Bütün efendiler diğer insanlardan daha parlak görünmek isterler. Bilim, deneysel gerçek ya da son icatlar onları ilgilendirmez onlar isimleri ve şöhretleriyle ilgilenirler.
Bilim insanları erkeğe özgü nöronların itiş kakış gibi stereotip erkek davranışları ile doğrudan bağlantılı olabileceğini bile ortaya koymuşlardır. Çalışmalar erken yaşlardan itibaren erkeklerin kızlardan daha farklı etkinliklerle ilgilendiğini gösteriyor.
Cinsel seçilim, doğal seçimin açıklayamadığı süs özelliklerini açıklamakla kalmıyor aynı zamanda cinsiyetler arasındaki neredeyse tüm farkları açıklayabiliyordu. 
Konuşmak, varlığımuza aidiyetini en derinden hissettiğimiz yetilerin başında gelir; konuşmak, anlam dünyamızın dışarıya açılan kapısıdır. Diğer yandan konuşmak çok zor bir eylemdir; konuşurken beyin, sinir sistemi, akciğerler, ses telleri, küçük dil, büyük dil, damak, dişler, kulak gibi birçok bedensel unsur devrededir. Yine konuşurken duygular da devrededir; korkularımız, öfkemiz, sevincimiz konuşurken kullandığımız kelimeleri, konuşmamızın hızını, sesimizin yüksekliğini, sesimizin tonunu doğrudan etkiler. Gün içerisinde onlarca farklı şey hakkında konuşuruz, yüzlerce cümle kurar, binlerce kelime kullanırız.