8/10
·140 syf.·
2026 3. kitabı
Filmini izlemeyen yoktur herhalde onun için çok detaya girmeden birkaç şey yazayım. İlyas adında bir kamyon şoförünün alkollü iken yaptığı bir sadakatsizlik yüzünden hayatlarının nasıl paramparça olduğunu anlatıyor özetle. Okurken ne olacağını bildiğiniz, bazı sahneleri daha önce gördüğünüz halde kitabın bazı yerlerinde gözleriniz nemlenebiliyor. İlyasın oğlu ile karşılaşması mesela. Çok etkiledi beni okurken. Bir de Asel'in(Asya) sonradan birlikte olduğu eşi Baytemur hayat hikayesini anlatıyor bir yerde. Okurken ister istemez empati kuruyorsunuz ve çok çaresiz hissettiren bir durum var. Dağ başında bir evde karısıyla küçük kızlarıyla otururken askere çağırıp savaşa götürüyorlar. Orada onları bir başlarına bırakıp gitmek zorunda olmak ve geldiğinde hiçbirinin artık olmaması... Böyle şeyleri düşünmek bile korkutuyor beni. Belki de bunun herhangi bir anda dünyada herkesin başına gelebilecek olması korkusu yüzünden böyle hissediyorum. Kahrolsun savaşlar, aileleri parçalayan herşey kahrolsun... Birkaç gereksiz bilgi de vereyim. Filme Asya ismi ile geçiyor ilyasın sevdiceği ama burada orijinal halinde Asel. Asel belki asya anlamına geliyordur onun için bunu kullanmış olabilirler dite düşünebilirsiniz ama öyle değil Asel Kur'an-ı Kerim'de Muhammed Suresi 15. Ayette cennete akan bal ırmağını anlatırken geçen bir kelime. Bizde filmin çekildiği yıllarda çok yaygın kullanılmıyor bu isim. Son olarak kitap çok güzel ama Türkan Şoray ve Kadir İnanır gibi insanlar bu duyguyu kitabından daha güzel geçiriyor. Cengiz Aytmatovun kalemine edilecek söz yok çok iyi yazıyor ama filmi kitabı gölgede bırakacak kadar güzel.
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2026 123. kitabı
Opera, bir kültürü tanımanın etkili yollarından biridir. Operalar, ait oldukları toplumun dilini, tarihini, inançlarını, geleneklerini ve sanatsal anlayışını yansıtır. Eserlerde yer alan hikayeler, karakterler, müzikler ve sahne tasarımları sayesinde izleyiciler o kültürün yaşam biçimi ve değerleri hakkında bilgi edinir. Ayrıca opera, farklı kültürlerin ortak ve farklı yönlerini görmeye yardımcı olarak kültürel farkındalığın ve hoşgörünün gelişmesine katkı sağlar. La Traviata, İtalyan besteci Giuseppe Verdi tarafından bestelenen ve dünyanın en ünlü operaları arasında yer alan bir eserdir. Opera, Parisli bir kadın olan Violetta ile genç aristokrat Alfredo Germont arasındaki aşk hikayesini anlatmaktadır. Toplumsal önyargılar ve aile baskıları nedeniyle büyük zorluklar yaşayan çiftin ilişkisi, izleyicilere aşk, fedakarlıklar ve insan onuru üzerine etkileyici bir güzergah sunar. Eser, tanınmış bir hayat kadını ile varlıklı bir gencin arasındaki trajik aşk hikayesinin ötesinde, sosyal sınıf farklılıklarının, dönemin hastalığının ve toplumsal baskının, insan yaşamını nasıl şekillendirdiğinin de altını çizmektedir. Aşk için nelerden fedakarlık yapılabilir hiç düşündünüz mü? Dönemin toplumsal değerleri ilgili fikir vermesi ile de oldukça kıymetli bir eser aynı zamanda. Toplumsal önyargılar sanırım her dönemin önemli bir konusu. Sevdiğiniz kişinin geleceği için nelerden vazgeçerdiniz bilmiyorum ama bugünlerde böyle aşklar pek kalmadı sanırım.
La TraviataGiuseppe Verdi · Fihrist Kitap · 202413 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendi Enkazını Seyreden Bir Ruhun Anatomisi
Puan vermedi·276 syf.··
2026 109. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 09:56
​Bazı kitapları okumazsınız; onlar sizi en zayıf anınızda yakalar, karşınıza geçer ve içinizde bir yerlerde birikmiş olan o gizli mutsuzluğu yüzünüze vurur. Giovanni Papini’nin otobiyografik şaheseri Bitik Adam, benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Kitap bittiğinde odadaki sessizliğin büyüdüğünü, içimdeki o eski, yorgun sesin uyandığını hissettim. Bu bir başarı hikayesi değil; aksine, devasa ideallerin, dünyayı değiştirme arzusunun ve en nihayetinde kaçınılmaz bir kabullenişin, yani bitmişliğin hüzünlü bir ilanı. ​Papini, kitabın henüz başlarında bizi o amansız dürüstlüğüyle baş başa bırakıyor: ​Hiçbir zaman çocuk olmadım ben. Çocukluktan anım yok. ​Bu cümle satır arasından çıkıp göğsüme oturdu. Daha yolun en başında, herkesin neşeyle koşturduğu o masumiyet çağını ıskalamış bir ruhun hüznü gizli burada. Dünyayı erkenden anlamaya çalışmanın, erkenden büyümenin o ağır faturası... Papini, gençliğinde dünyayı yerinden oynatmak isteyen, her şeyi bilen ve her şeyi eleştiren o mağrur dâhi adayından, kendi sınırlarına çarparak un ufak olan bir adama dönüşümünü anlatıyor. ​Kitap boyunca yazarın her şeye baskın gelen o korkunç yalnızlığını izliyoruz. O, kalabalıkların içinde bir yabancı, kendi zihninin hücre hapsinde bir mahkûm. Şu sözleri okurken, modern insanın o bin kişilik yalnızlığını düşündüm: ​Beni anlamıyorlardı. Bu, benim için bir gurur vesilesiydi; ama şimdi anlıyorum ki bu yalnızca bir yalnızlıkmış. ​Gençken bizi başkalarından ayıran o anlaşılmazlık hissini bir asalet, bir zırh gibi giyiniriz üstümüze. Oysa yaşlandıkça ve kabuklarımız soyuldukça anlarız ki, o zırh aslında bizi sıcak tutacak her şeyden mahrum bırakan bir hapishanedir. Papini’nin bu geç kalmış farkındalığı, içimde tarifi zor bir keder bıraktı. Çünkü bilirim ki, yalnızlık bir seçim
1000Kitap
Bitik AdamGiovanni Papini · Monokl Yayınları · 20201,401 okunma
NEFRET ETTIM BU KITAPTAN
Puan vermedi
hicbir kitabi bu kadar buyuk bir nefretle okumamistim,anlatim asiri bozuk,kitabin icine giremiyoruz,cok fazla bilgi eksikligi var,tarotla ilgili bir arastirma da yaptim hicc alakasi yok,sadece 'luks/pahali' sozleri var,keske bir kumas turu soylenseymis,bronz karakteri abartildigi kadar gizemli degil,birde tereyagli balli ekmek sahnesi var,Hisar Bronz'un onune falan koyuyor falan travmasi varmis,kitap boyunca Hisar'in 'ailem beni sevmedi' triplerini cekiyoruz,gecmisi bizi cok ilgilendirmez okuyucu simdiye bakiyor,her sey cok yanlis bu kitapta,guclu bir orgut bekliyorsun 2 dakika sonra 'Bronz abi' diyorlar CILDIRDIM.
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20242,971 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 30. kitabı
08 Haziran’da İnadına Edebiyat Klübü ile birlikte yazarını ağırladığımız Bir Kıbrıs Romanı Belki hakkında biraz konuşmak istiyorum. Öncelikle epigraflardan bahsetmek istiyorum. Yazar öyle titizlikle seçmiş ki bölümde ne olacak merakından önce alıntılar üzerine düşündürüyor. Misal 13. Bölüm epigrafı: “Dostunu, düşmanını bilemez bazen insan. Belki de tuttuğu eldir onu sırtından vurmaya hazırlanan.” Hem okunacak bölüm hakkında bilgi veriyor hem de insanı yaşantısı üzerine düşündürüyor. “Belki” anavatanın yavrusu Kıbrıs’ın romanlaştırılmış hali. Yiğit ve Sevgi ile temellenen roman Türkiye ve Kıbrıs’ı bu bağlamda ele almış. Rumlar ve Türklerin oluşturduğu Kıbrıs’ın tarihçesi derin bir araştırma sonucu okuyucuya aktarılmış. Tabii bu iki milletin nasıl birbirlerine kışkırtıldığı da anlatılmış. Fakat aynı zamanda kardeşlik bağlarını bozmadan devam edenler de unutulmamış. Sanmayın ki sadece Kıbrıs anlatılmış. Hayır! İngiltere Osmanlı Yunanistan Kudüs gibi bağlantılı birçok ülke yarar ve zararlarıyla aktarılmış. Bununla birlikte EOKA- Enosis- Kumsal Katliamı- 2. Abdulhamit yönetimi- İngiliz Yönetimi ve dahası kitap bitimi araştırılacaklar arasında yerini alıyor. Tarihe olan merakıma bilgi tohumlarını atan Sema Soykan, söyleşide de bir o kadar kıymetli fotoğraf ve videoları bizlerle paylaştı. 3 saatlik sohbet esnasında her bir okuyucusunun sorularını sıkılmadan büyük bir nezaketle cevapladı. Ve Çerkes sürgünü 497 sayfa, Kıbrıs Romanı 496 sayfa. Bunun bilinçli yapıldığını da söyle
İnadınaEdebiyat
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025586 okunma
9/10
·95 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 01:11
Kitaba giriş yapmadan önce biraz yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. Yazarımız Ryunosuke Akutagawa, "Japon kısa hikâyeciliğinin babası" olarak kabul edilir ki Japon edebiyatının kayda değer ödüllerinden olan “Akutagava Ödülü” onun adını taşımaktadır. Büyük romanlar yerine vuruş gücü yüksek, ironik, psikolojik derinliği olan ve insan doğasının bencil yönlerini açığa çıkaran kısa öyküler yazmıştır. Doğduktan kısa bir süre sonra annesi akıl sağlığını kaybetmiştir. Bu yüzden yazar, dayısı tarafından büyütülmüş ve soyadını ondan almıştır. Hayatı boyunca annesi gibi delirme korkusu yaşadığından hayatının son yıllarında ağır uykusuzluk, halüsinasyonlar ve derin bir varoluşsal kriz (melankoli) yaşamıştır. Henüz 35 yaşındayken, arkasında "Geleceğe Karşı Duyulan Belirsiz Bir Kaygı" yazdığı bir intihar mektubu bırakarak yüksek dozda uyku hapıyla yaşamına son vermiştir. … Kitabın da adını aldığı ayrı zamanda ilk öyküsü olan Raşoman; kıtlık, sefalet ve amansız bir fırtınanın ortasında işinden yeni kovulmuş ve açlıktan ölmek üzere olan çaresiz bir uşağın, ölülerin saçlarını yolup peruk yapan yaşlı bir kadınla karşılaşmasını konu alıyor. Yaşlı kadının hayatta kalmak için bu eylemi yapmak "zorunda" olduğunu savunması üzerine, başlangıçta kadının eylemine tiksintiyle yaklaşan uşak, ahlaki değerlerini bir kenara bırakarak kadını soyup eşyalarını çalarak kaçar. Öykü, büyük bir açlık ve sefalet karşısında toplumsal ahlakın, vicdanın ve dürüstlüğün saniyeler içinde nasıl yok olabileceğini sarsıcı bir şekilde gözler önüne sererken bizlere "İnsanlar hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilir?" sorusunun trajik cevabını anlatıyor. Anlatı boyunca yazarın kendi akıl sağlığının bozulma süreci, yaşadığı ağır şizofrenik ve paranoid sanrılar, doğrudan birinci ağızdan
RaşōmonRyunosuke Akutagava · Tokyo Manga Yayınevi · 20232,419 okunma