Niezsche'nin "aktif unutma" tezi üzerinde çalışıyordum.Ona göre hayvanlarla insanlar arasında temel bir tarihsellik farkı vardı. Hayvanların tarihselliği yoktu; dün ve bugün arasında bir fark hissetmezlerdi. Bu tarihsel bilinç insana özgüydü ve hayvanları kıskanmamız için bir sebepti. İnsanın geçmişini araştırması acı veren bir deneyimdi. Mutlu olabilmenin tek şartı "unutmayı" başarabilmekti.
Sayfa 159·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
İnsan mı ?' diye duraksadı Esra. 'Ama savaşların nedeni, devletlerin, ülkelerin, sınıfların çıkarlarıdır. Bunun için sıradan insanı suçlamak ne kadar doğru ?' 'İlk söylediğinde haklısın. Savaşlar sınıfların, devletlerin çıkarları için yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ama sonuçta süngüyü saplayan, tetiği çeken, bombayı atan, tankı kullanan sıradan insanlardır. Yani üniforma giymiş halktır. Bugüne kadar çok az asker buna karşı durmuştur. Savaşan iki ordunun askerlerinin birleşip, 'Artık yeter, biz savaşmak istemiyoruz,' deyip, silahlarını attıkları kaç olay vardır tarihte? Oysa öldürmekten zevk alan, bunu meslek haline getiren insanların yer aldığı binlerce örnek gösterebilirim sana.' 'İyi de,' diye itiraz etti Esra, 'silahlarını bırakırlarsa suç işlemiş olurlar. Belki de vatan haini diye kurşuna dizilirler.' 'Savaşta zaten ölmeyecekler mi? Daha doğru bir amaç uğruna, barış için ölmeleri daha anlamlı olmaz mıydı? ' 'Bu bir bilinçlenme sorunu,' dedi kaçacak yeri kalmayan Esra. 'Güçlü bir barış kültürü oluşursa...' 'Anlatmak istediğim de bu. Barış insanın içinden gelmiyor. İnsan, öldürmek için gösterdiği çabayı, özveriyi, öldürmemek için göstermiyor. Barışı sağlamak için dışarıdan bir bilinç akışı gerek.'
Sayfa 165 - YAPI KREDİ YAYINLARI·Kitabı okudu
Roman
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İşte bu nedenle boşlukta biçim yoktur; duyum yoktur; algılama yoktur; irade yoktur; bilinç yoktur; göz, kulak, burun, dil, gövde ve akıl yoktur; görme, işitme, koklama, tat alma, dokunma ve düşünme yoktur; bakış yoktur, algılayış da bilgisizlikde yoktur, bilgisizliğin sonu da yaşlanma ve ölüm de yoktur; yaşlanma ve ölümün sonu d a acı çekme yoktur; abunların sonunda acı çekme de yoktur; acı çekmenin sona ermesi yoktur ve yol yoktur; bilgelik yoktur ve erme yoktur.
Bilinç içeren bir deneyim olarak düş görme, bizim uyku halindeki beyinsel etkinliğimizden ara sıra haberdar olmamızdan öte bir şey değil. Bu görüşe göre, REM uykusunun temelinde yatan beyin etkinleşmesi de düş görmenin gösterişli işlevlerini sergilemekte: ruhsal dengenin sağlanması, yakın tarihte ve geçmişte öğrenilenlerin bütünleştirilmesi, kişisel bilgi dağarcığımızın duygusal açıdan anlamlı (ya da uygun) yönlerden pekiştirilmesi. Bu önemli işlevlerin tümünün de biz onların farkında olsak da olmasak da kesinlikle gerçekleştirilmeleri gerekmekte. Eğer bizim düş görmenin bilinçli bir biçimde farkında olmamıza dayansalardı, başımız büyük belada olurdu - özellikle de düşlerini anımsamayanlar açısından.
Sayfa 71 - E-Pub·Kitabı okuyor
Psikoloji
“Yaratıcılık dünyanın gözünden kaçan bir şeyi kavramak ve onu dikkat çekmeye zorlaman kadar basit bir şey olabilir.”
İd (bilinç dışı)
İçgüdülerden elde ettiği enerjiyle doludur fakat düzeni yoktur, ortak bir istek oluşturmaz, sadece haz prensibine uygun bir şekilde içgüdüsel ihtiyaçların tatminini sağlama çabasındadır. Mantıksal düşünce yasaları idde geçerli değildir, tezatlık kanunu her şeyin ötesindedir. Birbirinin zıttı dürtüler, bir diğerini dışlamadan ya da yok etmeden yan yana varlığını sürdürürler. Enerji tahliyesi yönünde hâkim olan ekonomik baskı altında uzlaşmacı bir tavır bile sergileyebilirler. İd içerisinde inkârla karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktur.
Sayfa 134 - Olimpos Yayınları
Alıntı