“Batı’nın tanrısıyla birlikte Batı’nın şeytanının da gelmiş olması doğal değil midir? Ve Batı’nın iyi şeyleriyle birlikte kötü şeylerinin de gelmesi gerekmez mi?”
“Dalgaların Sesi” (Shiosai) - Yukio Mişima
Yukio Mişima’nın “Dalgaların Sesi” adlı eseri, Japonya’nın küçük ve geleneksel bir balıkçı köyünde geçen büyüleyici bir aşk hikayesini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde geçen bu roman, Uta-Jima adasında yaşayan genç balıkçı Shinji Kubo ile zengin bir ailenin kızı Hatsue Miyata’nın arasında filizlenen saf ve samimi aşkı konu alıyor.
“Shinji, kıyıya çarpan dalgaların sesini dinlerken, denizin sonsuzluğunu ve onun karşısında kendi varlığının küçüklüğünü hissetti. Fakat aynı zamanda, denizin bu sonsuzluğunda, kendi küçük hayatının ne kadar anlamlı olabileceğini de anladı. Hatsue’ye olan sevgisi, dalgaların kayalara çarpışı gibi güçlü ve kaçınılmazdı.”
Mişima’nın eserlerinde sıkça görülen temalar arasında güzellik ve ölüm, bireysel özgürlük ve toplumsal baskı, gelenek ve modernite çatışması yer alır. “Dalgaların Sesi” bu temaların birçoğunu barındırırken, aynı zamanda yazarın doğaya ve insan ruhuna dair derin gözlemlerini de yansıtır. Mişima’nın dili sade ama etkileyicidir; doğa betimlemeleri ve karakterlerin iç dünyalarını işler.
Baek Sehee, kendisini sürekli bir üzüntü, kaygı ve kendinden şüphe duyma hali içinde bulur. Çevresine karşı yargılayıcıdır ve duygularını gizlemekte oldukça başarılıdır. İş yerinde ve sosyal
Diğer pek çok şeyin yanında, insanların davranışları karşısında aklı karışan, korkuya kapılan, hatta hasta olan ilk kişinin sen olmadığını anlayacaksın o zaman. Bu konuda hiç de yalnız değilsin. Heyecan ve dürtüyle öğrenmek isteyeceksin. Aynı senin şimdiki durumunda, pek çok, pek çok insan ahlaksal ve ruhsal sorunlarla karşılaşmış. Ne mutlu ki, bazıları bu sorunları yazmışlar. Onlardan öğreneceksin bunları; eğer istersen. Aynı biçimde, bir gün senin önereceğin bazı şeyleri başka birinin gelip senden öğrenmesi gibi. Ne güzel bir düzen bu, sırayla, karşılıklı. Ve, eğitim de değil bu. Tarih bu. Şiir bu.” (Sy.177)
“O şarkıyı biliyor musun, hani, ‘Yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında,’ diye? Ben işte…”
“O öyle değil, ‘Rastlarsa birine biri, çavdarlar arasında,’ olacak! Şiir bu, Robert Burns’ ün.” (Sy.162)