4 ortaokul öğrencisi okul kütüphanesinde bir araya geliyor. Çizgi roman hayranlığı ve hayal dünyalarının renkliliği ortak yanları. Kütüphane öğretmeni çocuklara rehber oluyor ve çizgi roman yazmanın detaylarını birlikte eğlenerek öğreniyorlar. Çocuk dünyasının saflığı, neşesi çok güzel aktarılmış. Bir yetişkin olarak okuduğumda yanlarında çocuk olmak istedim. Onlarla keşfetmek ve öğrenmek istedim. Çocuklar içinse kesinlikle ilham verici bir kitap.
Yazar kitabın bir yerinde kendisi için ''yine düşle gerçeği bulandırmıştır kesin'' şeklinde bir yorum yapmış. İşte tam olarak bu yüzden çok seviyorum Doğu Yücel'i.
Seneler önce '' Varolmayanlar '' kitabını okumuştum. Bu kitaba başlamadan öncede tekrar okudum. Ve bu iki kitap arasında bazı benzerlikler dikkatimi çekti;
*Kimsesiz Kahraman
*Aile-Gerçekçiler
*Yalnız bir erkek, seçilmiş kişi, büyük bir görev
*Görevi bozmaya çalışan güzel bir sevgili
*Hayatın boşunalığı her şeyden vazgeçiş yine yalnızlık
Mitat karakterimizin yazarlığa soyunduğu bölümlerde Sophie'nin dünyası havası esti bu da tam büyülü gerçekliğin hakkını verdi.
Belki de yazar olan Mitat'tı ve kendi karakterine bakıyordu
Ben kitabı sevdim tavsiye ederim. İyi okumalar.
Evliliğe ve boşanmaya dair muhteşem bir erkek bakış açısı okudum. Bence muhteşemdi. O kadar çok yerin altını çizip güldüm ki. Adamı çoğu yerde çok haklı buldum. Ve bunu yazan nasıl bir kadın olmalı diye düşündüm, tam bir projeksiyon ! Evlilikte konuşulabilse birbirini tam olarak anlayabilsen sorun olmayacak çoğu şey burada sorun olmuş ve tabiki yanlış insanla evlilik! :) ben kitabı okurken çok eğlendim.
Erkekler neden nafaka vermek istemez, erkekler neden boşandıktan sonra çocuğuna yabancılaşır vs erkeğin kafasının içine girmek isterseniz buyurun okuyun.
Görevlerin, korkuların, anıların içine sıkışmış; bir kule otelin içinde hapsolmuş bir sürü insan.
Mutlaka içlerinden birisi sizsiniz.
Bakalım çıkabilecek misiniz kule otelden?
''Zamanını kendisi için kullanan insan her gününü son günüymüş gibi düzenler, yarını arzulamaz ve yarından korkmaz. '' Seneca
Kitabın çok fazla sevdiğim kısımlarından sadece birisi...
Erdemli yaşamaya dair, zamanımızın ve şimdiki anın kıymetine dair, harika fark ediş ve tavsiyelerle dolu bir kitap, bir süredir Stoacılık Felsefesi üzerine kitaplar okuyup videolar izliyorum. Yaşamıma uydurduğum, farkında olmadan aynısını yaptığım birçok öğreti var bu kitapta...
Sadece çok kafamı karıştırıyor şu mesele; vaktimi nasıl istediğim gibi değerlendiriyorum? Kimseye zorunda olarak Hanım ya da Bey demeden, istemediğim kimse ile görüşmeyerek, istediğimde uzun yürüyüşler yapıp, dünyanın her yerine seyahat ederek, ilgimi çeken konular hakkında tüm günümü o konuyu araştırmaya adayarak??? Maddi imkanım olmasa bunların yarısını yapamam.
Friedrich Nietzsche Aylaklığa zaman bulan mutlu kimseler düşünce üretir.
Haruki Murakami Gerçek sanatı doğurmak için kölelik sistemi olmaz bir gerekliliktir. Antik yunanlarda böyle düşünüyorlardı, köleleri tarlalarını ekip biçerken yemeklerini hazırlayıp gemilerinde kürek çekerken şehirliler Akdeniz güneşinin altında kendilerini şiire verip matematikle uğraşıyorlardı. Onlar için sanat böyle bir şeydi.
Hayatta herkese biçilmiş roller var ve hiçbiri bir diğerinden daha az kıymetli değil. Hepimiz elimizi eteğimizi çeksek dünya işlerinden sadece anın keyfini çıkarsak bu dünya nasıl dönecek?
Filozoflarda tüm çağlara hizmet etmiş, düşünme biçimleri öğretmiş, insanın anlam arayışında rehberlik etmişler. Yine kitaptan çok sevdiğim bir alıntı ile incelememi bitiriyorum.
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine ''Nankörlük etmediğimiz sürece, kutsal fikirleri olan o olağanüstü kişiler bizim için doğmuş ve bize bir yaşam hazırlamıştır. Başkalarının çabasıyla, karanlıktan aydınlığa çıkmış en güzel şeylere