"Mutlu sona yalnızca beyaz atlı prensine kavuşabildiği takdirde erişebilen prenses hikâyeleriyle ve daha bir sürü saçma romantik dizi ve filmle büyüdüğümüz için olsa gerek pek çok hanım kızımız için hayatını anlamlı kılan yegâne şey evlilik olmuştur."
Beyaz Atlı Prensler
Eğer mutluluğu kendi içimizde bulamazsak, her ata bineni prens zannederiz.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beyaz atlı bir prens bekleyen küçük, cahil köy kızları gibi düşünmeye, davranmaya hakkı var mıydı ki onun?
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Murat'ın kendisine 'gümüş gözlüm' demesi hep heyecanlandırırdı Nüveyre'yi. Kendini eski zamanlarda yaşamış peri padişahının kızı farz eder, Murat'ı da beyaz atlı prensi olarak görürdü. Hani düşlerinde sık sık gördüğü, kendisini atının terkisine atarak uzak masal diyarlarına götürecek olan o yakışıklı prens...
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Hepimiz prensesin başında ağlarken, hooop, beyaz atlı prens çıkıp gelecekti. Mutlu son. Gerçi ben geç kaldım diye pek bir şey değişmedi masalda ama bütün eğlenceyi kaçırmış oldum.
Sayfa 13 - Doğan çocuk·Kitabı okudu
Alıntı
Anladım. Bunu anlamak bütün hayatı kavramak demekti. Böyle hastalığın ilacı olamazdı. Sen, bedenim satırla doğranır, kanım küçük bir kamışla ağır ağır emilir gibi benden gidecektin. Bana düşen vazîfe, seni bir an olsun kazanmak için başardığım müthiş gazâlardan sonra kaybederken ecdâdımdan mîras kalan vakar ve temkinle el bağlayıp dik durarak, ancak için için tekbir getirip Hak'tan kuvvet alarak yasımı belirtmeden, yaralarımı göstermeden, dedelerim gibi kahramanca şehit olmaktı. Âkıbet benden geçtin mukaddes palankam! Fakat gene de benimsin, içinde beslenip vücut bulduğum anne kucağı kadar, sonumda düşeceğim toprağım kadar... Yaradılış âleminde ezelden ebede döne döne doldurduğum yerim kadar benimsin. Sen ne kadar benden geçsen artık bir daha yabancı ellere geçemezsin. Yeryüzünde tek adâlet varsa o da şudur ki: Bir mânâya en yakın ulaşan, o mânâya en yüksek bedeli ödeyen kişidir. Senin etrafında kaç defalar İsrafil Sûr'u vurulup kıyâmetler koptu, kaç defa toprakların kandan mercan gibi kızıl renk bağladı. Düşmanı demet demet kırıp, dizi dizi önüne katıp kovagiden serhatlilerimin tekbirleriyle ufukların çınladı. Bahadırlığı cihânın gözüne diken olmuş cirit atlı, kanlı gözlü, eli şimşirli dilâverlerimden nicesi senin ovalarına hazan yaprağı gibi döküldüler. Senin uğrunda düşmanla kılıç söyleşmesi etmedik yiğitim mi kaldı? Budinli'si, Bosna serhatlisi, Kanijeli'si, Eğrili'si... Bu pazara hep birden baş koydular. Ovalarında hâlâ paşa mehterlerinin, kaleden kaleye okunan gülbankların, hû çeken cenkçi dervişlerin, Allah Allah'a kalkan serdengeçtilerin sesi kalmıştır. Hâlâ ufuklarında bir köşeden tozu dumana katarak kara bulut hâlinde Tatar Han kopar gelir. Kâh güneş olur; mızraklar, alemler, altın miğferler parıldar, kâh rüzgâr olur sancaklar dalgalanır. Durgun gecelerde
Sayfa 223·Kitabı okudu