Fazlasıyla kitap okumak isteyen ama bu isteğinin önüne ilgileriyle alakasız yığınla konu içeren YKS, TYT vs. gibi sınavların geçtiği insanları görmek üzücü. Keşke sınavlarla kitaplar paralel gidebilseydi...
Aslında gerçekten kitap okumak isteyen öğrenciler ne yapıp ne edip kitap okuyabiliyorlar. Tabi ki bu benim şahsi düşüncem ama ben YKS'ye hazırlanıyorum hem de kitap okuyorum. Günlük çok çalışsam da mutlaka iki saatimi okumaya ayırıyorum. Hiç vaktim yoksa bile otobüsteyken, kahve içerken veyahut dersten ara verdiğim vakitlerde okumaktayım kitaplarımı. Benim için okumak aynı ekmek gibi su gibi bir ihtiyaç. Evet, sınavlara çalışmak çok yorucu oluyor ama kitap okumak beni dinlendiriyor ve bence en önemlisi huzurlu hissediyorum kitap okurken.
Bunu biraz çekinerek söylüyorum çünkü hava atıyorsun diyenler elbet olacaktır ama Oscar Wilde'ı, Goethe'yi, Slivia Plath'ı ve daha nicelerini kendi dillerinden okumak o kadar güzel ve manidar ki anlatamam Oğuz abi. Her yazarın çevirisindense orijinal dilinden okumak çok daha güzel ve anlamlı oluyor. :)
Bülbülü Öldürmek kitabını aslında hiç sevmemiştim fakat insanların tepki vermesinden çekindiğim için yüksek puan vermiştim. (neyse ki sonradan bu sorunu aştım :d)
Var mı sizin de böyle okur itiraflarınız?
4. itirafım: Bazı kitapların canına okuyorum. Kitabı o kadar içselleştiriyorum ki bir süre sonra her yeri çizik çizik, yanlarına notlar alınmış, güzel sayfaları katlanmış bir hale gelebiliyor. Yepyeni bir kitap elimde savaşta yaralanmış bir gaziye dönebiliyor, canını acıttığım bütün kitaplardan özür dilerim......
Her ne kadar kendisi öldürülse de İskenderiye'li Hypatia var olarak Demokritos'a en güzel cevabı vermiş sayabiliriz. Sonuçta Hypatia felsefe tarihindeki en önemli kadınlardan biridir ve her ne kadar ışığı söndürüldüyse de hâlâ ışık vermeye devam eden bir kadındır.