“-Erkekler bu kadar zayıf mı sence?
- Zayıf kelimesi bence bu gerçeğin karşısında hafif kalır. Bir yerde okumuştum. Erkekler tarlada güçlüdür, kadınlar ise yatakta. Sen hiç bu gece başım ağrıyor. Sevişmek istemiyorum diyen bir erkek gördün mü? Göremezsin, çünkü bu söz kadınlara aittir. Bu sözler kadının erkek üzerindeki hakimiyetidir. “
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bu konservatuvarda dinler değil, evrensel olan müzik saygı görür. Chopin’in sırf Polonyalı bir katolik olduğu ya da Beethoven’ın Alman Protestanı olduğu için bu konservatuvardan kovulduğunu düşünebiliyor musun? O zaman ne büyük bir insanlık suçu işlenirdi..”
Orhan Pamuk,
Kırmızı Saçlı Kadın okuduğum ilk kitabı. Son zamanlarda okuduğum kitaplardan nadir etkilendim. Son sayfasını da okumayı bitirip kitabın kapağını kapattığımda nadir düşündüm “bu kitap ne anlatmak istedi” diye. Ama kitaplığımda bu kitap bir mesaj niteliğinde konumlandırdığım kitaplar arasına yerini alacak.
Türk toplumunda “baba” kavramının yeri her zaman farklıydı. Bu kitapta bunu bir kez daha anlıyorsunuz. İlk başta kitabı okurken kitabın ilk sayfalarında ismi geçen Sophokles’in Kral Oidipus hikayesi ile ilerleyen sayfalar da bahsedilen Firdevsi’nin “Rüstem ve Sührab” hikayesinin bu kitapla nasıl bağlanacağını merak ediyordum. Yazar bunu konuyla kitabın gidişiyle nasıl bağlayacak diye soruyorsunuz kendinize ve bam! Beklediğinizden de kolay bir şekilde bağlanıyor.
Kesinlikle okumaya değer.
“Babasız büyürsen âlemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın… Ama bir süre sonra ne yapacağını bilmez, dünyada bir mana, bir merkez bulmaya çalışır, sana hayır diyecek birini aramaya başlarsın”