İsmet

İsmet
@bibliyografic
Instagram & TikTok —>bibliyografic
Cennetin Doğusu
10/10
·656 syf.··
2021 44. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2021 23:01
Kusursuz bir kurgu, muazzam işlenmiş Âdem ve Havva, Habil ile Kabil motifleri... John Steinbeck’in zekasına hayran kalmamak elde değil. Nasıl ki İtalyan sanatçı Giovanni Strazza, o çok bilinen ‘Duvaklı Bakire’ isimli eserinde mermer gibi işlenmesi oldukça zor olan bir taştan bu denli başarılı, bakan herkesi hayran bırakan şeffaf duvaklı mermer bir bakire Meryem heykeli ortaya çıkarmışsa, John Steinbeck de Cennetin Doğusu isimli eserini aynı ustalıkla oya oya oluşturmuş. O kadar kusursuzca tasarlanmış bir roman ki karakterlerin sembolize ettiği şeyler, derinlikleri, olağanüstü doğa betimlemeleri, Lee ve Samuel’in mükemmel öğretileri nefesimi kesti diyebilirim. Zaten kendisi de “Bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi” demiştir. “Geçtiğimiz yüzyılın başında Amerika’da ayakta kalma mücadelesi veren iki ailenin yollarını cennetvari topraklarda, Salinas Vadisi’nde kesiştiren Steinbeck, kötülüğün bir yazgı mı yoksa iyiliğe ulaşmak için özgür iradeye başvurularak aşılması gereken bir basamak mı olduğunu kutsal kitapların mitolojilerine göndermeler ve zengin metaforlarla, kuşaklara yayarak irdeliyor.” Kitabın 633. sayfasında(*sel) kitabın çözümlenmesine yardım eden Lee’nin bir monologunu paylaşmak istiyorum: “Adam, yeryüzünde bulunabilecek en dogmatik biçimde dürüst adam, bütün hayatını çalıntı parayla yaşamıştı. Lee kendi kendine güldü... Şimdi ikinci bir vasiyetnameyle saflığını biraz kendine yontan Aron, bütün hayatını bir randevuevinin kârıyla yaşayacaktı. Şaka mıydı bu, yoksa böyle bir denge mi vardı; insan bir yönde fazla ilerlerse terazide otomatik bir kol hareket ediyor ve denge tekrar mı sağlanıyordu?” Yine kitabın 334. sayfasında(*sel) Lee’nin anlattığı Habil ile Kabil hikayesinde keşfettiği, İbranice “timşel” yani hükmedebilirsin
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Reklam
Tanrı Bilmez, Küçük İnsan Olmak Ne Demek.
9/10
·528 syf.··
2021 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2021 18:37
Bu kitap, Ekim 1917 devriminden 31 Aralık SSCB’nin resmen dağılışına kadar, Sovyet Rusya’nın içinde yer alan Rus, Azeri, Ermeni, Tacikistanlı, Özbek, Kazak, Kırgız gibi halkların yaşadıkları dönemi, kendi ağızlarından anlattıkları bir ağıt. Komünizm-Kapitalizm çatışması, Amerika-SSCB çatışması, kısaca soğuk savaş dönemi insanların ne hissettiklerini, bu politik, siyasi ya da ideolojik çatışmaların şimdiki zamanda bile o halkların hayatlarını nasıl etkilediğini derin bir acıyla okudum. Resmen bir yazılı belgesel. Sonuç ne olursa olsun bütün fizyolojik ya da psikolojik savaşlardan en çok güçsüz insanlar etkileniyor. Hayatlarını ne uğruna feda ediyorlar belli değil. Çeşitli politik sistemlerin yetiştirdiği bireylerin gerçekten o ideolojiyi taşıyıp taşımadıklarının bir önemi yok çünkü “klonlanarak” o görüşün peşinde hayatlarını heba ediyorlar. Günümüzde bile hala bazı topraklarda devam eden savaşın hiçbir kimseye yararı yok, rant peşinde koşan totaliter ve diktatör rejim yöneticileri hariç. Kitabın 213. sayfasında da söylendiği gibi: “Tanrı bilmez, küçük insan olmak ne demek.”
İnsan
İkinci El ZamanSvetlana Aleksiyeviç · Kafka · 2016533 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2021 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 23:35
21. yüzyılın en iyi romanları listesinden gördüm yazarın da Nobel ödüllü olması dolayısıyla boş çıkmayacağını düşünerek aldım. Kitabı bitirdim evet ama kitap mı beni okudu ben mi kitabı okudum bilemiyorum. Son 50 sayfaya gelene kadar kafam karma karışık oldu. Kendimi o kadar rahatsız hissettim ki okurken yazarın dilinden mi yoksa çeviriden mi olduğunu idrak edene kadar kitap bitti. Organ bağışı için klonlanan çocukların ve Kathy H. isimli bir bakıcının çevresinde dönüyor olaylar ve Kathy’nin gözünden yaşıyoruz Hailsham yatılı okulunda yaşananları ve sonrasını. Spoil vermek ve daha fazla detaya girmek istemem. Her kitap herkes için yeni bir zihin yolculuğu ve herkes kendisi keşfetmeli bunu. Ama şunu söyleyebilirim ki bizim de klonlanan öğrencilerden hiçbir farkımız yok. Sonunda öleceğimizi bile bile umutla yaşıyoruz. Sevdiklerimizle bir gün daha fazladan geçirebilmek için. Belki de yazar ölümlülüğümüzü yüzümüze vurmak için bu ütopyadan yararlanmıştır.
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,3bin okunma
Puan vermedi·278 syf.··
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 00:19
Kitabı ikinci kez okuyuşum ve bu kez de kafam allak bullak oldu. Kafka okuduğum diğer hiçbir yazara benzemiyor ve okuduklarıma da sadece roman deyip geçemiyorum. Her şeyi o kadar somut bir şekilde gözlerinizin önüne seriyor ki ortamdakilerin nefesini bile hissediyorsunuz. Her şeyin hayal ürünü kurgular olduğunu anlamanıza rağmen sizi içine sürüklediği şey aslında kendi ruh hali. Kafamda eşleştiremediğim o kadar durum var ki kitabı yarılamama rağmen ben resmen okuduğumu anlamıyorum diye kendinizi sorguluyorsunuz. Bu kitapta da tıpkı Dönüşüm’de olduğu gibi sabah uyandığında hayatı değişen bir adam var. Tutuklanıyor. Ne ile itham edildiği, suçunun ne olduğuna dair herhangi bir şeyden bahsedilmiyor. Çünkü bu aslında yazarın paranoyak dünyasında ürettiği bir distopya. Dava, Bay K.’nın zihninde uydurduğu ve savaştığı bunu yaparken de hukuk sistemine bir eleştiride bulunduğu diğer kitaplara benzeyen bir yolu olmayan bir kitap. Hangimizin zihnimizde ürettiğimiz davaları, yargılamaları ve infazları yok ki? Kaçımız bunları dile getirebilecek kadar cesuruz? Kafka günlüklerinde şöyle diyordu: “Aç kendini, insan dışarı çıksın.” Dipnot: Tanıl Bora’nın çevirisini yaptığı, Ronald Gray’in önsözünü yazdığı ve Eliseo Vivas’ın sönsözüyle bitirilen içerisinde yazarın kronolojisine ve Dava için yaptığı çizimlere de yer verilen İletişim Yayınları baskısını övmek istiyorum biraz da. Yazara, kitaba ve okuyucusuna ne kadar değer verdiklerini gösteriyorlar bu özenli basımla. Bu yüzden İletişim Klasikleri hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor beni.
DavaFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201564bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2020 62. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2020 00:10
Bir kitabı ancak yazarı tanımlayabilir. William Faulkner neden en sevdiği romanının Ses ve Öfke olduğunu açıklarken şöyle diyor: “Yazdığım bir romanı daha önce yazdıklarım arasından bana en çok acı ve keder verenine göre yargılarım, tıpkı bir annenin hırsız ya da katil olan çocuğunu rahip olan çocuğuna oranla daha çok sevmesi gibi.” Bu tanımlamadan da anlayabileceğiniz üzere oldukça acı veren bir kitap. Çok zor okudum. Çoğu kez anlamadım defalarca okudum ve karakterler üzerine araştırmaya girdim okurken. Kitap genel olarak Compson ailesinin çöküşünü anlatıyor. Kitabın merkezinde Caddy Compson var. Zihinsel engelli Benjy yani Benjamin (doğuştan adı Maury) ailenin utanç kaynaklarından birisi ve okurken en çok etkilendiğim karakter. ———spolier içerir——— Birinci bölüm; başta da söylediğim gibi Zihinsel engelli olan Benjy’nin gözünden anlatılıyor bu bölümde olaylar. Oldukça anlaşılmaz bir dili var bu bölümün. Ben başlarda anlamakta zorlandım ama çok etkilendim Benjy’nin dünyasından. Zaman kavramı olmayan ve her an dikkati dağılan Benjy’nin hayatı, Caddy (ablası ve en çok ilgilenen kişi) etrafında şekillenmektedir. Caddy aynı zamanda küçük yaşta erkeklere olan düşlünlüğünden bahsediliyor kitapta ki bu durum Benjy’nin hiç hoşuna gitmez. İkinci bölümde; Harward’da öğrenci olan Quantin’in intihar etmeden önceki yaşadıkları anlatılır. Bu bölümde de anlatılanlar dağınıktır. Anlamakta yine çok zorlandığım ama içindeki o sıkıntıyı birebir hissettiğim bir bölüm. Ağır bir depresyon geçiren Quantin’in gözünden anlatıldığı için depresif bir anlatım var. Üçüncü bölüm; bu bölümü Evin reisi ve gözü paradan başka bir şey görmeyen Jason’ın bakış açısıyla okuyoruz. Annesinden kalan dükkanın hisselerini satıp kendine bir otomobil alır. Çeşitli işlerde çalışır ancak hiçbirinde tutnamaz.
Edebiyat
Ses ve ÖfkeWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 20263,115 okunma
Reklam