. Şapkalar başımızda durmadı, uçup gitti zaten. Maziyi unutturmak için tarih ve dil değiştirildi. Halbuki geçmiş olmaksızın milli bir kültür ve estetik inşa edilemez.