Kalbimin beni göğe yükselten bir tutkuyla kor kesildiğini hissediyorum; çünkü zihin için sağlam bir hedef, ruhun akli bakışını sabitleyeceği bir nokta kadar huzur verici şey yoktur.
Beni benden başka olanla birleştiren bağı yalnız ben yaratabilirim. Yarattığıma göre de ben, bir nesne değilim. Kendimden başka olana doğru giden, kendimi aşan bir tasarıyım, bir aşkınlığım.
Önceden belirlenmiş, yörüngesi çizilmiş bir şey değilim ben. Seven, hareket eden, isteyen bir varlığım. Benden önce hiç kimse karar veremez bu konuda.
Her şeye karşın, yine de çarpar yüreğim. Ellerim uzanır, yeniden hayaller kurarım.
İleriye doğru çeker beni bu hayaller.
Bilge kişiler bu direnişte insanoğlunun önlenemez çılgınlığının belirtisini görmek isterler.
Niçin oraya kadar olsun? Neden daha uzağa gitmeyelim? Buncacığı neye yarar?
.
.
Gün gelir, çizilen sınırları aşacak gücü bulur kendinde. Kendini aşmak ister. Son diye, sınır diye bir şey yoktur artık onun için. Boş uğraşlar vardır. İter onları. "Zarlar hileli"diye bağırır.