10/10
·224 syf.··
2026 48. kitabı
#kitapyorumu Herkese Merhaba Nebiye SEVÜK’ün YAZGI kitabını yorumluyorum. “Bu eser gerçek yaşamdan esinlenerek kurgulanmıştır” Hatice 16 yaşında Selim ile evlenmiş.Selim herkese karşı iyi ama eve gelince herşey değişiyor.Daha sonra Kastamonu’dan İstanbul’a 2 çocuklarıyla beraber göç ediyorlar.Ancak İstanbul düşündükleri gibi olmuyor.Her işte başarısız oluyor.Alkole de alışınca her şey Hatice’ye bakıyor.İçtikçe Hatice’yi dövmeye başlıyor.. Sizce kızlar annelerin kaderini mi yaşar? Hatice’nin kızı Reyhan çok kötü bir karar verir.Arkadaşının ihanetiyle bambaşka yollara savrulur.Kendinden büyük Metin ile evlilik yapar.. Uzun bir çocukları olmaz.Mucize eseri Melis’e hamile kalir.Melis de o ailedeki gibi hüzünlü bir geleceği olacak.Peki bu döngü hep böyle mi devam edecek ? Okurken çok sinirlendim ama maalesef ki böyle kadınlar hep hayatımız da yok mu ? Sizlerin de mutlaka okumasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar @nebiyeumut @parla.yayingrubu Merve @herayokuyanlarkulubu
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202523 okunma
Mucize Gibi Ama Daha Farklı
10/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
İçimdeki Müzik, Mucize kitabına benzese de ondan çok farklı ve ilginç bir kitap. 10 yaşındaki Serebral Palsi hastası olan Melody'nin içindeki düşünceleri ve yaşadığı olayları anlatıyor. Açıkçası kitabı çok beğendim çünkü orijinal bir fikir bulmak zor ancak Sharon M. Draper bunu başarmış ve bize bu kitabı sunmuş. Melody'nin yaşadıkları aynı engelli bir çocuğun yaşadıkları gibi. Hiç küfür yok sadece insanlar tarafından anlaşılmama ve anlamama var. İçimdeki Müzik, belki okuduğum en iyi kitaplardan biri olabilir. Eğer siz de orijinal ve ilginç bir kitap arıyorsanız bu kitabı okuyun derim.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
Reklam
Yankısı İçeride Kalan Adam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 41. kitabı
C. şehrin ortasında yürür ama aslında hiçbir yere gitmez; sinemalara girer, sokaklardan geçer, kadınlara yaklaşır, sonra kendi içindeki görünmez duvara çarpıp geri çekilir. Parası vardır, zamanı vardır, özgürlüğe benzeyen bir boşluğu vardır. Ayşe’ye, Güler’e, rastladığı yüzlere tutunur gibi olur; fakat aradığı şey insan değil sanki, insanın içinde kaybolmuş kusursuz bir yankıdır. Bu metnin asıl kahramanı C. değil, sıkıntının kendisidir. Öyle sıradan bir can sıkıntısı da değil; koltuğa uzanıp geçmeyen, kahveyle dağılmayan, kalabalığın içinde daha da semiren bir iç pası. C. çalışmadığı için aylak değildir yalnızca, dünyanın hazır kalıplarına omuz vermeyi reddettiği için boşta kalmıştır. Herkesin “normal” diye imzaladığı sözleşmeye o kalem götürmez. Ama reddediş bazen özgürlük değil, insanın kendi etrafında dönüp durduğu küçük bir hapishane olur. Aşk onun gözünde sıcak bir yakınlık değil, neredeyse metafizik bir avdır. Bir kadını sevmez de, onda yıllardır zihninde sakladığı eksik parçayı arar. Bu yüzden karşısındaki kişi canlı olmaktan çıkar; bir işaret, bir ihtimal, bir kaçış kapısı olur. C. sevmeyi beceremediği için değil, sevgiden mucize beklediği için tökezler. İnsan bir başkasını kurtarıcı yapınca, onu fark etmeden boğmaya başlar, tuhaf ama böyle. Anlatının en sivri tarafı, şehirle insanı aynı yalnızlıkta eritmesi. İstanbul burada romantik bir fon değil; vitrinleriyle, sinemalarıyla, sokak uğultusuyla C.’nin iç boşluğunu büyüten dev bir ayna. Her köşe “ya şimdi bulursan?” diye fısıldar, her kaçırılan bakış “geç kaldın” diye keser yolu. C. aslında toplumdan kaçmaz; toplumun içindeki sahte ritme ayak uyduramayınca kendi ritmini de kaybeder. Geriye yürüyen bir adam kalır, ayakları dışarıda, yankısı içeride.
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:31
Aydın'a gelen bir teklifle harekete geçer. Yeni bir Altair dönemi başlar ama bu sefer bambaşka... Amaç düşmanları yok etmek. Yani Sefiller'i... Aydın bu teklif ile birlikte Paşa ile görüşür ve verdiği vaatler ile Paşa Aydın'ı onaylar. Ve yeminler verilir... Zorlu görevde Aydın Furkan'ın ona yardımcı olacağını düşünür. Düşüncelerini paylaşır. Fakat Aydın'ın düşüncesi en başta tuhaf görünsede arka planda ona mantıklı gelen planlar vardır. Peki Aydın'ın Furkan için düşündüğü planlar nedir? Bu plan doğrultusunda Aydın'ın düşünceleri yavaş yavaş şekil alır. Fakat şekil alan planın arka kısmında onları takip eden biri var: Sefiller'in lideri ve Allah yolundan giden Hazretleri... Yapılan planlar ile birlikte harekete geçerler ve harekete geçme sonrası savaş başlar. Fakat bu savaş yalan bir savaştı. Düşmanlar birbirine bu savaşta tweetler atarak ortamı daha da ateşlendirmeye çalışıyordu. Bu ateşlenme ile sayfalar akıp gitti. Sefiller'in elinde devlete ait ve çözülmesi gereken bir mührün alınması için yapılan operasyonlarda Sefiller'in nasıl bir örgüt olduğunu öğrenirken, bir yandan harika bir kurgu bizleri bekliyor. Tam kitabın sonlarında umudun bittiği yerde gerçekleşen mucize ile aslında her şey yeni başlıyordu. Her zaferin bedeli vardı. Türkiye'nin şahit olduğu bu yalancı savaşla birlikte nasıl bir sonuç elde edildi? Aydın'ın planları, amacı ve isteği gerçek olacak mı? Sefiller'in başına neler gelecek? Sefiller aslında nasıl bir örgüt? Nefes kesen kurgusuyla Altair Pâyân tavsiyemdir. Akıcı, casusluk, politik, teknolojik gerilim tarzı eserler okumayı severlere kesinlikle tavsiyemdir.
Altair - PâyânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20263 okunma
Sadece Allah'ın vahyi olan Kurandan sorumlu tutulacağız
Puan vermedi·488 syf.··
2026 6. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:00
Kıymetli hocalarımız sizin mezhebinizdekilerden daha fazla hakim bu konulara, araştırma yaptıkları her cümleden anlaşılıyor. Sadece Kur'an'a uymanın gerekliliğine, hadis denen zırvaların dinde kaynak olmaması gerektiğine her fırsatta değiniliyor. Daha veda hutbesinde anlaşamayan bu ümmetin burnu yere çok sürter benden demesi. Kitabı okuyun okutturun. Hoş bizi kafirlikle suçlayan, cehennemlik ilan eden sizin o pis zihniyetiniz ama ne demiş Allah azze ve Celle: 'Akıllarını kullanmayan kullarıma pisliği yağdırırım!' Hem maddi hem manevi. Benim daha doğrusu bizim hedefimiz bu kitleye, mezhepçi, hadisci, ilmihalci, tarikatci beyni yıkanmış kitlelere ulasmakti. Ama onlarında bu inatla bu satırları dahi okumayacağı çok açık. Gelin Kur'an'a uyalım ve aklımızı işletelim, ne dersiniz? Allah bu kitabı cikartan, katkı yapan bütün hocalardan razı olsun. Kuran’ın çevrilmesi teşebbüslerine karşı mezhepçi, gelenekçi grupların önemli bir kısmının direnmiş olmasının altındaki temel nedenlerden biri budur. Bunlar, dinin mezheplerin tekelinden çıkmasına ve uydurmaların sorgulanmasına tahammül edememektedirler. Kuran’ın anlattığı İslam’ın, doğru dürüst ortaya çıkmamasının, kökleşip yerleşmemesinin altındaki temel sebeplerin geçmişteki yönetimlerin baskısı ve çeviri yasağı olduğu kanaatindeyiz. Çevrilemeyen, Arapçasının bile matbaada basılmasına izin verilmeyen Kuran’ın ismi vardı ama kendisi ortada yoktu. “Çok şanlı” diye nitelenen atalarımız ne yazık ki Kuran’ı çevirttirmediler, insanlara anladıkları dilde okutturmadılar. Yıllarca “günah” dedikleri matbaanın “günah” olduğu iddiasından vazgeçtiklerinde bile Kuran’ın matbaada basılmasının “günah” olduğu iddiası devam etti. Hattatların el yazısı ile çoğalttığı, sadece bazı evlerde bulunan Kuran ise bulunduğu evlerde de bohçalar içinde
1000Kitap
Uydurulan Din ve Kur'an'daki DinKuran Araştırmaları Grubu · İstanbul Yayınevi · 2016934 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:43
Farklı isimler tanımak, farklı kitaplar okumak çok hoşuma gidiyor, en azından aynı tarzlar için durup dinleniyor insan. Dr. Nilüfer' in kaleminden çıkan yoğun bakıma dair mektuplar var içerisinde. Dr. Nilüfer'in de kendi hayatı içerisinde mücadelesi var. Yanlış hatırlamıyorsam göğüs kanseriydi. Yoğun bakım hemşireleri tarafından kaleme alınan mektuplar hem bir hayata dönüş, hem de kayıp hikâyeleri okuyacaksınız. Yoğun bakımın adı soğuk ve tedirgin edici. Anneannem ve dedemi yoğun bakım sürecinde kaybetmiş biri olarak çok iyi duygularım yok o soğuk odaya dair. Kitabın içerisindeki mucize dönüşler, yas sürecini başlatacak kayıpları okurken Dr. Nilüfer ve ekip arkadaşlarının samimiyeti, desteklerinin yanı sıra bana çok fazla kendilerini övmüşler hissi uyandırdı. Öte yandan kendi hastalık sürecini okurken şifa diledim, düşündüm ki mektuplar ve doktorun hikâyesi tam bir metin hissi verseydi çok iyi olurdu. Ya hikâyelere yer ver ya da kendi yaşamına. Sözün kısası bir eksiklik vardı anlatımda.
Yoğun Bakımdan MektuplarDr. Nilüfer · Persesus Yayınları · 011 okunma
Reklam
Reklam