beril

beril
@berilyumlibrary
beyaz kuğu kitap kulübü
“Batı’nın tanrısıyla birlikte Batı’nın şeytanının da gelmiş olması doğal değil midir? Ve Batı’nın iyi şeyleriyle birlikte kötü şeylerinin de gelmesi gerekmez mi?”
Sayfa 142 - ithaki
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
“Dalgaların Sesi” (Shiosai) - Yukio Mişima Yukio Mişima’nın “Dalgaların Sesi” adlı eseri, Japonya’nın küçük ve geleneksel bir balıkçı köyünde geçen büyüleyici bir aşk hikayesini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde geçen bu roman, Uta-Jima adasında yaşayan genç balıkçı Shinji Kubo ile zengin bir ailenin kızı Hatsue Miyata’nın arasında filizlenen saf ve samimi aşkı konu alıyor. “Shinji, kıyıya çarpan dalgaların sesini dinlerken, denizin sonsuzluğunu ve onun karşısında kendi varlığının küçüklüğünü hissetti. Fakat aynı zamanda, denizin bu sonsuzluğunda, kendi küçük hayatının ne kadar anlamlı olabileceğini de anladı. Hatsue’ye olan sevgisi, dalgaların kayalara çarpışı gibi güçlü ve kaçınılmazdı.” Mişima’nın eserlerinde sıkça görülen temalar arasında güzellik ve ölüm, bireysel özgürlük ve toplumsal baskı, gelenek ve modernite çatışması yer alır. “Dalgaların Sesi” bu temaların birçoğunu barındırırken, aynı zamanda yazarın doğaya ve insan ruhuna dair derin gözlemlerini de yansıtır. Mişima’nın dili sade ama etkileyicidir; doğa betimlemeleri ve karakterlerin iç dünyalarını işler.
Duygu ve Düşünce
Dalgaların SesiYukio Mişima · Can Yayınları · 20221,919 okunma
Puan vermedi
Baek Sehee, kendisini sürekli bir üzüntü, kaygı ve kendinden şüphe duyma hali içinde bulur. Çevresine karşı yargılayıcıdır ve duygularını gizlemekte oldukça başarılıdır. İş yerinde ve sosyal çevresinde, hayatının gerektirdiği sakinliği ve dinginliği dışarıya yansıtarak bir tür maske takar. Ancak tüm bu çaba, onu derin bir boşluğa sürükler ve gerçek anlamda bağ kurmasını engeller. Baek, bunun normal olamayacağını düşündüğü bir noktaya gelir. Depresyon ve anksiyetesiyle mücadele eden bir kadının, psikiyatristiyle yaptığı 12 haftalık diyaloglar üzerinden kendini keşfetme sürecini anlatıyor. Baek, içsel çatışmalarını anlamaya çalışırken, ani tepkilerini ve zararlı davranışlarını çözmeye başlar. Kendisiyle ilgili tüm duygularının farkında olan ve bunlarla yüzleşmeye çalışan bir kadının hikayesini okurken, bir yandan da toplumsal baskıların ve kişisel algıların insanı nasıl sıkıştırdığını görüyorsunuz. Kitap, özellikle depresyon ve anksiyeteyle mücadele edenler için son derece kıymetli olsa da, bu süreçlerden geçmemiş kişiler için de son derece anlamlı. Baek’in hikayesini okurken, yalnızca ruhsal sağlıkla değil, insanın kendine ve çevresine dair düşünceleriyle de bağ kurabileceğinizi düşünüyorum. Kendi içsel yolculuğunu keşfeden Baek Sehee, yalnızca bir “problem” değil, aynı zamanda herkesin içinde var olan insan olma haliyle de son derece relatable. Ruhsal zorlukları aşmaya çalışan bir kadının öyküsünden çok daha fazlası. Kendimizi ve dünyayı anlamamıza yardımcı olacak bir yolculuğa çıkıyoruz. Depresyon, anksiyete, yalnızlık ya da özsaygı eksikliği gibi kavramların kişisel bir yolculukla nasıl yüzleşilebileceğini görmek isteyen herkesin okumasını tavsiye ederim. Baek’in hikayesi, bazen terapötik, bazen de evrensel bir içsel keşif olarak kalbimize dokunuyor…
Psikoloji
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Diğer pek çok şeyin yanında, insanların davranışları karşısında aklı karışan, korkuya kapılan, hatta hasta olan ilk kişinin sen olmadığını anlayacaksın o zaman. Bu konuda hiç de yalnız değilsin. Heyecan ve dürtüyle öğrenmek isteyeceksin. Aynı senin şimdiki durumunda, pek çok, pek çok insan ahlaksal ve ruhsal sorunlarla karşılaşmış. Ne mutlu ki, bazıları bu sorunları yazmışlar. Onlardan öğreneceksin bunları; eğer istersen. Aynı biçimde, bir gün senin önereceğin bazı şeyleri başka birinin gelip senden öğrenmesi gibi. Ne güzel bir düzen bu, sırayla, karşılıklı. Ve, eğitim de değil bu. Tarih bu. Şiir bu.” (Sy.177)
Sayfa 177
Kitap Alıntısı
“O şarkıyı biliyor musun, hani, ‘Yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında,’ diye? Ben işte…” “O öyle değil, ‘Rastlarsa birine biri, çavdarlar arasında,’ olacak! Şiir bu, Robert Burns’ ün.” (Sy.162)
Sayfa 162
Kitap Alıntısı