“Yalnız olmak korkutucu ve depresif geldiğinde, ama toplum içine karışmak için kıyafetler kadar mecburi olan o sahte kibar gülümsemeyi yüzünüze giydirmeye mecaliniz de olmadığında, kitaplarla takılmak çok iyi bir seçenek. Çünkü kitaplar kilonuzla, mesleğinizle ya da ruh hâlinizle ilgilenmezler. Kaliteli şakalar yapmadığınızda, ilginç sohbet konuları açmadığınızda, hatta hiç konuşmadığınızda bile varlığınızdan sıkılmazlar. Bilakis, siz iyi zaman geçirin diye önceden hazırladıkları lafları vardır ama insanların aksine, bir an önce anlatmak için ısrar etmezler. Siz kendi canınız ne zaman isterse o zaman dinlersiniz onları. Canınız istemediğinde ise susup sizinle sessizlik içinde otururlar.”
‘Ondan, okuldaki çalışkanlığı ile kendisinden umulan parlak istikbali müjdelemesi beklenirdi. Fakat hakikat bunun taban tabana zıttı olarak tecelli etti. Thomas Alva bilâkis tembel bir öğrenci olarak sınıfını daima sonuncu olarak geçiriyordu.’
Bazı insanlar, sisteme fazla geldiği için uyumsuzluk yaşarlar. Okulu sevmemek, okumayı sevmek kadar basit bir mantık.·Kitabı okuyor
1956'DA, KUZEY RODEZYA'NIN bir köyünde, çaresiz bir kadın evliliğini yoluna koymak için kabilenin ileri gelenlerinden oluşan yerel bir mahkemeden yardım istedi. Kocasıyla ilişkisi sallantıdaydı. Yakın zamanda hem kocasına hem de kendine zührevi bir hastalık teşhisi konmuştu. Kocası hastalığı ondan kaptığında ısrar ediyordu ama kadın kendisinin asla sadakatsizlikte bulunmadığını, bilakis hatalı olanın kocası olduğunu savunuyordu. Adam bir keresinde kadını bıçaklamakla ve daha kötüsü, ona büyü yapmakla tehdit etmişti. Ne var ki, bütün bunlar çifti mahkemelik etmeyecekti, ta ki kadını o gün mahkemeye koşturacak kadar dayanılmaz, o derece çirkin bir şey yaşanana kadar. Şafak vakti kadın uyandığında memesini kocasının ağzında buldu. Kocasının büyü yapma tehdidini anımsayıp korkuya kapıldı. Mahkemedeki oturumda yörenin ileri gelenlerinden akil biri kocaya sordu: "Karınızın memesini emerken ne düşünüyordunuz? [Salondaki bir bebeği işaret ederek) bunun gibi küçük bir çocuk musunuz?.. Bunu neden yaptınız?" Kocanın cevabı durumu daha da kötüleştirmekten öteye geçmedi. "Sevdiğimden," dedi.