İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
10/10
·184 syf.··
2026 49. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:05
Başlarda Sare’nin Mehmet’e olan sevgisini ve bağlılığını okurken duygusal bir hikâye okuyacağımı düşündüm. Sare’nin şarkılarda Mehmet’i bulması ve birbirlerine olan aşkları çok güzeldi. Sonra gelen bir telefonla her şey değişiyor. Mehmet, yaşanan bir tekne kazasında hayatını kaybediyor ve Sare kendini büyük bir acının içinde buluyor. En zor olan şey ise vedalaşamamak ve içinde dönüp duran “keşke”lerle yaşamak. Kitap, kaybı, özlemi ve yas sürecini oldukça duygusal bir şekilde anlatıyor. Okurken Sare’nin acısını hissettim. Beni en çok etkileyen noktalardan biri ise kitabın gerçek bir acıdan doğmuş olmasıydı. Yazar da eşini bir tekne kazasında kaybetmiş. Daha da duygusal olan ise eşinin rüyasında ona “Yalnızlığı sen seçmedin” demesi ve kitabın adının buradan gelmesi. Bu detayı öğrendikten sonra kitap bana çok daha anlamlı ve etkileyici geldi.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202612 okunma
Reklam
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:45
Beni fazlasıyla etkileyen, Zülal’in kalp kırıklıklarını içimde hissettiğim, Dağhan’ın öfkesini taşıdığım, çifte bunu yaşatan kişilere beddua edecek raddeye geldiğim o serinin ilk kitabını getirdim bu gün sizlere. Yazarın kalemine sağlık bütün duyguları fazlasıyla hissettirdi. Sevgili yazarın Ankara imzasına katılabilmiş okurken beni neler bekliyor diye sormuştum. Söylediklerinden çok daha fazlası bekliyormuş, bunu giriş bölümünü okurken anladım. Ben Zülal’i çok fazla içselleştirdim. Yaşadığı psikolojik baskı bir yerde onun ruh haline bürünmeme neden oldu. Dağhan bazı yerlerde haklı olsa da Zülal’e kıyamadım Dağhan’a kızdım. Arga ailesinin tek aydınlık yüzleri Zülal, Ayfer ve Deniz birbirlerine hem anne hem baba olmuş kızlar. Onların kardeşliklerini okumak bunca zorluğa rağmen çok güzel hissettirdi. Dağhan’ın Zülal’i korumak istemesiyle kendinden uzak tutma çelişkisi anlaşmalı evlilik başladığı anda çok net görülür bir hal aldı. Ama bu çokta uzun sürmedi çünkü sevdaları her şeye galip geldi. Yaralarını yavaş yavaş birlikte sarmalarını, birbirlerine tekrar alışmalarını ve eskisinden daha çok bağlanmalarını okumak o kadar güzeldi ki. İki Laz bir Azerbaycan türkü ve bir yörük dörtlüsü favorimdi. Zülal ve Menekşe dostluğunun yanı sıra Dağhan İdris, Halil İbrahim ve Hızır Ali üçlüşünü okumak ay heyecan vericiydi birde Halil İbrahim ve Menekşe’yi çok shipledim ben, sanırım Dağhan ve Zülal’den sonra en favori çiftim olacaklar. Neredeyse her Karakterin bakış açısıyla yazılması daha çok karakterlerin hissiyatını hissetmemi sağladı, gerçekten her anlamda çok beğendiğim bir kitap oldu. Yüreğimi paramparça eden bir yerde bitti ve ben devamını hayal edememekle birlikte Wattpad’den Spoiler almamak için çok zor tutuyorum kendimi. Tamda en mutlu günlerinde olacak iş miydi? Akıl
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202654 okunma
Puan vermedi·237 syf.··
2026 17. kitabı
Gelişim kitabı desen değil, roman desen değil. İkisinin çok yumuşak geçişlerle harmanlanmış hali diyebilirim. Okurken ben çok keyif aldım. Belki de kendimde değiştirmek istediğim bir çok şeyle empati kurduğum için olabilir bilemiyorum. Gayet akıcı ifadelerle kurulan hikayede kendisini değiştirmek isteyen karakterimizin tanıştıgı kişi tarafından hayatının nasıl değiştiğine değiniliyor. Aslında bir çok şeyi istesekte cesaret edemediğimizi, cesaret etsekte inanmadığımızı ve asıl meselenin inanmak ve adım atmakla olabileceğini çok güzel ifade ediyor. Değişim önce senin içinde başlamalı ve sen bu değişimi isteyip inandığın sürece, kendini sevip çabaladığın zaman başaramayacağın hiç bir şey yok . Hele bir kadın olarak öyle güçlüyüz ki.. Yeterki farkına varalım ve kendimize güvenelim.. Kiloların, mutsuz giden evliliğin, iş hayatında yaşadığın haksızlıklar, çocuklarınla olan iletişim bozuklukukların, insanların seni hep garanti görüp herşeylerine koşturması ve senin bunları yenip mutlu hissedeceğin tek güç var .. o da senin içinde ... yeter ki iste kendine inan.. O kadar güzel cümleler var ki kitapta bir kaç tanesini paylaşayım. "Hayatını değiştirecek yegane insan sensin.." "Kişiliğiniz sizi sürekli başkalarını mutlu etmek için çabalamaya mı yönlendiriyor" "Eleştri ekerseniz , hayal kırıklığı ve kin biçersiniz, sevgi ve takdir ekerseniz, minnet ve şevkat biçersiniz." Keyifle okunacak ve yer yer kendinizi hatırlatacak bir kitap ..
İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında BaşlarRaphaelle Giordano · Yan Pasaj · 20171,424 okunma
Puan vermedi·504 syf.··
2026 25. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 20:16
Bu destanın bence en ayırt edici yanı, insanın kader karşısındaki çaresizliğine bir karşı çıkış olarak zekasıyla karşılaştığı engelleri aşabilmesinin işlenmesi. Kahramanlık, bu destanda yalnızca fiziksel güçle özdeşleştirilmez, aynı zamanda zeka, sabır ve stratejiyle ilişkilendirilir. Odysseus tanrılar tarafından bahşedilmiş, doğuştan gelen niteliklerle değil, baş etmeyi yaşayarak, deneyimleyerek öğrenir. Harekete geçer, risk alır: "...insan atılgan olmalı başarmak için bir işi..." (s. 114). Machiavelli'nin bayılacağı cinsten biri. Bu destanı siyasal olarak okumak da zor değil, Homeros sık sık iyi hükümdarın öneminden dem vurur: "bilirsin sen de, uşakların kaderidir yaşamak korku içinde, hele hizmet ettikleri efendileri akılsız olursa." (s. 237). Emek verenle emekten yararlanan arasındaki eşitsiz ilişkiden söz etmekten de geri durmaz: "...asıl biz çekeriz bu ak dişli domuzların kahrını, oysa bizim emeğimizi başkaları sömürür hiç korkmadan..." (s. 247). Yalnızca kralları, kahramanları okumayız destanda, gündelik hayatın gerçekliği canlı bir şekilde yansıtılır. Kahramanda gördüğümüz bir başka özellik de tek başına yiğitliği yeterli bulmaması, ittifak kurmaya, dayanışmaya ihtiyaç duymasıdır: "Zordur bir sürü insana karşı koyması bir tek insanın, ne kadar yiğit olursa olsun, yenerler onu." (s. 274). Bireysel kahramanlığın sınırlılığını, başkalarıyla birlikte hareket etmenin zafere götüreceğini belirtirken Homeros, Bauman'ın neoliberal bireycilik eleştirisine geçmişten bir ışık yakar. Bauman okuduğunda (eğer okuduysa) bu satırların altını çizmiştir muhtemelen.
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 23. kitabı
🪽 Her şey kendi sonuna teslim olur. Sanırım bu insanüstü ruh haline ulaşan bir tek ben değilim. . . 🪽 Belki de hayat sadece bir "an"dan ibaretti ve üzerinde durup düşünmek için fazla kısaydı.. . . 🪽 Tanrıcılık oynayıp rakamlar veren, hastasına "altı ay" ömrü kaldığını söyleyen doktorlar , -onlar kim oluyordu ve istatistikten ne anlarlardı; doğrusu, insan merak ediyordu.. . . 🪽 Bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an... Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gece olur. . . 🪽 Merhabalar sevgili kitap dostlarım bugün sizleri Paul Kalanithi ile tanıştırmak istiyorum. Kim Deniz şu Paul dediğinizi duyar gibiyim. Paul hem hekim hem hasta olarak ölümle yüzleşmiş, onu incelemiş, onunla güreşmiş ve sonunda onu kabullenmiş bir beyin cerrahı.. İnsanların ölümü anlamalarına, ölüm fikriyle yüzleşmelerine yardımcı olmak istiyordu. Ve korkarım hayatımda hiç bu kadar fazla ölümü düşündüğüm bir zaman dilimi olmamıştı. Hem kendi ölümümü, hem de çevremdeki nefes alan nerdeyse tüm canlıların ölümünü ... Neden mi? Hazırsanız başlıyoruz . . 🪽 Paul 'ü tanımaya , çocukluk yıllarından başlıyoruz. Babası da hekim olan Paul, aslında babasına hasret zor bir çocukluk süreci geçiriyor. Ancak, son anda tıp okumaya karar veriyor. Alan seçerken de pek çok doktorun cesaret edemeyeceği beyin cerrahisinde karar kılıyor.. Çok fazla ölüme tanık oluyor Paul ve sıradanlaşan ölümü sürekli başkalarında izliyor. Taa ki , bir gün ölüm bir nefes kadar yakınına gelene kadar... . . 🪽 Tükenmekte olan evliliği , Paul için akciğer kanseri teşhisi konulduğunda toparlanmaya başlıyor.. Başarı mı , yıkım bilemedikleri bir sürece giren ikili ile biz de hastalığın her adımını, ölümün soğuk nefesini ensemizde hissediyoruz... Alınan her karar, atılan her adım,
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,640 okunma
Reklam
Reklam