Çocuklar iki camii arasında beynamaz kalmış gibi, ne Doğu'ya ne Batı'ya aitler. Küreselleşmenin yarattığı en büyük sıkıntı, ruhsal köksüzlük hissi. Bu hisse maruz kalan hiçbir yere ait olmayan, hiçbir şeyi derinlikli bir şekilde tecrübe edemeyen gençler... Dolayısıyla kolaylıkla popüler kültürün yemi haline gelebiliyorlar.
Kitap Alıntısı
​“Sarhoş gibiyim.” dedi Behzad, “İçmeden de sarhoş olunabiliyormuş meğer.” ​Ali Garbî gülümsedi. ​“İçmediğimizi de nereden çıkardın beynamaz?” ​“İçtik mi?” ​“Sabaha kadar aşk konuştuk...” ​Behzad gülümsedi, dünyaya başka âlemden gelen ilahi bir hayvanı salar gibi mırıldandı: ​“Üzüm yaratılmamışken, biz sarhoştuk.”
Reklam
Almancı
Bu iki cami arasında beynamaz hallen bir künye gibi boyunlarındaydı her daim. Türkiye'de Almancı Almanya'da göçmendiler. Ve kendilerinden sonraki nesiller gittikleri yerdeki cemiyet hayatına bihakkın uyum sağlayana kadar da künyenin boyunlarında bıraktığı iz silinmek bilmeyecekti.
Sayfa 36 - Doğan Kitap, İstanbul, 2024
Edebiyat
"Sarhoş gibiyim.İçmeden de sarhoş olunabiliyormuş meğer." Ali Garbî gülümsedi. "İçmediğimizi de nereden çıkardın beynamaz?" "İçtik mi?" "Sabaha kadar aşk konuştuk..." Behzad gülümsedi: "Üzüm yaratılmamışken, biz sarhoştuk."
Sayfa 95 - KeTeBe·Kitabı okudu
Atatürk ve Türkçe Namaz - Fırtına Öncesi Fragman
Meselâ 1943'te yayımlanan bir eserde Şerefeddin Yaltkaya'nın şu beyanı yer almıştır: "Terbiye Müderrisi İsmail Hakkı, müderrisler toplantısında birkaç kere 'Atatürk bizden bir şeyler bekliyor, hatta istiyor' diyor ve beklenen şeyi de kısmen anlatıyordu. Bunları son bir defa bahis mevzuu ettiği zaman, 'Pekâlâ! Önce bir komisyon bu meseleleri bir rapor hâlinde tespit etsin de onun üzerine konuşalım' denildi. Birkaç gün sonra yine toplandığımız zaman elimize hazırlanmış olan raporun birer sureti verildi. Muhteviyatına muttali olunca, bilhassa namazın şeklinin değiştirilmek istendiğini gördüm. Hâlbuki Peygamberimiz 'Namazı benden gördüğünüz gibi kılınız' buyurduğu için, kavl u fiil-i Peygamberî'ye aykırı düşen mazbatanın altına imzamı koyamazdım. 144 144 Yaltkaya, namazların şeklinin değiştirilmek istenmesine karşıdır; yoksa kendisi namazlarda elsine-i sâire (meselâ Türkçe) ile tilavetin cevazına kâildir. (Bkz. II. Bölüm, Metin XXV) [18 Haziran 1928 Pazartesi günü] müderrisler toplantısında bu mesele çetin münakaşalara mucip oldu. Çokluk kabul taraftarı idi. Bununla beraber o toplantıda bir karar verilmeden dağıldık. Mesele aynı zamanda [19 Haziran 1928 Salı günü] matbuata da aksetmişti. Gazeteler bunu merakla takip ediyorlar ve mütemadiyen soruşturuyorlardı. Fakat müspet ve doyurucu bir cevap alamıyorlardı. O sırada [20 Haziran 1928 Çarşamba günü] gazetelerin birisi (Vakit gazetesi) mazbata müsveddesini neşredince, artık inkâra da mecal ve mahal kalmadı. Hatta matbuatın neşriyatı üzerine keyfiyete Atatürk de muttali olmuş ve Darülfünun Rektörlüğü'nden bunu sormuştu. Müderrisler Meclisi kararını verip raporunu takdim etmemiş olduğu için Rektör Neşet Ömer meseleden hiç de haberdar değildi. Rektör'le Atatürk arasında neler görüşüldü, neler konuşuldu iyice bilmiyorum.
Sayfa 91 - 3. Basım: Temmuz 2014, Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Atatürk
Her vakte bir bahâne bulur beynamâz olan -Râșid (Namaza gönlü olmayan her vakte bir mazeret bulur.)
Sayfa 117 - Kapı Yayınları
Reklam
Reklam