Maria Mendeleeva ve Umut Yolculuğu: Bir anne ve Oğlunun Hikayesi, Dmitri Mendeleev.. Tobolsk, Sibirya, 1849. Maria Mendeleeva, 15 yaşındaki en küçük Oğlu Dmitri' yi izliyordu, parlayan ama bu izole yerde kayboldu. Bir karar verdi zorluklar ne olursa olsun gerçek bir eğitim alabilmesi için onu Moskova' ya götürecekti. Kocası vefat etmişti, Ekonomik olarak zordaydı yine de en değerli bir şeye sahipti. Oğlunun olağanüstü ruhuna olan Sarsılmaz bir inanç. Maria Oğlu Dmitri ile Moskova' ya ulaşmak için, Sibirya' dan 1300 kilometre yolculuğa çıktılar. Yolculuk birkaç ay sürdü. Maria oğluyla bu yolculuğa çıktığında 50 yaşın üstündeydi. Moskova' ya ulaşan ana, oğul baş vurdukları Moskova Üniversitesi tarafından reddilir. Çoğu anne vaz geçerdi ama Maria değil. Dmitri için bir şans bulmak umuduyla 400 kolometre kuzeydeki St. Petersburg' a gitmeye karar verdi. Ve işe yardı. 1850 yılında Dmitri buradaki Pedegojik Enstitütütüsune kabul edildi. Maria doğru olanı yapmış, imkansızı başarmıştı. Dmitri Mendeleeva, 1869 yılında Kimya Elementleri üzerinde çalıştıktan sonra, Kimyada Devrim yaratacak, Periyodik bir model keşfetti. Bugün dünyanın kullandığı, Elementlerin Periyodik Tablosu.. Mendeleeva'in Periyodik Tablosu 19. Yüzyılın en büyük bilimsel başarılarından biridir. Bilim insanlarının maddeyi anlama şeklini sonsuza dek değiştirdi. Bu onur Mendeleeva aittir.. Ama her şeyi mümkün kılan annesi Maria Mendeleeva' yı unutmadı. Kendisini ortaya çıkaran annesi oğlunun Periyodik Tablosu' nu göremedi. Maria Mendeleeva, 1850 yılında Oğlunun geleceğini güvence altına aldıktan birkaç hafta sonra öldü. Periyodik Tabloyu hiç görmedi, ama O olmasaydı, O olamazdı. Bir Kimya Çalışanı, bir Kimya Öğrencisi, Periyodik Tabloya her baktığında Maria Mendeleeva ' nın
Ninova Yıldız Haritası — Mezopotamya. Antik Ninova'daki Aşurbanipal kütüphanesinin kalıntıları arasında keşfedildi. Üzerinde garip semboller, göksel işaretler ve çivi yazısı bulunan bir kil tablet. Çoğu bilim insanı için bu, uzun bir Mezopotamya geleneğinin parçası olan astronomik bir tablettir; gökyüzünü gözlemleme ve kaydetme geleneğinin bir parçasıdır. Ancak alışılmadık görünümü, on yıllarca süren spekülasyonlara ilham verdi. Bir yıldız haritası mı? Bir göksel rehber mi? Yaklaşık 3000 yıl önce tanık olunan olağanüstü bir olayın kaydı mı? Kesin amacı ne olursa olsun, bize Mezopotamya'nın eski halklarının insanlık tarihinin ilk büyük astronomları arasında olduğunu hatırlatıyor. Teleskoplardan çok önce. Modern bilimden çok önce. Gökyüzünü zaten haritalandırıyorlardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Birazda ben burç yorumculuğu yapayım :)
Bugünün Gündemi / 24 Haziran 2026 (Tamamen Bilim Dışı) KOÇ: Gün boyu aradığın şey cebinden çıktı. BOĞA: İndirim görünce ihtiyacın olmayan bir şeyi ihtiyaç sandın. İKİZLER: Mesaja üç kez cevap yazıp hiçbirini göndermedin. YENGEÇ: Eski bir fotoğrafı açıp yarım saat geçmişe gittin. ASLAN: Kendini fazla övdün ama haklıydın. BAŞAK: Düzelttiğin şeyi bir başkası tekrar bozdu. TERAZİ: “Fark etmez” dedin ama aslında çok fark etti. AKREP: Şüphelendiğin konu çıktı ama uğraşmaya değmedi. YAY: Plan yapmadan çıktın, plan yapanlardan daha çok eğlendin. OĞLAK: Beş dakikalık mola kırk üç dakika sürdü. KOVA: Kimsenin komik bulmadığı esprine en çok sen güldün. BALIK: Hayal kurarken gerçek hayattan kısa süreliğine çıktın.
1000Kitap
HerHafta(?)BirTürkBilimKadını-Hafta2 Engin Arık
Selamlarrrr Kendi kendime aldığım o kararla başlattığım "Her Hafta Bir Türk Bilim Kadını" konseptimizin ikinci durağındayız. Bir takım sebeplerden ötürü kısa (4 ay) ara vermek zorunda kaldım :) Ve bu haftaki durağımız adı her geçtiğinde göğsümü gururla kabartan ama aynı zamanda içimi buruk bir sızıyla dolduran bir isim. Serimizin bu bölümünde tabiri caizse "Türkiye'nin Marie Curie’si" ile baş başayız: Prof. Dr. Engin Arık! Ya size bir şey söyleyeyim mi? Biz bu toprakların altında ne büyük zenginliklerin ne devasa rüyaların yattığını ve bu rüyalar için ömrünü feda eden ne inatçı ruhlara sahip olduğumuzu bazen gerçekten unutuyoruz. Engin Hanım'ı araştırırken onun o vatanperver duruşu, bilime olan sarsılmaz inancı karşısında hem gözlerim doldu hem de "İyi ki bu topraklardan geçmişsin" dedim. ~ Kimdir Bu Müthiş Kadın? 14 Ekim 1948’de İstanbul’da, göçmen kökenli ve pırıl pırıl bir ailede dünyaya gözlerini açıyor Engin Hanım. Öyle parlak bir zeka ki ortaöğrenimini Atatürk Kız Lisesi’nde BİRİNCİLİKLE tamamlıyor. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümü'nden mezun olup gözünü çok daha yükseklere dikerek Amerika’nın yolunu tutuyor. Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktorasını tamamlayarak deneysel yüksek enerji fiziği alanında adını dünyaya duyurmaya başlıyor. Kendisi gibi fizikçi olan eşi Prof. Dr. Metin Arık ile kurduğu mutlu yuvada iki çocuk annesi hatta ilerleyen yıllarda dünya tatlısı iki torun sahibi de oluyor. Viyana’da, Birleşmiş Milletler bünyesinde nükleer denetimler yapan kritik bir kuruluşta (CTBTO) radyonüklid uzmanı olarak görev alacak kadar da küresel bir otorite! Ama o, tüm bu parlak yurt dışı imkanlarına rağmen "Ülkem için ne yapabilirim?" diyerek hep Türkiye'ye dönmenin yollarını arıyor ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dersler verip geleceğin
1000Kitap
Eğitim Sistemiyle Gençliğe İcbar Edilen İşleyiş Bu felsefe, dünyayı sadece ordularıyla işgal etmedi; daha kalıcı bir yöntemle, küresel eğitim müfredatıyla zihinleri formatladı. Tüm dünyada zorunlu kılınan modern eğitim sistemi; insanı "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) olarak değil, ekonomik çarkın dönmesini sağlayan birer "üretim ve tüketim nesnesi" olarak yetiştirir. Genç beyinlere rasyonalizm ve sekülerizm tek mutlak hakikat gibi sunulur; bu kalıbın dışına çıkan düşünceler "bilim dışı" veya "çağ dışı" ilan edilerek sistemin dışına itilir. "Gaflete düşüldüğünde ruhunu kaybedeceğin, mukavemet gösteremediğinde yaşayan bir ölü misali onurunu kaybedeceğin bir yürütmelik bu..." İfadenizdeki bu isyan ve uyarı, meselenin varoluşsal boyutunu çok net özetliyor. Bu sisteme karşı entelektüel, ahlaki ve kalbi bir mukavemet (direniş) gösterilmediğinde, insan sadece biyolojik olarak yaşar. Ruhu emilmiş, onuru elinden alınmış, küresel çarkın mekanik bir dişlisi haline gelmiş "yaşayan ölülere" dönüşmek, bu asrın en büyük tehlikesidir. Hak arayışı, Hak yönelişi ve varoluşsal özü "Hak" olan bir insan için bu yapay kutsalları, bu parlatılmış seküler putları deşifre etmek ilk vazifedir. Unutmamak, kanın kurumaması; hafızayı, fıtratı ve ruhu bu küresel yürütmeliğe teslim etmemekle mümkündür.
1000Kitap
Çizgi romanlar da açıklama ister, önsöz ister, inceleme ister
Martin Mystere - Sayı 217 - Dört Boyutlu Fidye "Fantazmagori" (Mystère'in Gizemleri) köşesi, serinin yaratıcısı Alfredo Castelli tarafından her sayının arkasına eklenen özel bir entelektüel/kültürel genel kültür bölümüdür. Bu bölümün hazırlanmasındaki temel amaçlar şunlardır: 1. Maceralardaki Gerçek ve Kurgu Sınırını Netleştirmek: Martin Mystère maceraları doğası gereği mitoloji, dinler tarihi, arkeoloji, gizemli bilimler, komplo teorileri ve ezoterizmle iç içedir. Okuyucunun kafasında *"Hikayede anlatılan bu efsane, tarihsel kişilik ya da bilimsel veri gerçek mi, yoksa tamamen kurgu mu?"* sorusu uyanır. Fantazmagori köşesi, macerada adı geçen konuların ve kavramların tarihsel dokümantasyonunu, kaynaklarını ve bilimsel gerçekliğini okuyucuya sunar. 2. Kültürel ve Felsefi Derinlik Kazandırmak: Görsellerdeki örnekte de görüldüğü üzere (yaşlılık kavramının etimolojisi, kutsal kitaplardaki kronolojiler, asırlık insanların tarihsel kayıtları, Faust efsanesinin gerçek kökeni vb.), sadece basit bir çizgi roman okuma deneyiminin ötesine geçerek okuyucuya felsefi, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. 3. Okuyucuyla Entelektüel Bir Bağ Kurmak: Alfredo Castelli, bu köşeyi adeta okuyucuyla sohbet ettiği kişisel bir kürsü olarak kullanır. Kendi düştüğü kavramsal yanılgıları (örneğin "yaşlı" yerine "yaşça büyük" kelimesini kullanarak siyasi doğruculuk tuzağına düşmesi gibi) samimi bir dille paylaşır. Bu durum, Martin Mystère'i sadece bir macera çizgi romanı olmaktan çıkarıp "akıllıca kurgulanmış bir kültür dergisi" formuna ulaştırır. Bir önceki sayı olan Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a Dönüş devamı olan bu sayının okunurluguna bir katkı sunması açısından bu bölümü burada paylaşmayı uygun gördüm. # YAŞLILARA YOL AÇIN: ZAMANIN,
Hayata Dair