bilge

bilge
@bilgecankurt
15 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
anton çehov/ ayı
“çok uzaklarda bir tarlada durup, engin gökyüzünün altında bir ağaca, direğe, korkuluğa yaslanarak gece boyunca sakin, parlak mehtabı seyretmek ve her şeyi unutmak, unutmak istiyorum... hiçbir şey hatırlamamayı ne çok isterdim!”
Reklam
engin geçtan/ insan olmak
"kalıpları kırmanın ürkütücü de olsa insana hayatiyet katan bir yanı vardır, bilirsiniz." "çünkü insan, kendisine karşıt düşen davranışlarını nasıl geliştirdiğini göremedikçe, özgür olabilmek için neyi aşması gerektiğini de bilemez." "çünkü insanın kendi içinde ürettiği kargaşa, dış dünyadaki gerçek tehlikelerden çok daha ürkütücüdür." "insanları sevebilmek, onlarla baş edebilecek yöntemleri geliştirebilmeyi gerektirir. bununla kastedilen, karşımızda düşmanlar varmışçasına geliştirilecek savunma yöntemleri değil, kendimizi dürüst ve açık bir biçimde yaşayabilme yürekliliğini gösterebilmektir. sinsice yaşanan duygular, insanların bize, bizim de onlara ulaşabilmemizi engeller. çünkü onlar gerçek bizi değil, gösterdiğimiz yanlarımızı kabul ederler. sonunda, kabul edilen gerçek benliğimiz olmadığından, kendimizi de kabul edilmiş hissedemeyiz." "insan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur. yoksa bir diğer insanı yücelterek kendimizi küçültmek, ne ona ne de kendimize değer vermektir." "bazı insanlar, kendimizi dürüstçe yaşadığımız zaman, diğerlerinin bu 'açık'tan yararlanarak bizi devirmeye çalışacakları görüşünü savunurlar. oysa bir insan ancak kendi içinde devrikse başkaları tarafından devrilebilir." "insan bir zaman tüketicisidir. üstelik bize ayrılan bu zaman oldukça sınırlıdır da. ama yine de çoğumuz yapmak istediklerimizi sonsuza dek zamanımız varmışçasına erteleriz. yaşamımız boyunca yitirdiğimiz bazı şeyleri yeniden elde edebilir ya da yerine başka şeyler koyabiliriz. ama tükettiğimiz zamanı asla!" sayfa 116, 2. paragraf "bir başka deyişle, yaşından daha 'yaşlı davranan' insan aslında yaşından geridedir. gerçekte her yaşta her şey yaşanabilir, ama
william golding/ sineklerin tanrısı
“ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; bir ilişki kurulamıyordu aralarında.” “korkunun olmadığını da biliyorum. ancak insanlardan korkmadığımız sürece.” “simon, ‘bizden başka canavar yok belki’ derken, golding’in de belirttiği gibi ‘insanlığın başlıca hastalığını’ dile getirmek ister.” -minâ urgan “roger ve öteki çocuklar, ‘yıkılıp giden’ bir uygarlıkta değil de, barış ve sevgiye dayanan gerçekten uygar bir ortamda yetişselerdi, başka türlü davranırlardı elbette.” -minâ urgan “golding, insanların tümüyle kötü olduklarına değil, dış dünyada da, insanların iç dünyasında da iyilikle kötülüğün, aydınlık güçlerle karanlık güçlerin çarpıştığına inanır aslında. bu kitapta, ancak simon yüzde yüz iyi ve ancak roger yüzde yüz kötüdür. her insanda olduğu gibi, öteki çocuklarda da hem iyilik bulunur, hem kötülük.” -minâ urgan
kendine ait bir oda/ virginia woolf
“…kısa bir süre içinde yok olacak dünyanın güzelliğinin iki sivri ucu vardır, bu uçlardan biri kahkaha, biri ıstıraptır ve bu ikisi kalbi delik deşik ederler.” “gökyüzünün mavi topraklarında binlerce yıldız yanıp sönüyordu. insan kendini gizemli bir toplumda yalnız hissediyordu. bütün insanlar yatmış uyuyorlardı. -yüzükoyun, yatay, sessiz.” “her şeyden çok, yanılsamalarla dolu yaratıklar olduğumuz için, insanın kendine güveninin olması şarttı. kendimize güvenimiz eksikse beşikteki bebekler gibiyizdir.” “öncelikle bir kadının kendine ait bir odası olması, ister sessiz sakin ister ses geçirmez olsun, ebeveynleri istisnai derecede zengin ya da soylu olmadığı sürece, on dokuzuncu yüzyılın başına kadar söz konusu bile değildi.” “yazın alanı, başkalarının fikirlerini akla hayale sığmayacak derecede önemsemiş olanların her yana saçılmış enkazlarıyla dolu.” “yine de o odada nesir ve kurmaca yazmak şiir veya oyun yazmaktan daha kolay olmalıydı. daha az odaklanma gerekiyordu. jane austen bu şekilde yazmayı hayatının sonuna kadar sürdürdü. ‘bütün bunları başarmış olması’, der yeğeni anılarında, ‘çok şaşırtıcıdır çünkü çekilebileceği ayrı bir çalışma odası olmadığı için romanlarını ortak salonda, her zamanki gibi çalışmasının bölünmesine maruz kalarak yazmış olmalı. çalışmalarının hizmetkârların, misafirlerin ve ailesinin dışındaki herhangi birinin şüphesini uyandırmamasına son derece dikkat ederdi. jane austen elyazmalarını saklar veya bir kurutma kağıdı parçasıyla kaplardı.’ “ “insanların huzurla yetinmeleri gerektiğini söylemek çok anlamsız; onların harekete ihtiyacı var ve eğer bunu bulamazlarsa kendileri yaratacaklardır. milyonlarca insan benden çok daha hareketsiz bir kadere mahkum ve kendi kaderlerine sessizce direniyorlar. insanların toprakla örttüğü bu canlılığın
eugenie grandet/ honore de balzac
“koca nanon’un ışığını alıp ateş başına oturduğunu, şenliğe katılmamak için sıvışmaya hazırlandığını gördü. ‘nanon!’ dedi koridorda ilerleyerek, ‘ateşini, ışığını söndürsen de bize katılsan olmaz mı? tanrım! salon büyük, hepimize yeter.’ ‘ama efendim, kibar insanlar gelecek.’ ‘onlardan neyin eksik senin? hepsi de adem’in kaburgasından yaratıldı senin gibi.’ “ “yaşamın önemli durumlarında, ruhumuz kederlerin ve hazların üzerimize çöktükleri yerlere güçlü bir biçimde bağlanır.”
Reklam