Okudum bitti köşemizde bugün yaşamak isimli kitabımız var. Bu kitap tam bir “bu kadar da olamaz” kitabı özellikle kitabın ortasından sonuna kadarki süreçte anlatılan hikaye, karakterlerin başına gelenler size bu cümleyi kurduruyor. Kitabı okurken garip bir ikileme düştüm. Bir yanım okudukları karşısında üzülürken diğer yanım yazılanları okudukça gülmek istedi. Ki bence yazar da bu kitabı yazarken hem üzmek hem de inceden alay etmek istemiş hem dönemin şartları ve insanlarıyla hem de okuyanlarla çünkü okuduğunuz şeyler bir yanıyla çok komik ve saçma bunların bu dünyada bir yerlerde yaşanmış olması ve benzer şeylerin bir yerlerde yaşanmaya devam ediyor olması çok saçma. İktidar, siyaset, yönetim diyerek kendi uydurduğumuz bu kavramların altında ezilmek çok saçma. Sınırlı idrak ve irademizle en iyisini ben bilirim diyip kitleleri peşimizden sürükleme kibrimiz çok korkunç. Sen daha kendini bile bilemezken en iyisini nasıl bilebilirsin ki. İşte böyle eskiden olsam kalbim kan ağlayarak nasıl yani deyip tüm okuduklarımı değiştirmek isterdim, bir şeyler yapmamız gerekiyor diye naralar atardım ve hatta bu kitaptaki her bir karakter için ayrı bir son yazıp onu zamanın içine uğurlayıp paralel evlenenlerden birinde benim yazdığım sonla yaşamalarını sağlamaya çalışırdım. Hassas kalpler için değil uyumakta olan kalpler için dünya bir cehennemdir. Oysa bugün bu benle kitabı okuduğumda bunlar gerçek olamaz diye düşündüm. Gerçek olamaz dediğim şey bu kitabın bir kurgu olmasıyla ilgili değil sadece aynı zamanda dünyada yaşanan ve karşımıza haber olarak çıkan ya da şahit olduğumuz bir çok olay içinde aynı şeyi düşünüyorum: Bunlar gerçek olamaz… Kim bilir belki de öyledir zaten! YaşamakYu Hua
Çocukça bir hevesti ama güzel bir hevesti
İlk heyecanım ilk dedektif oyunum,kendimi bu kadar çok kaptırdığımı bir ben bilirim, tam 4 saatimi verdim ..
Konu kapanmıştır arkadaşlar uzatmaya gerek yok
Merhaba kitap dostlarım! Sizlere, kitap okumayı sevmeyenlere sevdirecek ya da kitap okurken yavaşlama sürecine girenleri o süreçten çıkarmak için yardımcı olacak bir kitap ile geldim.
Yazarın kalemi ile bu kitap sayesinde tanışmış oldum. Sade, akıcı, merak uyandırıcı bir dili var. Daha ilk sayfalardan sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor.
Vidar zor zamanlardan geçerken tesadüfen eski yazlıklarının telefon numarasını buluyor. Numarayı arıyor ve telefon cevap veriyor. Ses, ölmüş babasının sesi.
Bu mümkün olabilir mi? Yetişkin olan sen, geçmişteki çocuk olan senle ile konuşabilir misin? Evet Vidar çocukluğu ile konuşmaya başlıyor.
Olay örgüsü bazılarına karışık gelmiş ve tekrara düşen yerlerinin olduğunu söyleyenler de var. Ama ben kitabı şu açıdan çok sevdim. İşlediği konu, verdiği mesaj bence hepimizin hayatının dönüm noktası olan, kritik dönemimiz olan “ çocukluğumuz”un, ileriki yaşamımızı nasıl etkileyeceğinin temelini atıyor. Çocukluğumuzda yaşadığımız en ufak travmatik bir olay dahi ileriki hayatımızın her noktasını çok farklı ve beklemediğimiz şekillerde etkileyebilir.
İşte Vidar da çocukluğunda yaşamış olduğu ama hatırlayamadığı hatta hatırlamak istemediği, bilinç arkasına attığı bir olayın etkilerini yaşıyor. Bununla yüzleşmesi gerekiyor.
Her sayfasında “merak” inanılmaz diri tutuluyor. Kitabı ben asla elimden bırakmak istemedim. Bırakmak zorunda olduğum anlarda da aklım hep kitapta idi. Ne oldu, ne olacak sürekli düşündüm.
Eleştireceğim tek nokta, sonucu daha iyi bağlanabilirdi. Biraz hızlıca bir olaya bağlandı gibi oldu. Sonuna kadar nefessiz okudum, sonunda da bir “vaoooov” demek isterdim. Tabiki yine de kitap genel olarak bence çok çok iyiydi.
Alıntılar
*İnsan öylece çocukluğunu arayıp da biraz olsun şanslı olmayı dileyemez. Hattı düşürebilirsin
Güzide sabrinin en sevdiğim kitaplarımdan dediği Nedret Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesinin bir devam kitabı olan bu kitapta dilde kadına bakışta aynı şekilde devam ediyor. İyi kadın boyun eğen ses çıkarmayan , sevmediği biri ile evlenmeyi bile sırf saygı duyduğu biri istedi diye kabul eden ne yapalım benim kaderimde buymuş diyen bir anlayış bana hiç uymayan bir anlayış ama yine de okumuş olmaktan asla pişman değilim.Ama eski kadın yazarlardan Suat Dervişe bir selam çakmayı borç bilirim . İyi okumalar
NedretGüzide Sabri Aygün · Can Yayınları · 20241,174 okunma
Bırakmışlardı bebeği yemliğe
Orada sevecen malların koynun
Her nevi soğuk ve tehlikeden azade
"Değildi aynısı reva benim yavruma,
(Yavruma! Yavruma!)"
"İyi midir ki şimdi oğlum, biraz olsun iyi mi?"
Bekledi durdu anneciği, dilinde dua her daim.
"Zira ben ne onun nasıl düşüp incindiğini
Ne de son istirahatgâhını bilirim."
Kitabın ilk başında yazarla ilgili epey bilgi verilmiş ve aslında onun hayata karşı bakış açıcısını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu bakış açısı şiirlerine de yansımış. Beni ise en çok etkileyen oğlunu cephede kaybettikten sonra yazdığı ‘Doğum’ şiiri oldu. Yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyimler üzerine belki de satır aralarına bıraktığı her şey onun iç dünyasını yansıtıyordu. Bu bir çok zaman tepkilere neden olsa da ve gerçek anlamda yüksek sesle konuşulmasa da, kendisi ile ilgili yazılanlardan bunu anlıyoruz.
“Beyaz Adamın Yükü”, sömürgecilik tarihini, sömürge düşünceyi ve Batı merkezli üstünlük anlayışını incelemek isteyenler için önemli bir tarihi belge olarak da değerlendirilebilir. Eser, yalnızca edebi yönüyle değil, yazıldığı dönemin siyasal ve kültürel zihniyetini yansıtması bakımından da dikkat çekiyor kesinlikle. Öznel yoruma oldukça açık tarafı ile de yoğun bir eleştiri yapabilirsiniz kendinizce.
__İKİ MAVİ ARASINDA__
İki mavi arasında başkadır her şey
Bir başka güzeldir,
Anlayana kıymet bilene...
İki mavi arasında yeşerir umutlar.
Gözlerini iki mavi arasında açarsın.
Kollarını açarsın olmadığı kadar.
Bir başkadır sevmek iki mavi arasında.
Yudumladığın çay,
Bandığın ekmek,
Dökülen yaş.
Bakma sen sırtını dönen kıymet bilmezlere.
Hele bir, gün doğumunda uyan da gör,
Gör ki neler var,
İKİ MAVİ ARASINDA...
Bir daha seversin,
Bir daha tutulur sevdaya yüreğin.
Deli taylar gibi olursun,
Bir daha doğarsın yeniden!
Bir daha;
Bir daha...
İki Mavi Arasında, Aydın Köse’nin kalbinden ve kaleminden samimi ve naif bir dille okuyucusuyla buluşturduğu masmavi bir kitap.
Deniz ve gökyüzü metaforu üzerinden sakin ve derin şiirlerle arka fonda çalan gitarla okuduğum bir kitap oldu benim için
İki Mavi Arasında ilk okuma sebebim kitabın bütün gelirinin kız çocuklarının eğitimine bağışlanması oldu diye bilirim sırf bu sebep bile kitabı okumak yeterliyken içindeki bizden samimi sıcak şiirlerde manevi mutluluğumu ikiye katladı okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum…