‘Beyzz

‘Beyzz
@beyzanurgenc
︎✯
5/10
·88 syf.··
2023 5. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2023 22:35
“Dağa taşa bakarsın, şu gördüğün çiçeklere, sokaktan geçen adamlara, her şeye, her şeye. Bu çiçek neler söylüyor, bu adam nereye gidiyor, bu taşı buraya niçin koymuşlar, hep anlarsın. Gece gündüz, uyku ile uyanıklık, hayatla ölüm birleşir. Dünyada niçin varsın, anlarsın. Okudukça açılırsın” Ailesiyle birlikte lunaparka giden Süleyman’ın oyun dünyasındaki yaşamı ile geçmiş zamana dönüşlerle anlattığı gerçek dünyadaki yaşamı kitaptaki hikâyelerin ana konusudur. Süleyman, Zinnure ve kızı Fatma lunaparkta olmaktan mutludurlar. Zinnure çok istediği elektrikli fırını kazanır. Kızları Fatma çarpışan arabalara binmek ister. Ancak saatler geçtikçe yorulurlar ve çıkışı ararlar, eve gitmek isterler. Ama bu lunaparkın çıkışı yoktur. Hakikate gelecek olursak insan da yaş aldıkça bu fani dünyayı terk etmek ister. Hikayede lunapark üzerinde yaşam sürdürdüğümüz dünyayı temsil eder. Süleymanın kucağındaki fırın ise dünyadaki imtihanlarımızdır. Hikayede fırın gittikçe ağırlaşır tıpkı yaş aldıkça artan imtihanlarımız, sorunlarımız, sıkıntılarımız gibi.. Dünya uzaktan eğlence dolu ama eğlenceye girince çıkışı bulmak zorlaşıyor. Mustafa Kutlu 'nun bu kitabını çok zor anladım. Bir bölümden diğer bölüme geçtiğimde anlatıcının değiştiğini ve kimin anlattığını anlayabilmek için kendimi bir hayli zorladım. Beni fazlasıyla yordu. Neyse ki son bölümde cidden mantıklı bir mesaj vermiş yazarımız. Kitapta en çok sevdiğim kısım da zaten orasıydı. Yazarın şu ana kadar okumakta zorlandığım tek kitabı buydu. Hikâyenin de isminden yola çıkarak diyorum ki bu da böyle bir eserdi. Hoşça kalın, kitapla kalın :)
Edebiyat
Bu BöyledirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20039,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·87 syf.··
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2023 12:34
"Çocuğunu başkaları büyütecek, hafta sonları görürsün. Aşını başkaları pişirecek, sen yersin. Karını akşamdan akşama bulursun. Yorgunluktan kemiklerin sızlayacak, aldırma. Taksitle al evini, taksitle döşe, taksitle yaşa. Seni de başkaları yaşatıyor, inan buna. Ziller, düğmeler, levyeler, planlar, çok uluslu şirketler. Evet, anladık bostana su sabahı serininde girermiş. Ayrılık olur deyi gözden öpmek iyi değilmiş, tohum ekmeden önce iki rekat namaz kılıp "Kurdunan kuşunan, eşinen dostunan yemek nasip eyle." demek gerekmiş." Hikâye köyden kente göçün, gecekondulaşmanın ve sol fikirlerin Türkiye’de yerleştiği ve zirve yaptığı bir dönemin hikâyesidir. Yazar göçün mantığını, insanların çaresizliğini, saf Anadolu çocuğunun kısa zamanda nasıl da sol fikirlere kendini adayabildiklerini satır aralarında anlatır. Kalıcı mıyız? Ana karakterimiz Cevher Bican, Kars'ın Sarıkamış ilçesinden dayısının ona iş bulmasıyla İstanbul'a gelir. Daha 17 yaşındadır. O zamanlar insanlar İstanbul'da geçim derdinden, iş koşturmacasından ibadetlerini, manevi değerlerini dahi unutur hâle gelmişlerdir. Bican ve onun gibi işçi arkadaşları, çalışmaya geldikleri fabrikaların tozu, isi ciğerlerine dolduğu için hasta oluyor hatta ölüyorlardır. Makinaların sesini ancak kendi sesleriyle hak arayarak bastırabileceklerdir. Bican ve arkadaşlarının başarmak istedikleri şey, suyun yokuşa akmasını sağlamak kadar zordur. Bir gün yine yaptıkları bir grev esnasında Bican, kör kurşunun hedefi olur ve hayatını kaybeder. Kitabın sonu yine boğazımda bir düğümle bıraktı beni. Yazarımız çarpıcı ve okuyucunun yüreğini burkan sonları seviyor bence. Kutlu bu kitabı 1979'da yazmış. Dili çok akıcıydı. Hikayenin bölümleri farklı karakterler üzerinde ilerlese de, özellikle Bican, Seydali ve Zülküf Ağa karakterli çok öne
Edebiyat
Yokuşa Akan SularMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 19985,1bin okunma
Mustafa Kutlu - Hüzün ve Tesadüf kitap incelemesi
4/10
·90 syf.··
2023 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 08:43
"Bir şey yap güzel olsun... Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin." Mustafa Kutlu'nun okuduğum üçüncü eseri olan "Hüzün ve Tesadüf", durum hikâyelerinden oluşmasına rağmen klasik paragraf anlayışını içermeyen yer yer şaşırtıcı, insanı gülümseten, hüzünlendiren, yaşamın bazı ayrıntılarına yer veren özel bir kitaptır. Bazen güzel şeylere tesadüf edersiniz; mutluluk ve hüzün bir arada yaşanır. Öyle bir hâl içerisinde bir hikaye oluşturmuş bence. Kitaptaki hikâyelerin hepsini sevdim diyemem. Sevmeme sebebim de anlamlandıramamam. Çoğu zaten ucu açık bırakılmış. Bazılarında "ee yanii?" gibisinden oldum :⁠-⁠D Tema hüzün olabilir ama anlatımda hüznün içinde gülümsetiyor insanı. Durum hikayesi okumayı o kadar sevmesem de Mustafa Kutlu'nun yazımı beni hemen çekti. Betimlemeleri o kadar iyiki sanki kitaptaki bir karakter de benmişim gibi hissediyor insan. Bu yüzden fazla sıkılmadan bir çırpıda okunuyor. Kitapta en etkilendiğim hikâyelerden biri de Mahzun Mücahit'di. Savaşa katılmak için evinden ayrılan ve ancak yıllar sonra ailesine kavuşabilen bir askerin hikayesini anlatıyor. Askerden dönen babanın oğlunun şu sözleri hikayeyi derinden etkiliyor; "Kolun nerde kaldı baba, dedim sessizce." Özellikle durum hikâyesi tarzında okumayı sevenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Kafa dağıtabileceğiniz çerezlik bir kitap. Bence fena değildi. Okumak isteyenlere keyifli okumalar. Sağlıkla, kitapla kalın!
1000Kitap
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20074,878 okunma
Mustafa kutlu-Yoksulluk içimizde inceleme
10/10
·104 syf.··
2022 42. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2022 18:14
Süheyla... Nerelerdesin..? Bilmez misin senin olan sana dönecek? .. Gitmişti ve Engin bunu anlayamamıştı. Aykırı zaman bizden nerleri götürüyor, kaybedilen nedir? .. Engin artık denizle muhabbet edemiyor Süheyla. Bir serçenin sevgi üzerine söyledikleri üzüyor onu. Toprak ve güz yaprakları da küsmüştü ona.. Ah Süheyla, Engin senden istediğin onca şeye mukabil nasıl da çırpınmıştı. .. Yoksun Süheyla.. "Seninle harama batmamış bir beldeye hicret edelim." demiştin ya hayır böyle bir belde yokmuş. Harama bulaşmamış bir yer yok. Anladım ki Süheyla benim hicretim kendime imiş.. ~ -Spoi- Dünya'nın yoğun koşturmacasında salınıp giden, dış görünüşleri fazlasıyla görkemli, içleri ise yoksulluğa yem olmuş insanları anlatmış Mustafa Kutlu bu kitabında, yani tam da bizi bize anlatmış. Başrol de iki gencimiz var, Süheyla ve Engin. Birbirlerine kalplerini açmışlar. Fakat Engin küçüklüğünden beri yoksul bir ailenin çocuğu olduğu için içini zengin olma hırsı kaplamış durumda. Bu yüzden Süheyla'yı oracıkta bırakıp uzak diyarlara gider. Ee bu gidişin bir de dönüşü var tabii. Engin cidden çok zengin olup döner. Süheyla da o yokken elhamdülillah müslüman olmuştur. Bu sefer Engin'i o kabul etmez ve harama bulaşmamış bir beldeye hicret edersek olabileceğini söylemiş. Ama Engin nefsini susturamaz. Bunun üzerine yine aradan yıllar geçer ve Engin Süheyla'ya nefsini kontrol altına almış hazır bir şekilde geri döner. Fakat ne yazık ki Süheyla ve ailesi uzun zaman önce taşınmıştır ve onları tanıyan biri kalmamıştır. Engin arar durur fakat bulamaz.. "İnsan insana cehennem de olur cennet de." Kitapta beni en çok etkileyen sözlerden biri oldu. Ne güzel de söylemiş Mustafa Kutlu. Bu kitap yazarın okuduğum ikinci kitabı. Ama şu anda bile benim için en özel en güzel kitabı olmuş durumda. Kitaptaki alıntılar,
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Mustafa kutlu-Mavi kuş inceleme
3/10
·211 syf.··
2022 34. kitabı
"Şimdi gülsün mü ağlasın mı? Hem gülsün, hem ağlasın. Hayat budur işte." Kitapta en etkilendiğim sözlerden biriydi. Hayatın tanımı bu işte. Mavi kuş Şirinyurt ismindeki bir kasabada geçiyor. Bir yolcu otobüsünün trene yetişmesini konu alıyor. Kitap adını da o otobüsten alıyor. Mavi renkli otobüs ve onun üstündeki beyaz kuş. Otobüste çok farklı tiplerde insanlar var ve hepsi birbiri ile iletişim hâlinde yani anlaşabiliyorlar. Bu beni bir tık şaşırttı çünkü hepsi birbirinden ayrı insanlar ve anlaşmaları da zor olur diye düşünmüştüm. Ama güzel bir iletişimleri ve sohbetleri oldu. Bu durum benim hoşuma gitti. -Spoiler- Kitapta otobüsteki her bir yolcunun az da olsa hikâyesinden bahsediliyor. Benim en çok ilgimi çeken Murat'ın eşi Neşe ile ayrılma sebebi oldu. Murat'da fazla kitap okuma hastalığı varmış ve artık bu bir fantaziye dönüşmüş. Artık Murat'a eşin mi kitaplar mı diye sorulsa kitaplar diyecek noktaya gelmiş. Bunu üzerine karısının isteği üzerine boşanırlar. Murat'da kendimi gördüm biraz :). Kitabın sonunda ise yazarımız çok ters köşe yapıp okuyucularına "Ee ne oldu şimdi?" dedirtecek noktaya getiriyor. Sonunda bir tiyatro çekildiği anlaşılıyor ve birisi "stop!" diye bağırıyor. Bunun üzerine kahve molası verecekleri sırada gerçektende iki haydut gelip tiyatroda oynayan bir adamı silahla vuruyorlar. Bu yüzden beni çok şaşırmıştı bir an anlamayıp tekrar dönüp okumuştum. Ama böyle ters köşe yapan kitaplara daha çok ısınıyorum. Bu kitabı da beğendim bu yüzden. Kitapta çok sevdiğim bir alıntı ile bitirmek istiyorum; " Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında. Ya hatırlamak!... Evet o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak."
Edebiyat
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma