"Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?"
Mina Urgan şöyle der: "Bu cümleyi duyduktan sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim.
Kitabı da, insanı da..."
Tam olarak böyle bir kitap. Zihnim o kadar dolu ki artık kitaplara -şimdilik- ruhumu dinlendiriyor mu, içinde bulunduğum dünyadan birkaç saat olsun sıyırıp beni içine alıyor mu diye bakıyorum. Ve bu kitabın sadece 15-20 sayfasını okumama rağmen yorulduğumu hissettim. Başladığım için kendimi biraz zorladım ama sonra Mina Urgan'ın bu cümlesini hatırlayınca yarıda bıraktım..
"Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe."
Yazarımız Gospodinov, hayatının uzun yıllarını bahçesine vakfetmiş olan babasıyla ilgili anılarını kaleme almış. Anı-roman türünde, 200 sayfalık ve okuması oldukça kolay, yalın bi eser. Sosyal medyada inanılmaz popüler olduğu ve sevildiği için aldım fakat ilk yarısını kendimi çok zorlayarak okudum. Hatta o kadar sevemedim ki satışa bile koydum. Fakat bitirmiş olmak için kalan yarısını da bugün çalışırken okudum ve sevdim. Açıp tekrar tekrar okuyacağım bir kitap olmadı, hatta abartıldığı kadar da değil fakat bir kereliğine bile olsa alıp okunabilir.
"Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenenilir mi?"
Sokakta karşılaştığınız, hiç tanımadığınız biriyle yüksek dozda aldığınız alkol sebebiyle kendinizi yatakta buluyorsunuz. Mekân, zaman, kişi, kişi adları hiçbiri yok. Sadece bir erkek ve bir kadın ve aralarındaki iletişim, belki de iletişimsizlik. Sosyo-psikolojik bir roman. Yazarın okuduğum ilk romanı.. bugün yolculukta birkaç saatte bitti, incecikti zaten. Tam yaz dizisi kıvamında, oldukça müstehcen sahnelerle dolu, erotik bir kitap. Daha fazla bilgi vermeyeceğim çünkü okunma sayısının epey düşük olmasına üzüldüm, belki bu paylaşımdan sonra okumak isteyenler olur. Çerez kitap, tavsiyemdir
Tanpınar okumanın bambaşka bir lezzeti var.. Eserleri, özellikle Tanpınar'ı yavaş yavaş, özümseye özümseye okumayı çok seviyorum ama tam 51 saattir uyuyamıyorum ve bu saatleri de balkonda, biraz üşüyerek, biraz düşünerek ve Tanpınar'ın külliyatını tamamlama yolunda verimli geçirdim. Yine müthiş bir kitaptı ama ben roman okumayı çok çok sevdiğim için farklı bir türde eser okuyunca biraz bocalıyorum sanırım.. deneme, gezi yazısı okumayı seven için bence müthiş bir kitap, tavsiyemdir..
Eser, roman kategorisine konulmuş olsa da aslında mektup türünde yazılmış. 80 yaşındaki Olga anneannemizin torununa yazdığı mektuplardan, bir iç döküşten oluşuyor. Aylardır aklımda olan bi kitaptı ama kütüphanede binlerce kitabın arasında aramaya üşeniyordum doğrusu:) 5 gün önce kütüphaneye gittiğimde bi anda raftan bana el salladı sanki, hemen kaptım geldim evime. Benim işlerim olması dolayısıyla 2.5 günde okudum ama o kadar sürükleyici, o kadar güzel ki bi oturuşta, tek nefeste okunacak bir eser. Ben belki de bazı noktalarda kendimi, hayal kırıklıklarımı bulduğum için çooooook sevdim.. araya birkaç kitap daha ekleyeyim yine, yeniden okuyacağım. Kesinlikle okunması gerekiyor diyorum, pişman etmez, iyi ki dedirtir iyi ki