Çok beğendim. Kitap hızlıca kendini okuttu. Kafa karıştırıcı bi kitaptı ama olayları guzel çözümlendi finalde
Açıkçası biraz da beni ürküten bir kitaptı.
❝ Kalbinde her dakika şu ulvî tahassürün
Minkar-ı âteşini duy, daimâ düşün:
Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..
Yükselmek âsmâna ve gülmek ne tatlı şey!
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey
Müştâk-ı feyz ü nûr olan âtî-i milletin
Meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin
Yüklen, getir -ne varsa- biraz meskenet-fiken,
Bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen
Esmâr-ı bünye-hîzini, boş durmasın elin
Gör dâima önünde esâtir-i evvelin
Gökten dehâ-yı nârı çalan kahramânını...
Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını. ❞
Tevfik Fikret'in Promete şiiri.
Dehâ-yı nârı çalan kahramân.. Prometheus <3
Prometheus ve Epimetheus titan kardeşlerdir. Kil ve suyu karıştırarak ilk insanı yaratmışlardır. Epimetheus hayvanlara doğaya karşı güçlü özellikler verir. Hzılı koşma, güçlü duyular, pençeler gibi. Ama elinde insanlara verilecek hiçbir şey kalmaz. İnsanlar doğaya karşı çok güçsüz kalır. Prometheus insanlara acır ve Olimpos dağından bir rezene sapıyla ateşi alır ve insanlara verir. İnsanlar ateş sayesinde ısınır, hayvanlardan korunur. Zeus bunu öğrenince Prometheus'u cezalandır. Onu bir dağa zincirler ve bir kartalı her gün Prometheus'un karaciğerini yemesi için görevlendirir. Bir titan olduğu için karaciğeri gece kendini yeniler. Ama kartal gelip sabah tekrar yer ve bu sonsuz işkence devam eder. Herkül gelip kartalı öldürene kadar. Kitapta da geçen bir cümle var:
"Çektiğim işkencelerin sonu yok
Zeus tahtından düşmedikçe." (bknz. Sy:31, İş Bankası Kültür Yayınları)
Prometheus'un anlamı önceden gören demek yani Prometheus bir kahin. Zeus Herkül'ün gelip Prometheus'u kurtarmasını bu nedenle müsaade eder. Çünkü Prometheus zamanında Zeus'un babası Kronos'u devireceğini de bilmiştir. Ona kendi ile de ilgili kehanette bulunmasını
"Gün Olur Asra Bedel", diğer adıyla "Gün Uzar Yüzyıl Olur" romanı Sovyetler Birliği döneminde yaşanan sosyal ve kültürel sorunların bir öz eleştirisidir. Aytmatov, romanı, geçmişin efsaneleriyle geleceğin bilim kurgusunu harmanladığı çok özel bir teknik uygulayarak yazmıştır. Roman 150 dile çevrilerek tüm dünyada oldukça sevilmesine rağmen ben beğenmedim daha doğrusu anlayamadım. Bilim-kurgu romanlarını, filmleri ve çeşitli efsaneleri çok sevmeme rağmen bu roman beni çok sıktı. Zorlayarak okudum. Bunun nedenini bilmiyorum. Daha önce Aytmatov’un “Beyaz Gemi” kitabını okumuştum onu da anlayamamıştım. Sanırım Aytmatov bana biraz ağır geliyor. İstatistiklere baktığım zaman %54’lük dilim 18-34 yaş aralığında. Benim bulunduğum yani 13-17 yaş aralığı okuyucular ise %11’lik kısmı kapsıyor. Belki ilerleyen zamanlarda kitabı tekrar okuduğum zaman düşüncelerim değişir ama o zaman kitabı önyargısız bir şekilde okuyabilir miyim bilmiyorum. Çünkü 4 sene önce kitabı okumak istemiştim ama yarım bırakmıştım. 2 sene önce tekrar denedim ve yine yarım bıraktım. Bu sefer çok zorladım aam bitirdim. Çünkü bitirme ödevim vardı.
Kitaba gelecek olursak:
İçinde farklı insanların farklı yaşamları var. Kitabın başkahramanının farklı zamanda ki anılarına, ara ara dönüş yaparak bu hikâyelere tanık olmamızı sağlamış yazar. Biraz da, o zaman ki siyasi rejim hakkında mesajlar verilmiş.
Romanda çok fazla betimleme var. Bu iyi gibi gözüküyor ama beni çok rahatsız etti. Kitabın başında bir tilki üzerinden bozkır betimlemesi var ve bence gereksiz uzun. Her satırda “Artık bitir, başka bir şey anlat.” dedirtti.
Kitapta çok beğendiğim yerler de oldu. Bunlardan biri de romanın bünyesinde farklı farklı efsaneleri de barındırıyor olması. Mankurt, Ana-Beyit, Raymalı Ağa efsaneleri gibi. Aytmatov bu kısımları çok
Orijinal adı “Die Verwandlung" olan, Kafka’nın “Dönüşüm” kitabı sayfa sayısının azlığına ve üslubun görünüşteki yalınlığına rağmen “Hemen okuyayım da bitsin.” denilebilecek bir kitap değil. Ancak günümüzde ne yazık ki insanların Dönüşüm kitabını çok okunmasının sebebi, sayfa sayısının azlığı gibi geliyor. Çünkü insanlar bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri eserleri hele ki bir de bu çok okunanlardansa hemen aradan çıkarma gibi bir eğilimle okuyorlar.
Kitabın ana fikrinden de bahsetmeden önce şunu demeliyim ki, Kafka bu eserde toplumsal ilişkilerin değişmesinden kaynaklanan sorunları eleştirel biçimde işlemiştir. Eserde modern topluma ilişkin eleştirilerini en çok ekonomik etkenleri kullanarak yaptığı ön plana çıkarken kullandığı simgeler ile başkarakter Gregor Samsa’nın iç dünyasını ve modern toplumun Gregor’u dönüştürdüğü kişiyi bize anlatmıştır.
Konudan sonuç bilgisi vermeden bahsedecek olursak:
Gregor Samsa'nın böcek olarak uyanması ile başlayan öykü, böcek olarak uyanmasına çok şaşırmayan Gregor‘un işe gitmek için kurduğu alarmı duymadığının farkına varması yani insanın toplumsal bakımdan 'kullanım talimatlarına' uymadığını fark etmesiyle bir telaşa kapılması ve işe gidememesi üzerine ailesinin tepkisi ve müdürünün eve gelmesiyle beraber bu 'uyanış' sürecine verilen tepkiler ile devam ediyor.
Kafka, kitap boyunca her satırda Gregor’un iç dünyasını bize çok güzel anlatmış. Kitabı okurken her sayfayı çevirişimizde kendi içimizdeki Gregor’u bize daha çok fark ettirdi.
Bazen duygularımızı anlattı:
“Olmamasına razıyım, oluyormuş gibi olmasın yeter.”
Hayatımızdaki sahte insanlardan –mış gibi yapanlardan çok sıkılmadık mı?
Bazen de bize öğütler verdi Kafka:
“Olabildiğince sakin düşünmenin çaresizce karar vermekten çok daha iyi olduğunu arada bir düşünmeyi de ihmal
Kadına şiddetin her geçen gün katlanarak arttığı şu dönemde, fiziksel veya psikolojik şiddetten sonra kadınların yaşadıkları ve hayata tutunma çabalarını anlatan harika bir kitap.