6/10
·416 syf.··
2026 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:24
Oldukça sürükleyici bir kitaptı.. uzun zamandır listemdeydi. Şans vermek istedim.. Roman, Kazakistan bozkırlarının ortasında, medeniyetten uzak, sadece birkaç hanenin yaşadığı Boranlı tren istasyonunda başlıyor... Romanın ana kahramanı Yedigey adında bir adam. Bu adam hayatını demiryollarına adamış eski bir asker. Kitap, Yedigey'in biricik arkadaşı Kazangap'ın ölüm haberini alması ile başlıyor. Yedigey, dostuna karşı son görevini yerine getirmek için Kazangap'ın da vasiyet ettiği gibi onu atalarının kutsal mezarlığı olan Ana Beyit’e gömmek istiyor. Ünlü bir deve olan Karanar, bir traktör ve küçük bir cenaze konvoyuyla bozkırda yolculuğa çıkıyorlar. İşte romanın bahsettiği "asra bedel olan o tek gün", bu cenaze yolculuğunun geçtiği gündür. Yedigey yol boyunca hem kendi geçmişini, hem Sovyet rejiminin acımasızlığını hem de milletinin efsanelerini hatırlayarak uzun bi okuma serüveni veriyor bize. ​Yedigey mezarlığa doğru ilerlerken geçmişe dönüp sarsıcı hikayelerle karşılaşıyoruz: Kutlubayev Ailesinin yaşadıkları, ​Yedigey’in Yasak Aşkı, ​Mankurt Efsanesi. ​Cenaze konvoyu uzun bir yolculuğun ardından nihayet kutsal Ana Beyit Mezarlığı’na varır. Ancak şok edici bir manzarayla karşılaşırlar.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020947 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·157 syf.··
2026 14. kitabı
" Yazar serinin önceki kitaplarında da olduğu gibi bu kitapta da edebiyatımızın ünlü şairlerinin beyitlerini, mısralarını günümüz Türkçesine çevirerek biz okurlarına müthiş bir edebiyat tadı yaşatmıştır. Yazar her beyiti anlayacağımız tarzda sade açık bir dil ile anlatmış. Bu eserde yazarın ele aldığı konudan mı bilmem her beyit bana farklı anlam kattı. Hayata bakış açınızı değiştirecek anlam dolu bir eser. Okumak isteyenlere keyifli okumalar . "
Can Veren Pervaneler 4Hayati İnanç · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2020920 okunma
10/10
·464 syf.··
2026 192. kitabı
Bu kitabı okurken kendinizi bir labirentin içinde gibi hissediyorsunuz; her beyit, her sembol bir kapı açıyor. Modern dünyanın "hemen ulaşma" odaklı aşk anlayışına inat, burada aşk bir varış noktası değil, varışa giden yoldaki "yakıcı bir çaba". Aşk, ancak ateş denizlerinden geçilerek, insanın kendi kibrini geride bırakmasıyla ulaşılabilecek bir makam. Şiirin o yoğun, adeta büyüleyici diliyle sarmalanmak ve ruhunuzdaki "aşk"ı yeniden tanımlamak istiyorsanız, Hüsn ü Aşk sizi bekliyor. Bu sadece bir aşk hikayesi değil, bir "kendini bulma" rehberidir.
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,682 okunma
Özün özü...
Puan vermedi·168 syf.·
2026 135. kitabı
Mesnevi'nin kalbi sayılan ilk 18 beytin şerhi olan bu eser Bursevi hazretlerinin gözünde de tasavvuf deryasının özünün özü olduğu anlaşılıyor. Tek bir beytin altında bile birçok değişik kavramın açıklaması, başka aşıklardan sözler, beyitlerle bezenmiş. Sonuçta 18 beyitte neredeyse bir tasavvuf nazariyatı özeti ortaya çıkmış. Sadeleştirmeye rağmen dilin ağırlığı, kuramlara arka arkaya değinilmesi, konunun ağırlığı itibariyle bir temel olmadan anlayarak okumak zor. Anlasak bile uzun uzun düşünmek lazım sindirebilmek daha doğrusu sindirmeye çalışmak için. İçerikle ilgili eleştirim olmasına haddim yok ama kitabın yayınlanışı daha güzel olabilirmiş. Öncelikle bu eser bir giriş, bir önsöz, mesnevi ve şerhlerin durumu, Bursevi hazretlerinin diğer eserleri, fikirleri halleri hakkında yazıları hakkediyor. Sol tarafta latinize edilmiş orjinal hali neden verilmiş tartışılır, orjinal nusha resimleri olsa anlayacağım. Ekbilgilerin sayfa sonunda dipnot şeklinde değil kitap sonunda olması ise okumayı yavaşlatan ve konsantrasyonu bozan bir uygulama. Konu ile meraklı ve ilgili olanların kütüphanesinde olması gereken ve sadece mesnevi ilk 18 beyit için değil neredeyse tüm nazariyat için rehber niteliğinde eser. Okuduğuma çok memnunum, layıkıyla anlamakta nasip olur umarım.
Mesnevi'nin Ruhuİsmail Hakkı Bursevi · İnsan Yayınları · 202129 okunma
Mankurtlaştık mı ?
9/10
·400 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:30
Cengiz Aytmatov 'un kitaplarını bitirdiğimde her zaman çok etkilenirim ve bir süre boşlukta kalırım. Bu kitaba başladığımda da beğeneceğimi biliyordum. Alışık olduğum temadan biraz farklı olarak bu kitapta bazı kısımlarda bilim-kurgu ögeleri (uzaylılar) vardı. Alışık olmadığımdan bunları okumak beni şaşırttı ama sevdim. Hikayemiz yine bozkırın içinde yaşanan acılar, verilen mücadeleler ile ilgili. Issız bir demiryolu yerleşiminde görev yapan bir avuç insan etrafında dönüyor olaylar. Demiryolu işine yıllarını vermiş bir adamın vefatı sonucu, onu Ana-Beyit denilen kutsal mezarlığa gömmek isteyen yakınlarının, dönemin Sovyet Rusyası tarafından o bölgeye yapılmış olan uzay üssü nedeniyle kendi topraklarına alınmamalarının hikayesi. Kendi topraklarında yabancı sayılan bir halk görüyoruz burada. Cengiz Aytmatov'un olay örgüsünün içine ustaca yerleştirdiği efsaneler muhteşemdi. Özellikle Mankurt olayı beni çok etkiledi. Günümüzde bu kavram milli benliğini kaybetmiş olan insanlar için kullanılıyormuş (mankurtlaşma). Kitapta anlatılan ise insanlar saçları kazınıp başlarına yaş deve derisi geçirilip sıcakta bırakılıyor ve bu işkence yöntemi insanların hafızalarını tamamen kaybedip köleleşmesine neden oluyor. Köleleşen bu insanlara mankurt deniyor. Kazak türklerinin o dönemde yaşadığı Rus baskısı da kitapta oldukça etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Beni etkileyen bir alıntı ile devam edeyim: "- Biz, bizgoy karagım. Ana-Beyit'ke cetpey turıp kaldık. Kalay da bolsa yardımdeş karagım... - Benimle Rusça konuşun lütfen, şu anda görevimin başındayım." Kendi dilini bile konuşmaya korkan bir insan çoktan mankurtlaşmamış mıdır? Aytmatov bu konuya nokta atışı vurgular yapıyor. Kitapta bahsi geçen heybetli deve Karanar'ın taşkınlıkları da beni yer yer güldürdü gerçekten. Bence herkes
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Elips Kitap · 200556,1bin okunma