ihtimallerin heyecanına üzülüyorum
normalde okuduğum kitaplardan ya da karşıma çıkan metaforlardan aklımda kalan düşünceleri birkaç satırlık notlar hâlinde yazar geçerim. fakat sylvia plath’in incir ağacı metaforu bende kısa bir kenar notundan daha fazlasını uyandırdı. bu kez yalnızca altını çizdiğim cümleyi değil, o cümlenin bende açtığı düşünceyi de kaydetmek istedim. belki yıllar sonra bu sayfaya tekrar döndüğümde aynı fikirde olmayacağım. belki incir ağacına bambaşka bir gözle bakacağım. düşüncelerimi dondurmak için değil, zaman içindeki değişimimi görebilmek için yazıyorum. sylvia plath’in incir ağacı metaforu çoğu zaman “çok fazla seçenek arasında kalmak” olarak yorumlanıyor. oysa ben ağacın altında duran esther’in en büyük korkusunun seçeneklerin fazlalığı olmadığını düşünüyorum. asıl korku, uzandığı incirin yanlış incir olması ve o anda diğer bütün ihtimallerin sonsuza kadar yok olması. insan yalnızca bir seçim yapmaz, aynı zamanda sayısız olasılıktan vazgeçer. belki de bu yüzden çoğumuz hayatımızdaki önemli kararları geri döndürülebilir bırakmaya çalışıyoruz. bir kapıyı tam anlamıyla kapatmıyoruz. “olmazsa geri dönerim.” düşüncesi, seçimin ağırlığını hafifletiyor gibi geliyor. fakat bunun görünmeyen bir bedeli var. sürekli açık bırakılan kapılar, insanın hiçbir odaya gerçekten yerleşmesine izin vermiyor. belki de plath’in incirleri tek tek düşerken anlatmak istediği şey tam olarak buydu. hayat biz karar vermeyi beklerken durmuyor. zaman, bizim yerimize seçim yapıyor. ve bazen hiçbir şey yapmamak da, en az bir şey yapmak kadar kesin bir karar hâline geliyor. yine de bunun çözümünün korkusuzca seçim yapmak olduğunu düşünmüyorum. çünkü insanın korkması çok doğal. ben de her şeyi okumak, her şeyi öğrenmek, her ihtimali değerlendirmek istiyorum. dünyada okuyamayacağım kadar çok kitap,
“Yapay Zekâ Çıktı, Kitap Öldü” Diyor Allah’ın Belaları
Şimdi ona melek ya da şeytan diye bakanların çoğu yapay zekânın yakın zamanda kat ettireceği medeniyet mesafesini anlayamıyormuş ama yakında onlar da anlayacakmış. O değil de, “Yapay zeka var, artık kitap dolaşımdan çıkacak” diyor Allah’ın cezaları. Tüfek icat olduğunda mertlik ölmüştü. O gün bugündür namertlik hükümferma ama bundan ne katillerin ne maktullerin ne müebbetlerin ne işkencecilerin ne de kürek mahkumlarının şikâyeti var. Namertlik öyle tabana yayıldı ki insan öldürme aparatı üretenler dünyanın her yerinde başa tac ediliyor. Haksızlık, hukuksuzluk yani zulüm, hemen her kumaştan her cinsten kendine dilediği elbiseyi dikiyor. Kalleşlikten, namertlikten son şikayetçi olan adam Köroğlu’ydu. Onun da üzerinden şu kadar yüzyıl geçti. Şimdi insanlar, örgütler, devletler, toplumlar göğüslerini döve döve sahip oldukları, olacakları, olmak ya da olmamak istedikleri savaş uçakları, radar sistemleri, füze ve nükleer silahlarla övünüyorlar. Cahiliye, sanayi, teknoloji, bilgi, bilişim, bilim, iletişim çağlarının üzerine ilerleme durdurulamıyor. Hâliyle insanın azgınlığına da fren bulunamıyor. İnsan ölümsüzlük arayışını sürdürürken dünyayı altüst etmeye devam ediyor. Biz daha “adamlar yapmış,” “şeytan bunun neresinde,” “tarihin terakkinin niye gerisinde kaldık” diye iki sülüs besmele, birkaç amme cüzü, üç beş divan şiiri için matbaayı geciktiren ecdadımız ile şah ve padişahlarımıza sitem ederken şu geldiğimiz yere bakın. Perdahsız kerpiç damlardan kaloriferli apartman dairesine taşınmanın ve henüz matbaada bir iki kitap tab etmenin sevincindeyken hangi akılla, ne ara, nasıl geldiysek yapay zekâ algoritmalarının hüküm sürdüğü şu saçma sapan günlere geldik. Söz bitmiş, anlam çökmüş, hikmet ölmüş, hayret uçmuş, cümle dağa kalkmış, düşüncenin cazibesi kalmamış, fikir
Makale|Yazı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Takıntılı düşüncelerden kurtulmak için en etkili yol; bu düşüncelerle savaşmak yerine onların zihninizden geçmesine izin vermek, düşünceyi mantıksal bir etiketle "kabul etmek" ve dikkatinizi bilinçli olarak şimdiki zamana yönlendirmektir. Düşünceyi Etiketleyin: Aklınıza rahatsız edici bir düşünce geldiğinde onunla savaşmayı bırakın. Zihninize "Şu an sadece takıntılı bir düşünce zihnime geldi" diyerek düşünceyi nesnelleştirin ve serbestçe akmasına izin verin. Düşüncelerinizi Yazın: Beyninizde dönüp duran düşünceleri bir kağıda dökmek, onları somutlaştırır ve yoğunluğunu azaltarak mantıklı bir bakış açısı kazanmanıza yardımcı olur. Dikkatinizi Çevrenize Odaklayın: Takıntı döngüsü başladığında dikkatinizi o andan alıp başka bir yere kaydırın. Kitap okumak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak veya el işleriyle meşgul olmak zihni susturmanın en hızlı yoludur.
Azgın Nefsin Şerrinden Korunmak
“Nefsin şerrinden korunmak”, İslâm ahlâkının tam merkezinde yer alan en hayati ve en önemli meselelerden biridir. İnsan hayatındaki en büyük mücadelelerden biri, dış düşmanlarla değil; insanın kendi içindeki nefisle verdiği mücadeledir. Çünkü nefis, kontrol edilmediğinde insanı günaha, kibire, azgınlığa, hevâ ve arzuların peşinden körü körüne gitmeye sürükleyebilir. Terbiye edilmediğinde insanı adım adım helâke götüren bu güç, terbiye ve tezkiye edildiğinde ise insanın manevî yükselişine, olgunlaşmasına ve hakiki kurtuluşuna en büyük vesile olur. Bu konuda hem Kur’ân-ı Kerîm’de hem Hadis-i Şerifler’de, ayrıca sahâbe ve tasavvuf büyüklerinin sözlerinde bizlere bırakılmış çok zengin, köklü bir miras vardır. 1. İlahi Kelâmda Nefis Terbiyesi Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de nefis terbiyesinin ve tezkiyesinin (arınmanın) gerekliliğini ve önemini açıkça ortaya koyarak şöyle bildirir: “Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10) Başka bir Ayet-i Kerime’de ise nefsin insanı her an kötülüğe ve harama sürükleyebilecek potansiyeli şöyle ifade edilir: “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, Rabbimin merhamet ettiği hariç, kötülüğü emreder.” (Yusuf, 53) Rabbimiz, nefsani arzuları frenlemenin ebedi mükafatını ise şu müjdeyle beyan buyurur: “Rabbinden korkan ve nefsini hevâdan alıkoyan kimsenin varacağı yer Cennet’tir.” (Nâziât, 40-41) 2. Sünnet-i Seniyye’de Nefis Mücadelesi İki Cihan Güneşi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Sallallâhü Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: “Gerçek mücahit, Allah Teâlâ’ya itaat yolunda nefsiyle cihad edendir.” (Sünen-i Tirmizî) Manevi uyanıklığın ve akıllılığın ölçüsünü bildiren bir diğer hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” (Sünen-i
Hayat ve İnsan
Bilinçli Genç Olmak
"Cesaret tehlikeye atılmak değil, tehlike karşısında akıl ve zekâyı kullanmaktır." Nevzat Tarhan
SİLİKON VADİSİ’NİN KARANLIK AYNASI: PETER THIEL, PALANTİR VE TEKNO-FEODALİST "ÇIKIŞ" FELSEFESİ 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, küresel güç dengeleri ulus devletlerin egemenlik alanlarından çıkarak, insanlık tarihinin en büyük veri ve sermaye tekellerini elinde tutan dar bir teknokratik elitin eline geçmiştir. Bu yeni nizamı, kurduğu algoritmik yapılar ve finanse ettiği radikal siyasi figürlerle el altından dizayn eden en hegemonik aktör ise şüphesiz Peter Thiel’dir. Thiel, sadece Silikon Vadisi’nin en güçlü yatırımcılarından biri değil; felsefi temellerini demokrasi düşmanlığı, esoterik seçkincilik ve toplumsal sözleşmenin mutlak reddi üzerine kuran yeni bir ideolojik akımın, yani "Tekno-Feodalizm"in baş mimarıdır. Onun dünyayı algılayış biçimi, kurucusu olduğu gözetim şirketi Palantir’in küresel operasyonları ve son olarak ailesini Arjantin’e taşıyarak gerçekleştirdiği fiziksel kaçış, insanlığın karşı karşıya olduğu totaliter geleceğin entelektüel haritasını sunmaktadır. I. CONFINITY'DEN BEYAZ SARAY'A: PAYPAL MAFYASI VE İKTİDARIN SÖZLEŞMELİ MİMARİSİ Bugünkü küresel teknopolitiğin köklerini anlamak, 1998 yılında Peter Thiel tarafından kurulan şifreleme yazılım şirketi Confinity ile Elon Musk’ın X.com adlı çevrimiçi bankacılık girişiminin birleştiği o tarihsel kırılma noktasına geri dönmeyi gerektirir. Birleşik yapının idaresini üstlenen Elon Musk, sistemin altyapısını Microsoft platformuna taşımak istediğinde, Unix mimarisinde ısrar eden Max Levchin liderliğindeki yazılım mühendislerinin sert direnciyle karşılaşmıştır. Bu teknik çatışma, Thiel’in öncülük ettiği bir iç darbe ile Musk’ın görevden alınması ve şirketin adının PayPal olarak değiştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu erken dönem kriz, Thiel’in yönetim felsefesinin ilk açık kanıtıdır: Teknik veya
Felsefe