"kalıpları kırmanın ürkütücü de olsa insana hayatiyet katan bir yanı vardır, bilirsiniz."
"çünkü insan, kendisine karşıt düşen davranışlarını nasıl geliştirdiğini göremedikçe, özgür olabilmek için neyi aşması gerektiğini de bilemez."
"çünkü insanın kendi içinde ürettiği kargaşa, dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür."
"insanları sevebilmek, onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebilmeyi gerektirir. bununla kastedilen, karşımızda düşmanlar varmışçasına geliştirilecek savunma yöntemleri değil, kendimizi dürüst ve açık bir biçimde yaşayabilme yürekliliğini gösterebilmektir. sinsice yaşanan duygular, insanların bize, bizim de onlara ulaşabilmemizi engeller. çünkü onlar gerçek bizi değil, gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler. sonunda, kabul edilen gerçek benliğimiz olmadığından, kendimizi de kabul edilmiş hissedemeyiz."
"insan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur. yoksa bir diğer insanı yücelterek kendimizi küçültmek, ne ona ne de kendimize değer vermektir."
"bazı insanlar, kendimizi dürüstçe yaşadığımız zaman, diğerlerinin bu 'açık'tan yararlanarak bizi devirmeye çalışacakları görüşünü savunurlar. oysa bir insan ancak kendi içinde devrikse başkaları tarafından devrilebilir."
"insan bir zaman tüketicisidir. üstelik bize ayrılan bu zaman oldukça sınırlıdır da. ama yine de çoğumuz yapmak istediklerimizi sonsuza dek zamanımız varmışçasına erteleriz. yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine başka şeyler koyabiliriz. ama tükettiğimiz zamanı asla!"
sayfa 116, 2. paragraf
"bir başka deyişle, yaşından daha 'yaşlı davranan' insan aslında yaşından geridedir. gerçekte her yaşta her şey yaşanabilir, ama