Sahi Sevdiğin Altı Harfli Tatlı Ne ?
10/10
·248 syf.··
2025 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 18:36
Bu inceleme yazısı bol spoiler içerir !!! Acaba altı harfli tatlı ne kitapla alakası nedir ? en son açıklayacağım :) Az sabır… Yeni tanıştığı erkek arkadaşı Fırat'ın işi dolayısıyla Balıkesir'in küçük bir köyüne gelen Meltem, Selime Teyze ile yolları denk gelir. Meltem erkek arkadaşının işi bitene kadar Selime Teyze'nin misafiri olur. Mutsuz bir evlilik yaşayan, eşinin kendisini anlamadığını hisseden Meltem’in içindeki anne özlemi… Daha küçükken annesinin onu terk etmesi babasının başka bir evlilik ile kendine dünya kurması…Meltem o dünyada kendine ait bir hissi asla bulamaması vardır. Dedesi ve nenesi ile yaşamaktır. Yazarımız anne özlemini tatlı tarifleri üzerinden öyle anlatmış ki ağlamamak elde değil “Dedemin anlattığı parmak çocuk masalı geldi aklıma. Çocuğu olmayan kadın hamurdan çocuk yapıyordu kendine. Ben de anne yapıyordum sanki kekten.Revaniden anne ...Çok tatlı şerbetli bir anne Bekledim, bekledim...Pişince bekledim,şerbetini dökünce bekledim,soğuyunca bekledim. Revani anneye dönüşmedi. “ “Arkadaşlarının beslenme çantalarından kakaolu kekler, incirli kurabiyeler, mozaik pastalar çıkarken senin çantandan da peksimet çıktı mı? Sen de özendin mi uzun, boyalı tırnaklı annelere? Annenin saçlarının açık olmasını istedin mi? Utandın mı ondan? Evde şen şakrak gülen, saçlarını savurarak yürüyen, topuklularını giymeye özeneceğin bir anne istedin mi içten içe? Ben çok istedim” Mutlu bir evlilik yaşayıp genç yaşta eşini ( Mustafa) kaybeden, yalnızlığa sarılan Selime Teyze…Dört tane evladı olmasına rağmen hiç birinin dünyasına sığdıramamasıdır. “Yine de "Kaç çocuğun var?" diye sordum. "Sıfır" dedi gülerek.” “Sen kimsesiz değilsin ki Selime Teyze, sen yalnızsın" dedim. Kimsesizlik başka, yalnızlık başka. Bir kocası olmuş, dört çocuk doğurmuş. Hepsi bir şekilde
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Puan vermedi·478 syf.··
2025 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 09:50
Romanın daha başında bunun gerçek bir hikaye olduğu bilgisi var. Fakat okurken yine de bir kurgu gibi okumaya niyetliyseniz her adımda bir gerçek isimle dürtülmeniz mümkün. Böyle kitapları ve satır aralarında gerçeklik kovalamayı seviyorum. Zengin bir konağı olan İbrahim Efendi'nin saraydaki görevinden, ailesinden uzun uzun bahsetmeden önce adeta "çok mal haramsız olmaz" gereğince onun kardeşlerinin hakkını nasıl zapt ettiğini ve kardeşlerin en büyüğü olarak onlara sahip çıkacağı yerde adeta onları rakip gibi gördüğünü anlatır. Bu görüşe ters bir şekilde de erkek kardeşi ve hanımının nerdeyse birer koruyicu melek gibi bu ailenin her müşkülünde onların yanında duruşunu hayretle okuruz. Hikaye bir eski zaman masalı gibi ramazan ayı sofralarından, Osmanlı'nın son zamanlarının sofra ve harem adabından, eğlencelerinden, çeyizlerinden, giyiminden, takı zevkine kadar uzun uzun hayalleri süsleyerek yükselir ve adeta bu zenginlik Paşa'nın vefatından sonra yokuş aşağı bir düşüş hikayesine dönüşür. Bu sefer de ahlakî anlamda yozlaşmışlığımızın ve aldatmaya/aldatılmaya olan meylimizin romanıdır. İbrahim Efendi konağının bu akılsız iki varisinin(Şevkiye ve Şükriye Hanım) cahillik ve kibirleri yüzünden düştükleri hali ibretle okuruz. Samiha Ayverdi'nin güçlü üslubu tasvirdeki başarısıyla film izler gibi alternatif tarih okuması sayılabilir.
İbrahim Efendi KonağıSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 20221,048 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·141 syf.··
2022 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 13:10
Daha önce Sabahattin ali'nin romanlarını okuyuo sevdiğim için, öykülerini de denemek istedim ve Sabahattin ali'den okuduğum ilk öykü kitabı, için de masalların da yer aldığı Sırça Köşk oldu. Kitapta taşlamalar çok yoğun, bu sebeple uzun bir süre de yasaklanmış, toplatılmış, ve Sabahattin Ali'ye karşı olumsuz görüşlerin de pekişmesini sağlamış. Gerçekten de bu kitapta çok yoğun bir yergi söz konusu. Tabii ki gerçekten var olan bir durumun yerilmesi gereklidir, belki o zamanlar daha ciddi olan sorunları bugün anlamadığım için de bu kadar yergiyi abartılı bulmuş olabilirim, ancak böbrek, dekolman ve cankurtaran öykülerindeki sağlık sistemi yergisi, bir doktor olarak beni rahatsız edecek boyuttaydı. Böbrek öyküsünde, devletin hastanesinde sıra olması gerçekten doktorun suçu muydu? Belki öykülerin yazıldığı 1946'lı yıllarda, doktorlar, hastaları hastaneye daha uzun süre yatırıp 'köşklerine pembe karo döşemeye' çalışıyorlardı, ama doktorları anlattığı sosyal konum günümüzdekinden o kadar farklı ki, kitabın günümüzdeki durumdan haberi olmayan birinin eline geçip her şeyi yanlış anlamasından korktum. Ben bu öykü kitabı üzerinden Sabahattin Ali'den roman ve öykü okumayı karşılaştıracak olursam, Sabahattin Ali'nin kesinlikle bir romancı olduğunu düşünüyorum. Öykülerinin edebi bir amaçla değil, ancak bir taşlama, bir değindirme amacıyla, hızla sonuna akar şekilde yazıldığını hissettim. En hoşuma giden öykü Katil Osman oldu. Sözcüklerin ve inancın insan üzerindeki gücü çok güzel anlatılmıştı. Cıgara öyküsü, gerçekten gördüğü bir enstantaneyi ölümsüzleştirmek için yazılmış diye düşünüyorum. Karakterler Bukovski'yi anımsattı. Çilli öyküsünde, 'kötü yola düşmesin' diye evlendirilen kadınların, kötü yola düşmek dahil her şeyin başlarına gelebileceği ve karşılık veremeyecekleri
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,9bin okunma
Henüz Vakit Varken Gülüm
Puan vermedi·112 syf.··
2022 31. kitabı
Nazım Hikmet Ran büyük şair. Çeşitli takma isimler kullandı hayatı boyunca.1902 de doğdu. 1914 te daha 12 yaşındayken şiirle tanıştı. Mevlevi bir şair olan dedesi Nazım Paşa'nın izinden gitti. İlk şiirini 1918 de yazdı. Serbest şiir ve basamak şiirler denedi. Bu konuda da gördüğüm kadarıyla gayet de başarılı oldu.1925 te Komünistlerin tutuklanmasından dolayı Moskova ya gitti.15 yıl yokluğunda cezaya çarptırıldı. 1928 te Türkiye ye geldi. Amacı aftan faydalanmak idi ama tutuklu kaldı. Sinemaya girdi. Senaryolar yazdı. Film ve tiyatrolar için.193'de TKP den ihraç edildi.1933'te örgüt kurma sürecinden tekrar tutuklandı.193'de cezaevinden çıktı.1936'de komünistlik suçundan tekrar tutuklandı.1937'de tekrar çıktı.1938'de ise bu sefer orduyu ve donanmayı ayaklanmaya teşvikten 28 yıl hüküm giydi.1940 ile 1950 arasında cezaevinde kaldı. Açlık grevi yaptı. Aftan faydalanarak serbest kaldı. Kendisine sonradan barış ödülü verildi. Askerlik kararı nedeniyle kendisini ortadan kaldırmak istediklerini düşünerek Moskova ya kaçtı.1951'de T.C. vatandaşlığından çıkarıldı.1963'te Moskova da öldü. Öldükten 58 yıl sonra tekrar T.C. vatandaşlığına Bakanlar Kurulu kararı ile alınmıştır. Nazım Hikmet'in keskin ve güzel kaleminden çıkan eseri incelerken Fütürizm akımından etkilendiği için mısraların hareketli olduğunu en başta dile getirmem gerekir sanırım. Bu kitaptaki şiirler, YKY' nin "Delta" dizisinde yayımlanan Bütün Şiirleri toplu basımından seçilmiş ve oradaki sırayla bu kitaba alınmıştır. Bu kitap sayesinde öğrendim ki Cem Karaca'nın seslendirdiği en sevdiğim eserlerden biri olan Crviz Ağacı Nazım Hikmet'e aitmiş. Ayrıca kitabın sonunda Nazım Hikmet'in biyografisi de bulunuyor. Yine ülkemizde yazdıkları yüzünden halkı ve orduyu mevcut rejime karşı kışkırttığı gerekçesiyle hapis yatan ve
Şiir
Henüz Vakit Varken GülümNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 202227,9bin okunma
hünüz vakit varken okumaya değer!
10/10
·112 syf.··
2021 39. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2021 19:22
Bu kitap okuduğum dördüncü veya beşinci şiir kitabı olabilir. Şiir kitabı okumayı aslında pek tercih etmezdim çünkü okurken sıkılırdım. Bir iki tane iyi şiir varsa kitabın geri kalan kısmı tamamen rezalet olurdu. Ama Nazım Hikmet Ran 'ın bu kitabından sonra anladım ki aslında benim tercih ettiğim şiir kitapları bana göre değilmiş yanlış tercih de bulunuyormuşum. Bu kitaptaki şiirler, YKY' nin "Delta" dizisinde yayımlanan Bütün Şiirleri toplu basımından seçilmiş ve oradaki sırayla bu kitaba alınmıştır. Bu kitap sayesinde öğrendim ki Cem Karaca'nın seslendirdiği en sevdiğim eserlerden biri olan Crviz Ağacı Nazım Hikmet'e aitmiş. Ayrıca kitabın sonunda Nazım Hikmet'in biyografisi de bulunuyor. Yine ülkemizde yazdıkları yüzünden halkı ve orduyu mevcut rejime karşı kışkırttığı gerekçesiyle hapis yatan ve ilerleyen zamanda vatandaşlıktan atılan bir değerimiz. Kendisine Barış Ödülü layık görülmesine rağmen yurtdışı için vize ve pasaport işlemleri engellenmiş ve törene gidememiştir. İçerisindeki şiirleri şöyle bırakayım şuraya: - Güneşi İçenlerin Türküsü - Salkımsöğüt - Bahri Hazer - Kerem Gibi - Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri - Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü - Bir Ayrılış Hikayesi - Şiirime Dair - Orhan Selim - Karıma Mektup - Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'ndan 10 - Kuvayi Milliye' den: 1 - Kuvayi Milliye' den: 2 - Kuvayi Milliye' den: 3 - Piraye için yazılmış şiirler: Saat 21-22 Şiirleri'nden - 23 Eylül 1945 - 24 Eylül 1945 - Dört Hapishaneden'den 3 - Türk Köylüsü - Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamın Mektupları
Edebiyat
Henüz Vakit Varken GülümNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 202227,9bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 29. kitabı
"Evvel Bahar" İrem uzunhasanoglu nun kaleminden çocukların aileye en ihtiyacı olduğu zamanda yatılı okulda yalnızlık çeken ve birbirine tutunan Öykü ve Firuze'nin öyküsü. Parçalanmış ailelerin terk edilmiş çocukları olma ortak paydasında buluşan iki genç kızın yaşamı üzerinden ülkemiz topraklarının yabancı olmadığı suikastlere, bizim coğrafyamızdaki kadın olma gerçeğine, mücadeleye, sofra özlemine, aşka, masallara değinilmiş kitapta ve çok da ustaca bir kalemle. İçsel, aile ile yapılan ya da yapılamayan hesaplaşmalar çünkü Öykünün de dediği gibi 'hesaplaşmanın da bir son kullanma tarihi vardı.' kitabı çok ama çok okunur kılmış. Birbirinden farklı acılarla sınanmış iki kadının hikayelerinde belki de kendinizden bir şeyler de bulacaksınız. Okudum ve çok sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da okur muyum? Kesin insanoğlu tam bitti dediği yerde yeniden tutunur ya hayata "masallara olan inanç hiç yitmez, masallar ancak yeniden yazılır." diyor yazar. Masalı mutlu bitmeyenler neden hala duruyorsunuz yeniden masallar yazmak için hala geç değil. Çift anlatıcı ve kahraman bakış açısı ile yazılmış kitapta metinler arasılıkla Şahmeran masallarına da gidiyor ve hikaye anlatıcılığını da çok iyi başardığını görüyorsunuz yazarın. "O yüzdendir ki yalancı bahara kanıp açan bademlere üzülürdüm, çiçekleri üşür ve çabucak donardı. Evvel baharlara kanmamayı bana anneannem öğretmişti." "Hayat bana çok şey unutturmuştu. Güçlü duracağım diye sevgisizliği öğrenmiş; yalanlara kanmamak için güvenmemeyi seçmiştim." "Neden ama neden terk etmiyordu çocukluğumuz bizi? Ne olurdu izini kaybettirseydi? Ne olurdu göğsümüze bir heyula gibi oturmasaydı? Neden yük oluyordu anılar? Annesizliğimiz, babasızlığımız, çaresizliğimiz... Biz başka şeylerden bahsetmeye çalıştıkça su yüzüne çıkan ve yeni suretlerle
Evvel Baharİrem Uzunhasanoğlu · Doğan Kitap Yayınları · 2020129 okunma