Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 16:48
𝙔𝙖𝙡𝙖𝙣 𝙢𝙖𝙠𝙞𝙣𝙚𝙨𝙞𝙣𝙞𝙣 ö𝙣ü𝙣𝙙𝙚 𝙮𝙖𝙡𝙣ı𝙯ı𝙢. 𝙈𝙖𝙠𝙞𝙣𝙚 𝙠𝙪𝙡𝙖𝙠𝙡𝙖𝙧ı 𝙨𝙖ğı𝙧 𝙚𝙙𝙚𝙣 𝙗𝙞𝙧 𝙨𝙚𝙨𝙡𝙚 ö𝙩𝙢𝙚𝙮𝙚 𝙗𝙖ş𝙡𝙖𝙙ı. Şö𝙮𝙡𝙚 𝙙𝙚𝙢𝙞ş𝙩𝙞𝙢: "𝙔𝙖𝙡𝙣ı𝙯 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙮ı 𝙨𝙚𝙫𝙞𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢." 𝙈𝙖𝙠𝙞𝙣𝙚𝙮𝙞 𝙙𝙪𝙧𝙙𝙪𝙧𝙖𝙢ı𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢. Ş𝙞𝙢𝙙𝙞 𝙝𝙚𝙧𝙠𝙚𝙨 𝙮𝙖𝙡𝙖𝙣𝙘ı 𝙤𝙡𝙙𝙪ğ𝙪𝙢𝙪 öğ𝙧𝙚𝙣𝙚𝙘𝙚𝙠. Çünkü insan, gururundan ördüğü o duvarların arkasında aslında hep üşür. Kitabın daha ilk sayfalarında karşılaştığım bu satırlar, beni kendi içsel dürüstlüğümle vurmayı başardı. Bir okur olarak Tek Yalnız Ben Değilim’in sayfalarında gezinirken, yazarın yalnızlığı süslü bir edebiyat nesnesi olarak değil, hayatın tam kalbinden kopan melankolik bir sızı gibi işlediğini gördüm. Anlatım o kadar akıcı, dil o kadar beyaz ve duru ki; kendinizi ağır bir felsefe kitabının içinde değil, bir dostun odasındaki loş ışıkta, hüzünlü bir dertleşmenin ortasında buluyorsunuz. Kitap, hepimizin kalabalıklar içinde hissettiği o dilsiz yabancılaşmayı çok naif bir melodiye dönüştürüyor ve bize şunu fısıldıyor: “Yalnızlık ağırdır, üstelik insan bu yükü tek başına taşımak zorundadır.” Bu satırı okurken, sırtımdaki o görünmez yükün hafifçe kıpırdadığını hissettim; sanki yazar acımı elimden almıyordu ama ona zarif bir ortak oluyordu. Sayfaları usulca çevirirken, yazarın kelimelerle kurduğu o şairane ve melankolik bağ beni büyüledi. Kitap boyunca ne abartılı bir karamsarlık var ne de yapay bir neşe; sadece bir sonbahar akşamının o tatlı, sakin durgunluğu hakim. Kendi yalnızlığımdan kaçmak için sığındığım bu satırlarda, aslında yalnızlığımla barışmanın yollarını aradım. Hikaye derinleştikçe, ruhumun kuytu köşelerine süzülen o şeffaf ışıkla aydınlandım ve içimden şu cümleyi tekrar ettim: “Şimdi ben yalnızlık sözcüğünün ne anlama geldiğini biliyorum.” Bu biliş canımı yakmadı; aksine bir okur olarak beni sakinleştirdi, içimdeki o gri boşluğa beyaz bir sayfa açtı. Tek Yalız Ben Değilim, bittiğinde sizi büyük
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
Ruh sağlığı anlaşılmadan ruh hastalıkları anlaşılmaz.
Puan vermedi·245 syf.··
2026 8. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 10:53
Maslow bu kitabında insanın gelişimi, ihtiyaç temelli bir süreç olarak ele alınmaktadır. Buna göre insan davranışlarının temelinde ihtiyaçlar yer almakta ve bu ihtiyaçlar doyuruldukça birey daha üst düzey gelişim aşamalarına yönelmektedir. Kimi psikologlar insan gelişimini tek bir temel amaca, yani kendini gerçekleştirmeye bağlamakta ve tüm gelişim sürecini bu doğrultuda açıklamaktadır. Bu yaklaşımda insan, pasif bir varlık değil; kendi potansiyelini gerçekleştirmeye yönelen aktif bir varlık olarak kabul edilir. Metinlerde çocuk gelişimine de özel bir önem verilmektedir. Çocuğun sağlıklı gelişimi için yetişkinlerin onun doğal gelişim sürecine güvenmesi gerektiği vurgulanmakta, aşırı müdahalenin çocuğun kendiliğinden gelişimini engelleyebileceği ifade edilmektedir. Bu bağlamda çocuk, dışarıdan şekillendirilecek bir varlık olarak değil, kendi içsel potansiyeline göre gelişen bir birey olarak ele alınmaktadır. İnsan işleyişi iki temel düzeyde açıklanmaktadır: eksiklik (E) ve varlık (V) düzeyi. Eksiklik düzeyinde birey, sahip olmadığı şeyleri elde etmeye yönelir ve davranışları ihtiyaç gidermeye odaklanır. Bu düzeyde biliş ve sevgi de ihtiyaç temellidir. E-bilişi, analiz eden ve eksikliği gidermeye yönelik düşünme biçimini ifade ederken, E-sevgisi bağımlılık ve sahiplenme içeren bir sevgi türüdür. Buna karşılık varlık düzeyinde birey, eksiklik duygusundan uzaklaşarak olayları ve insanları olduğu gibi kabul etmeye yönelir. V-bilimi, nesneleri bütünsel ve yargısız biçimde kavramayı ifade ederken, V-sevgisi karşısındaki kişiyi olduğu gibi kabul eden, özgür ve koşulsuz bir sevgi anlayışını temsil eder. Bu çerçevede sağlıklı birey, kendini gerçekleştirme düzeyine ulaşmış kişidir. Bu bireyler gerçekçi, bağımsız ve yaratıcı olup yaşamı derinlemesine deneyimleyebilme
Psikoloji
İnsan Olmanın PsikolojisiAbraham Maslow · Kuraldışı Yayıncılık · 20201,057 okunma
Reklam
Puan vermedi·245 syf.··
2026 9. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 17:52
Kitapta Maslow, temel olarak insan doğasının iyi olduğu yönünde bir vurgu yapma çabasında. Ona göre insanın doğası iyidir ve açığa çıkarılmalıdır. Kimi kültürler bu doğayı açığa vurmaya müsait, kimi kültürler kapalıdır. İnsan doğasını açığa vurduğunda v-biliş denilen bir bilişle duygularını yaşayabilme olasılığına kavuşur. Bu biliş, gerçeküstü ve şeyleri olduğundan üstün ve kusursuz hale getiren, o anı yaşayan için de tanrısal bir his yaratan bir biliştir diyor. Alternstifi olan e-biliş ise dünyayla daha ilintili olan bir biliş olup daha pratik ve sıradan bir biliş olarak karşımıza çıkıyor. Ona göre insan doğası sınırlandığında insan olmadığı biri gibi davrannaya başlar ve nevrotik sorunlar buradan husule gelir. Ancak oldukça temel kalan bir ilk soruna, ilk nedene veya kendisinden hareket edilen temele gelince ne yazık ki takılıyor. Zira insanların ancak %1'i tam olarak sağlıklıdır ve böylesi bir gelişimi başarmıştır diyor ancal bunların tespitinde tam olarak sınırlama formülü getiremiyor. İnsan içinden geleni yapmalıysa ve engellenmemeliyse bir sapığı veya katili bırakalım da yapsın mı sorusunu kendisi de gündeme getiriyor ama böyleleri nevrotik sorun sahibidir zaten deyip kestirip atıyor. Oysa herkese en doğal eğilim kendi eğilim ve istekleri olarak görüneceğinden aslında temelsiz kalıyor. Bununla birlikte, tarif ettiği doruk deneyim ve kendini gerçekleştirmek, islam tasavvufundaki Allah'la bütünleşme, budizm'deki kainatla birleşme metaforlarını andırıyor. Ona göre kişi kendisini diğer varlıklardan ayıran doğasını keşfettiği ve gerçekleştirdiği ölçüde, dış dünyayla birleştiği hissine de kapılacaktır. İnsanın içindeki tüm zıtların kişinin kendisi olarak hayat bulmasına gerçekleşmek ve birleşmek, bu yolla üst deneyime kavuşmak diyor. Bana kalırsa kitapta nispeten karşı
İnsan Olmanın PsikolojisiAbraham Maslow · Kuraldışı Yayıncılık · 20201,057 okunma
Az ve öz fikrim
8/10
·176 syf.··
2026 2. kitabı
Ruminasyondan kaçınmamız ve düşünce düşünce ile değil düşünce uygulama ile ifade edilir kazanımlarını altı çizili bir şekilde bana tekrardan sunduğunu söyleyebilirim. Biliş ötesi terapi biliş ötesi psikoloji konusuyla da ilgili internette araştırma yaptım kapsamlı bilgi edinmek istedim lakin konuyla ilgili yine karşımıza bu kitap çıkıyor alanında tek olması açısından eşsiz bir eser olduğunu düşünüyorum. Konuya ilgi duyanların bu yazıyı okuyanların okumasını tavsiye edeceğim bir eser.
Duygu ve Düşünce
Az Düşün Uzun YaşaDr. Pia Callesen · Yakamoz Yayınları · 2022305 okunma
İdeolojik aygıtlar
Puan vermedi·98 syf.··
2026 28. kitabı
İdeolojik Aygıtlar Hegemonya, egemen sınıfların ittifakı ve siyasi uzlaşımıyla egemenliğini topluma kabul ettirmesidir. Gramsci’ye göre hegemonya; “bir sosyal grubun, sınıfın veya devletin egemenliğini, kısmen baskı yoluyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlamasıdır” (Erdoğan, 2014: 259). Hegemonya, hâkim güçlerin koyduğu kurallara boyun eğme, hâkim ideolojiyi benimseme veya bunlara rıza gösterme yoluyla sağlanır. Hegemonyada önemli olan alt yapının rızasını sağlamak ve bunu sürdürebilmektir. Bunu yaparken de yumuşak güç olan ideolojik aygıtlardan faydalanırlar. İdeolojik aygıtlar içerisinde bulunan medya ve hegemonya ilişkisinde, halkın rızasının üretimi ve bu rızanın sürekliliğinin sağlanması için de medya büyük önem taşır. Gramsci'ye göre, bir sosyal grup, sınıf veya devlet, egemenliği kısmen baskıyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlar. Rıza üretimi de biliş yönetiminden geçerek olduğu için ve bu tür üretim bilinç endüstrileri tarafından yapıldığı için, medya kamu katılımını sağlamada merkezi rol oynar (Erdoğan, 2014 ;259). Devlet, karmaşık toplum ilişkilerini düzenlemede ve kendi uygulamalarını kabul ettirme, meşru bir zemin kazandırmada birçok farklı yöntem kullanır. Bunları Louis Althusser'in kuramsallaştırdığı baskı aygıtları ve ideolojik aygıt olarak ele aldığımızda devlet mekanizmasının araç olarak kullandığı birçok kurum karşımıza çıkmaktadır. Baskı aygıtlarının ve ideolojik aygıtlarının yöntemleri farklı olsa da aynı amaca hizmet etmektedir: “Mevcut düzenin yeniden üretimi" Baskı aygıtları, devletin kolluk kuvvetleri vasıtasıyla aykırı görüşlere karşı şiddete başvurması, hapsetmesi veya farklı yöntemlerle baskı oluşturarak kendisi için zararsız hale getirme çabasıdır. İdeolojik aygıtlarsa egemen ideolojiyi
İdeoloji ve Devletin İdeolojik AygıtlarıLouis Althusser · İletişim Yayınları · 2002476 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 14:42
Məndə sığar iki cahan, mən bu cahanə sığmazam, Gövhəri-laməkan mənəm, kövnü məkanə sığmazam. Ərşlə fər şu kafü nun məndə bulundu cümlə çün, Kəs sözünü və əbsəm ol, şərhü bəyanə sığmazam. Kövnü məkandır ayətim, zati dürür bidayətim, Sən bu nişanla bil məni, bil ki, nişanə sığmazam. Kimsə gümanü-zənn ilə olmadı həqq ilə biliş, Həqqi bilən bilir ki mən, zənnü gümanə sığmazam. Surətə baxu mə'nini surət içində tanı kim, Cism ilə can mənəm, vəli cism ilə canə sığmazam. Həm sədəfəm, həm inciyəm, həşru sirat əsinciyəm, Bunca qumaşu rəxt ilə mən bu dükanə sığmazam. Gənci-nihan mənəm mən uş, eyni-əyan mənəm, mən uş, Gövhəri-kan mənəm mən uş, bəhrəvu kanə sığmazam. Gərçi mühiti-əzəməm, adım Adəmdir, Adəməm, Dar ilə künfəkan mənəm, mən bu məkanə sığmazam. Can ilə həm cahan mənəm, dəhr ilə həm zaman mənəm, Gör bu lətifeyi ki mən, dəhru zəmanə sığmazam. Əncum ilə fələk mənəm, vəhy ilə həm mələk mənəm, Çək dilini və əbsəm ol, mən bu lisanə sığmazam. Zərrə mənəm, günəş mənəm, çar ilə pəncu şeş mənəm, Surəti gör bəyan ilə, çünki bəyanə sığmazam. Zat iləyəm sifat ilə, qədr iləyəm bərat ilə, Gülşəkərəm nəbat ilə, bəstə dəhanə sığmazam. Nar mənəm, şəcər mənəm, ərşə çıxan həcər mənəm, Gör bu odun zəbanəsin, mən bu zəbanə sığmazam. Şəms mənəm, qəmər mənəm, şəhd mənəm, şəkər mənəm, Ruhi-rəvan bağışlaram, ruhi-rəvanə sığmazam. Gərçi bu gün Nəsimiyəm, haşimiyəm, qureyşiyəm, Bundan uludur ayətim, ayətü şanə sığmazam.
Məndə Sığar İki Cahanİmadəddin Nəsimi · Qanun Nəşriyyatı · 201921 okunma
Reklam
Reklam