… balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. Sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi, yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?
Kendim, kendimin yanına geçmeye hazırlanıyordum. Önce kendimi bulmam lazımdı. Ara ki bul, nerede, kim, bir ömür aramışsın şimdi mi bulacaksın? Tabii ki şimdi bulacaktım, şimdimi şimdi bulacaktım. Öncekileri de buldum ayırdım, tasnif ettim, tanıdım, ama bir daha pek aynısını kullanmadım. Bildiğimden olsun kullanmadım, usandığımdan kullanmadım. İnsan her durumda kendinden bir oluşanı görür ve onun neticesini tadar. Bunların toplamıdır. Bunların toplamı da bir şey etmeyebilir. Her durumda yeniyi tadamıyor olabilir, yenilgiyi tadamıyor olabilir. Ama bunlar yok değildir.
Bu sefer Gülbün, vücudunun peşindedir. Ruhunun erdiği sükun ve istikrarı vücuduna kabul ettiremiyor. Kendi kendinden dışarı gidiş çetin olur da kendi kendine geri dönüş kolay mı olacak?
Hayatını abiler, ablalar arasında geçirmiş ama abla olmanın, bir kardeşi büyürken izleyip korumanın, kollayıp gözetmenin ne olduğunu hiç tatmamıştı. Artık o da ablaydı. Bir yürümeye başlasın nerelere taşıyacaktı onu. Kucaklayıp okuluna bile götürecekti.