III
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarının izi;
Öyle bir rûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısiyle:
"Ölüm Allah'ın emri,
Ayrılık olmasaydı."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matrasında dudaklarının izi;
Öyle bir rûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
“Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı.”
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rûzigâr ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
Ayrılık olmasaydı."
Mevlânâ Celâleddin Rûmî de, dünya malı ile insanın durumunu gemi ile suya benzetmektedir. O, “Suyun gemi içinde olması geminin helakidir. Gemi altındaki su ise gemiye; geminin yürümesine yardımcıdır” derken (Mesnevî, I/80 beyit: 985), denizin engin suyuna benzettiği mal ve servet sevgisinin insanın kalbinde yer etmesi durumunda o kişiyi helake sürükleyeceğini hatırlatmaktadır. Oysa suyu yol almak için bir araç olarak kullanan gemi, hedefine salimen ulaşacaktır.
Eskiler ilmi sineye alırlardı kitapta durmaz ilim sinede olurdu.
"Efendim, mahfuzatınızda ne kadar beyit var?"
"Efendim 5000 beyit var...” Böyle konuşulurmuş.