Lucretius'a göre insanoğluna ateş bir tanrı tarafından verilmediği, sanatlar tanrılar tarafından öğretilmediği gibi insanlar... yasaları da tanrılardan almamıştır. Bütün diğerleri gibi siyasi kurumları, yasaları da kendi bilgi ve tecrübesiyle, kendi sağduyusu ve aklı sayesinde insanın kendisi yaratmıştır. Toplumun kendisi gibi yasalar da, tarihsel bir evrimin sonucu ortaya çıkmıştır. İnsanoğlu nasıl kulübeler yapmayı, hayvanların derileriyle örtünmeyi, aile kurmayı zamanla ve aklı, deneyi ve birikimi sonucu öğrenmişse karşılıklı olarak bir birine zarar vermemek yönünde anlaşmalar, sözleşmeler yapmayı, yasalar meydana getirmeyi ve cezalandırılma korkusuyla onlara uymayı da aynı nedenlerle, aynı yollardan geçerek, aynı süreç sonucunda öğrenmiştir. İnsanın tarihi, insanın kendisinin yarattığı bir tarihtir ve bu tarih, Hesiodos'un zannettiği veya ileri sürdüğü gibi bir gerilemenin, bozulmanın değil, bir evrimin ve ilerlemenin tarihidir.
Sayfa 153 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.