Travmayı Kazanıma Dönüştürmek Mümkün
Genç arkadaşım, herkes gibi sen de hayatında örseleyen bazı sorunlar yaşadın, yaşayacaksın. Önemli olan bu sırada olaylara doğru şekilde yaklaşabilmen, strese doğru şekilde tepki verebilmendir. Unutmamalısın ki, seni yıkan stresin kendisi değil, strese verdiğin tepki şekli, stresi karşılama biçimidir. Ormanların en güçlü ağaçları, fırtınalara rağmen ayakta kalmayı başarabilmiş ağaçlardır. Seni örseleyen, zedeleyen, yaralayan durumlar karşısında doğru şekilde durmayı, stresi doğru şekilde karşılamayı başarırsan olaylar hem sende kalıcı iz bırakmaz, hem de sen bunu ileriki hayatın için bir kazanım haline dönüştürürsün. Bu zor dönemden güçlenerek çıkar, kendini motive etme ve ileriye götürme konusunda güç kazanırsın.
Sayfa 57 - Timaş Yayınları,33.Baskı,Aralık 2025,İstanbul.
Alıntı
Çünkü aslında haz denen şey, yalnızca kendi güçlerimizi kullanmak ve onları duyumsalmaktan ibarettir ve en büyük acı, bir şey için güce ihtiyaç duyulduğu anda, gücün yetersiz olduğunun fark edilmesidir. Nerede güçlü, nerede zayıf olduğumuzu araştırarak öğrenmişsek, o zaman doğuştan gelen belirgin yetilerimizi geliştirir, kullanır, onları her açıdan değerlendirmenin yollarını arar ve hep onların işe yarayacağı, geçerli olacağı alanlara yöneliriz; ama aynı zamanda, kendi doğamız açısından yetersiz kaldığımız alanlara dönük çabaları, kendimizi aşarak bilinçli biçimde bırakırız, başaramayacağımız şeyleri denemekten sakırız. Yalnızca bu aşamaya ulaşmış olan biri, her zaman tam bir bilinçle kendisi olabilir ve asla kendini yarı yolda bırakmaz çünkü her daim kendisinden ne bekleyebileceğini bilir. 
Sayfa 18 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Reklam
Bir Köyün Bütün İneklerinin Fiyatı Tek Bir Otomobil Almaya Yetmiyor Bu sabah Ardahan Çıldır ilçesi Eşmepınar köyü sakinlerinden bir dostum ile telefonda görüştüm. Sık sık ülkede ki olup bitenler ve ekonomi ile ilgili görüş alışverişinde bulunuyoruz. Dününcelerine ulusal yarar ekonomisinden yana olduğu için katılıyorum. Ulusal üretim ve paylaşım ekonomisinde temel kural son faydayı kaybetmemektir. Kodaman besleme ekonomisinde son faydadan bahsetmek mümkün değildir. Kamu üretim ve paylaşım ekonomisini savunan ahlak soygundan anlamaz. Ekonomiyi soygun düzeni aracı olarak görenler ise kamu ekonomisi yararını ekonomi diye bilmez. Bana köyünde yaptığı bir gözlemi anlattı. İzin istedim yazarak paylaşmak için. Köyün tüm süt üreten ineklerinin toplam fiyatı nedir? Bu parayla bu soygun düzeni ekonomisinde ne satın alınabilir diye bir gözlem araştırma yapmış. Köyün tüm inekleri bir otomobil alabiliyormuş. İşte dananın kuyruğunun koptuğunu gösteren sonuç budur. Köylü ulusun efendisi olmaktan çıkmış. Metal çöplüğe dönen ülkede ithal otomobil fiyatı küresel ve yerli işbirlikçi kodaman beslemek adına sürekli artıyor. Şehirde yaşayanlar otomobili bir ihtiyaç olarak değil yatırım aracı, zengin olma aracı olarak satın alıyorlar. Cebini dolduran artan enerji ihtiyacı ile birlikte otomobil üreten, satan, aynı zamanda akaryakıt toptan satın alan, perakende de satan, parası olmayana karşılıksız para basma hakkını banka sahibi olarak finanse eden ve faiz geliri elde eden holdinglere Türk ulusu adeta köylüsü ve şehirlisi ile birlikte soyduruluyor. Denebilir ki bu talep olduğu müddetçe bunu eleştirmek anlamsızdır. Yukarıda anlattığım gerçek bu denizin suyunun kurulduğunu gösteriyor. Dört kişilik bir ailenin dört otomobili, bilmem kaç evi ile bu soygunu finanse eden kimse
Hayata Dair
İnsan her gün bir işi olduğu ve yeni bir savaşın dehşetinden uzak kalabildiği için şükretmek zorunda bırakılıyor. İnsanın ekonomik ve siyasi koşulları şekillendirmek için elinde hiçbir gücü bulunmamaktadır. Otoriter devletlerde bu durum bilinçli bir ilke haline getirilir. Ancak demokrasilerde de toplumun bir parçası olarak bireyin kendi kaderini belirlediği ideolojisiyle, gerçekte bireyi siyasi ve ekonomik güç merkezlerinden ayıran soyutlanma arasında olağanüstü bir uyumsuzluk vardır.
Sayfa 136 - Say Yayınları 1.Baskı 2024·Kitabı okudu
Psikoloji
Kureyş Suresi'nden Ruhumuza Süzülen Şifa Reçetesi
1. Ruhun gerçek güven kaynağını tanımanın, psikolojik huzurun temeli olduğunu öğretir. İnsanın güven duygusu sarsıldığında bütün iç düzeni bozulur. Sure, "Sizi kim korudu?" sorusuyla görünmez koruyucuyu hatırlatır ve zihne derin bir emniyet duygusu verir. 2. Aidiyet duygusunun, insan ruhunun en güçlü besinlerinden biri olduğunu hatırlatır. "Îlâf" kelimesi, ülfet ve ısınma köklerinden gelir. Bu, insanın ancak güvenli bir bağ ile huzur bulacağını söyler; modern psikolojinin "güvenli bağlanma" dediği şeyi Kur'an'ın kadim diliyle anlatır. 3. Minnetin, ruhsal dayanıklılığı artıran bir güç olduğunu gösterir. Sure, Kureyş'e verilen nimetleri hatırlatarak minnettarlığı uyandırır. Şükrün sinir sistemini regüle ettiği yönündeki bilimsel bulgularla da örtüşen bu çağrı, insanın zihinsel yükünü hafifletir. 4. Konforun içindeki tehlikenin, nimetin sahibini unutmak olduğunu söyler. Kureyş korunmuştu ama bu korunmuşluk zamanla sıradanlaşmıştı. İnsan da hayatındaki iyiliklerin kaynağını unuttuğunda ruhsal boşluk yaşar; surenin hatırlatması bu boşluğu doldurur. 5. Ruhun huzurunun dış şartların değil, iç merkezle kurulan bağın sonucu olduğunu gösterir. Çölde herkes saldırıya uğrarken Kureyş'in korunması, dış şartlardan bağımsız bir ilahi desteği gösterir. Sure, insanın da kendi iç çölünde aynı korumayı bulabileceğini fısıldar. 6. Hayatta yolculuk ederken asıl rehberliğin kimden geldiğini hatırlatır. Kış ve yaz yolculukları, insanın değişen mevsimlerdeki hallerinin metaforudur. Rabbe bağlılık, ruhu her mevsimde sabit ve sağlam kılar. 7. İnsanın en temel ihtiyaçları olan “açlık” ve “korku" ile nasıl baş edeceğini gösterir. Sure, "açlıktan doyuran, korkudan emin kılan" ifadesiyle iki temel psikolojik ekseni iyileştirir. Açlık, yokluk ve eksiklik
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Soyguncu Sermaye ve Siyaset İlişkileri Son günlerde ülkemizin sorunu sermayenin emeği, ülkeyi soyması olduğu halde bir holdingin yaş günü bu ülke de herkesin kutladığı bir görüntü olarak kitle imha silahı medya tarafından sunulması bilinçli kötülüğü aklamak adına bir çabaydı. Son çeyrek yüzyılda başta Tüpraş olmak üzere enerjide toptancı ve perakende satış gücü mevcut siyasi yönetim tarafından adeta bu holdinge tekel tehdide dönüşme fırsatı sundu. Siyaset ile sermayenin kavgası danışıklı dövüş oyunudur. Siyaset toplumdan yetkiyi alır sermaye planlarını halka hizmet diye satar. Ülkenin doğal kaynakları ve emek sermaye tarafından sömürge edilir. Sözde planlı ekonomi olduğu dönemlerde bile bu küresel destekli soyguncu sermaye korunmuştur. Planlı kamu ekonomisinde tekel sektör oluşturmak mümkün değildir. Bu holding minibüs satarak zengin olsun diye metro ile elli yıl gecikmeli o olanağa sahip olabildik. Yine biz oluruz vb bayileri aracılığıyla verdiği mesajlar oldukça üzücüdür. Sermaye kanlı askeri ve sivil darbelerle zengin edilmiş utanmazlığın zirvesidir. Bunların siyasette, medyada ve algı operasyonu aracı olarak kimsenin farkında olmadığı lobileri vardır. Holding iktisatçıları ve bilgisini, emeğini satan uzman kadroları vardır. Devletin içinde bürokrasi de kullandıkları unsurlar vardır. Çünkü ele geçirdikleri sektörler para basarak sermeyeye sermaye katan sektörler olup bu gücün hukuk içinde tekel oluşturmayacak, siyasete ayar vermeyecek toplumu soymaya ve bu tür güç gösterileri yapamayacak bir düzeye düşürmek gerekir. 21 Aralık 2015 tarihinden bugüne sermayenin karanlık sicil geçmişini ve son on yılda ki tutumunu takip ediyorum. Çok daha sinsi ve kötülük üretme çabası içine girdiler. Bunu hem içeride siyaset ve dış bağlantılar ile yapıyorlar. Türkiye
Hayata Dair
Reklam
Reklam