Ben den bize yolculuk...
"Ben"den "Biz"e varmak için kırk fırın ekmek yemek, kırk olgunluğuna erişmek, kendini bilmek gerek... "Nietzsche Ağladığında" kitabında derki: Benim “biz” haline gelebilmem için önce “ben” olmam gerek. Evet, şahsiyet kazanmamış insan henüz "biz" olmayı idrak edecek durumda değildir. Nietsche'nin bu sözünden yola çıktık...bu düşünce, insan olmanın ve gerçek bir bağ kurabilmenin en temel paradokslarından birini vurucu bir şekilde özetliyor. Bu felsefi ve psikolojik derinliği biraz daha genişletelim: "Ben" olmadan "Biz" olmak, bir illüzyondan öte bir şey değil... Kendi sınırlarını çizememiş, kendi değerlerini keşfedememiş ve "Ben kimim?" sorusuna samimi bir yanıt verememiş bir insan için "Biz" olmak, bir birliktelik değil, bir "kayboluştur". Henüz bir şahsiyet kazanamayan kişi, bir başkasıyla yan yana geldiğinde onun içinde erir, onun gölgesinde yaşar veya onu bir koltuk değneği gibi kullanır. Oysa gerçek bir "Biz", iki zayıf insanın birbirine yaslanarak ayakta durmaya çalışması değil; kendi ayakları üzerinde durabilen iki güçlü iradenin, hayatı birlikte yürümeyi "seçmesidir". Kendini bilmek için kırk fırın ekmek yemek gerek... İrfan kültürümüzdeki "kendini bilmek" (Nefsini bilen, Rabbini bilir) düsturu ile Batı felsefesindeki "Kendini tanı" (Nosce te ipsum) öğretisi tam da bu noktada kesişir. Kırk fırın ekmek yemek süreci, hamlıktan pişmeye giden yoldur. İnsanın kendi hatalarıyla yüzleşmesi, egosunu törpülemesi ve yalnızlığın koridorlarında yürümeyi öğrenmesidir. Yine kırk olgunluğu denilir kültürümüzde, bu sadece yaşla ilgili değil, yaşanmışlıkların sindirilmesiyle ilgilidir. İnsan ancak kendi içindeki fırtınaları dindirdiğinde, bir başkasının limanı olabilir. Nietzsche, bu noktada bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirmesini (Üstinsan idealini) her şeyin
İnsanların kalplerinde ne taşıdığını bilmek istiyorsan, onların dilinden dökülenlere değil, başkaları hakkındaki zanlarına bak! Çünkü; İnsan, karşısındakini kendi içiyle tartar.
Alıntı
Reklam
Bilmek seyretmek değil, bir sırrı çözmektir . -Nurettin Topçu
Kaderin Sessiz Rızası ​İnsan, çoğu vakit kendi kurguladığı hikâyenin kahramanı olduğuna inanır. Oysa kalem çoktan mürekkebini kâğıda akıtmış, yazgı, düşlerin çok ötesinde bir manzarayı hazırlamıştır. Bizler, avuçlarımızda tuttuğumuz daracık planlarla yarınlara yetişmeye çalışırken, Hakîm olanın hükmü, eşyanın hakikatine bizi çoktan ulaştırmıştır. ​Bilmek gerekir ki; bazen bir yolun kapanması, başka bir kapının ardındaki ikramı saklar. Fettâh isminin tecellisiyle açılan kapılar, sadece mekânın değil, gönlün de düğümlerini çözer. İnsan, kendi zihninde bir düğüm atar; O, o düğümü çözerek bizi bambaşka bir bahara taşır. Bazen de yollar bizi kendimizden uzaklaştırır; ne var ki Muîd olan, bizi her seferinde kendi özümüze, hakikatimize geri döndürmeyi bilir. Ruhumuzun daraldığı, nefesimizin düğümlendiği o anlarda Müferric ismi, bir fecr gibi karanlığın üzerine doğar ve ferahlığı müjdeler. ​Şimdi anlıyorum ki; zihnimde ördüğüm kurgular, O’nun yazdığı o sonsuz ve eşsiz hikâyenin yanında sadece gölge kalır. Muhakkak ki O’nun takdiri, benim acizane düşündüğümden çok daha hayırlı, çok daha derin ve çok daha hikmetli. ​Artık teslimiyetin o huzurlu limanındayım. İsteğim; sadece nefsimin arzularına göre bir yön tayin etmek değil, O’nun tayin ettiği yöne razı olmaktır. Senden gelecek her hayra, nasibimin bereketine ve takdirinin güzelliğine muhtacım Allah’ım.. ​İmanım odur ki her nasip vaktine esirdir ve her vakit O’nun rahmetiyle hayat bulur. ___ /Güven Taşdemir ​
1000Kitap
İnsanlar, karşılarında sınır çizebilen birini gördüklerinde ses tonlarını bile değiştirir. Çünkü bilirler ki her kelimenin bir karşılığı vardır. Eğer sana rahatça saygısızlık edebiliyor, kırabiliyor ya da değersiz hissettirebiliyorlarsa, sorun sadece onlar değildir; sessiz kalışını izin sanmış olabilirler. Kimseye kendini anlatmak zorunda değilsin. Bir kez uyar, ikinci kez mesafe koy, üçüncüde ise kapıyı sessizce kapat. Çünkü sürekli anlayış gösteren insanlar değil, sınırlarını koruyan insanlar gerçekten saygı görür. Unutma; değerini herkes bilmek zorunda değil ama senin onu kimsenin ayakları altına bırakmaman gerekir.
Ben seninle çay içmek istiyorum. Seni duymak, seni görmek, seni bilmek, seni yanımda hissetmek istiyorum. Sana şiir okumak istiyorum... Özdemir Asaf
Şiir
Reklam
Reklam