“Bir deliyle baş edebilirsiniz, aklı başında bir adamla da baş edebilirsiniz ama deliliğin kıyısında durup da hiçbir zaman deliremeyen aklı başında bir adamla baş edemezsiniz.”
2019 yılında okumaya başlayıp yarım bıraktığım kitabı 2022 de tamamlayabileceğimi düşündüm. Yine yarıda bırakmanın eşiğine geldim ama daha fazla uzatmak istemediğim için nihayet bu kitabın sonunu gördüm.
Çok önceden kitaptan uyarlanan filmi izlediğimi ve etkilendiğimi hatırlıyorum, kitabın daha da etkileyici bir anlatıma sahip olduğunu düşünerek, filme aktarılamayan satır aralarını keşfetmek için okumaya niyetlendim ama ilk okuma deneyimimde de ikincisinde de istediğim duygu aktarımını alamadım. Gözlemci bakış açısı ile anlatılan bir kitap ve duygu eksikliği çok fazla.
Olduçka boğucu bir anlatıma sahip, askeri rütbelerin almanca telaffuzunun kullanılmasına hiç anlam veremedim. Tüm kitap boyunca rütbeler sürekli okuyamadığım şekilde gözlerimin önünde kaldı. Konuya dahil olmamaı engelleyen, okumadan geçtiğim karmaşık harflerin yanyana dizilimi beni ve okuma sürecimi ciddi anlamda etkiledi.
Dünya tarihinin bir döneminde gerçekten yaşanmış bir savaş ve sonuçları. İçeriğe söylediğim bir şey yok ama anlatım o kadar sıkıcıydı ki bu kitabı okumaktansa aynı isimle uyarlanan filmi izlemenizi öneririm.
Zamanında neredeyse herkesin elinde gördüğüm,her yorumunda övgülerle bahsedilen, kapağını hoş bulduğum ve zamanında bu kitabı okuyan arkadaşlarımın beni Aldrik'e benzetmesiyle merakımı daha da arttıran kitap. Sadece bu yayınevinin değil diğer yayınevlerinin de serileri böyle sakız gibi uzatarak bekletmesi yüzünden bu kadar geç geldi yorumum...
Şimdi asıl yoruma geçelim...
Öncelikle serinin ilk kitabı olmasına rağmen içi çok boş bırakılmış gibi sürekli aşk,kıskançlık ve yanında hediye olarakta bir takım aptallıkları okumuş olduk. Tek üzüldüğüm taraf koskoca zeki prensi aşk uğruna madara etmeleri... İlk kitap boyunca harcamışlar adamı resmen! O kadar yazılmış prens kurnaz zeki tehlikeli sivri dilli tatlı dilli vs vs ama bakıyorsun sadece söylentide kalıyor.
Biraz da neden böyle "boş" gördüğümü kitaptan aldığım alıntılarda da göreceksiniz:
Sayfa 11:Prensin,onun kim olduğunu dahi bilmediğini kendisine hatırlattı. Kitaplıklara tırmanmak için kullanılan merdivenlerden sakarlığı yüzünden düşen, havada yakaladığı kütüphaneci çırağını kesinlikle unutmuştu.(klasik Türk romantizmi... Kıçıyla dağları delen fakir ama gururlu kız ve onu kurtaran güçlü yakışıklı esas oğlan. Bu farklı tabii bu adam esas oğlanın kardeşi)
Sayfa 67:"... Deneyim çok daha iyi bir öğretmendir, söylesene Vhalla, hiç bir adamla seviştin mi? Söylesene, hiç kendini tatmin ettin mi?" Yazara göre tek deneyim sevişmek sanırım? Başka bir şey üzerinden de sorabilirdi? Ya da tam Vhalla'ya yakışan bir sorudur...
Sayfa 69:Bir rüzgargüdücüyü uyanışı için ne yapmalısınız?
A)Uyanış için başlangıç seviyesinde eğitmek
B)Uyanış için yüksek bir kuleden direk aşağı atmak
(A'yı seçtiyseniz yanıldınız! Cevap:B)
Sayfa 211:Uzun zamandır kimseyle öpüşmemişti. Belki de sorun buydu; tuhaflık antrenman eksikliğinden kaynaklanıyordu.
Zamanında neredeyse herkesin elinde gördüğüm,her yorumunda övgülerle bahsedilen, kapağını hoş bulduğum ve zamanında bu kitabı okuyan arkadaşlarımın beni Aldrik'e benzetmesiyle merakımı daha da arttıran kitap. Sadece bu yayınevinin değil diğer yayınevlerinin de serileri böyle sakız gibi uzatarak bekletmesi yüzünden bu kadar geç geldi yorumum...
Şimdi asıl yoruma geçelim...
Öncelikle serinin ilk kitabı olmasına rağmen içi çok boş bırakılmış gibi sürekli aşk,kıskançlık ve yanında hediye olarakta bir takım aptallıkları okumuş olduk. Tek üzüldüğüm taraf koskoca zeki prensi aşk uğruna madara etmeleri... İlk kitap boyunca harcamışlar adamı resmen! O kadar yazılmış prens kurnaz zeki tehlikeli sivri dilli tatlı dilli vs vs ama bakıyorsun sadece söylentide kalıyor.
Biraz da neden böyle "boş" gördüğümü kitaptan aldığım alıntılarda da göreceksiniz:
Sayfa 11:Prensin,onun kim olduğunu dahi bilmediğini kendisine hatırlattı. Kitaplıklara tırmanmak için kullanılan merdivenlerden sakarlığı yüzünden düşen, havada yakaladığı kütüphaneci çırağını kesinlikle unutmuştu.(klasik Türk romantizmi... Kıçıyla dağları delen fakir ama gururlu kız ve onu kurtaran güçlü yakışıklı esas oğlan. Bu farklı tabii bu adam esas oğlanın kardeşi)
Sayfa 67:"... Deneyim çok daha iyi bir öğretmendir, söylesene Vhalla, hiç bir adamla seviştin mi? Söylesene, hiç kendini tatmin ettin mi?" Yazara göre tek deneyim sevişmek sanırım? Başka bir şey üzerinden de sorabilirdi? Ya da tam Vhalla'ya yakışan bir sorudur...
Sayfa 69:Bir rüzgargüdücüyü uyanışı için ne yapmalısınız?
A)Uyanış için başlangıç seviyesinde eğitmek
B)Uyanış için yüksek bir kuleden direk aşağı atmak
(A'yı seçtiyseniz yanıldınız! Cevap:B)
Sayfa 211:Uzun zamandır kimseyle öpüşmemişti. Belki de sorun buydu; tuhaflık antrenman eksikliğinden kaynaklanıyordu.
Önceki kitabında da olduğu gibi bu kitapta da aynı şeyler vardı.(Ama bu kitap öncekine kıyasla bir tık daha iyi gibi. Anlaşılan yazar az da olsa önceki kitabındaki cinsiyetçi vb yorumlarını fazla katmamış. Bunu bir gelişme olarak görüyorum. :))
Ama yine de o kadar iyi olamamış dediğim gibi... Bu kitap daha çok Vhalla Aldrik'e vericek mi vermeyecek mi şeklinde gitmiş. Sonlara doğru anca asıl konulara geçilmiş gibi. Aldrik'i delirtmek de cabası. Az da olsa Aldrik'te zeka kırıntıları görmek güzeldi. Bir insan karşı cinsi için bu kadar aptal olması özellikle Aldrik'in bu kadar aptalca davranması sinir bozucuydu... Sürekli iki prense de göt yerine konulması hatta kendilerine bir göt olduklarını söyletmek çok saçma sapandı...
Cidden anladık Vhalla ve Aldrik birlikte olmalı anladık işte sürekli şu aşk üçgeni falan yapıp sonra aşk üçgenini yıkıp durma...
Haydi, Sareem çocukluk arkadaşıydı falan filan. Daniel desen saplantı derecesinde eski sevdiğini düşünüp dile getirmeye başlıyor aniden(Allah'ın hikmeti işte. Kim Vhalla'ya aşık olsa ona aşık olmaması için bahanesi var.) Fritz desen o zaten gay. Bir an Daniel x Fritz olacak diye düşünmedim değil...
Sürekli sevişmeleri ve sürekli öpüşmeleri cidden sıkıcıydı. Gözlerimi devirmekten yoruldum yazar bunları seviştirmekten yorulmadı... Yazar resmen bir grup ergenin kendilerini artık tatmin etmeleri için yazmış gibi...
Sevdiğim karakterler yok değil elbette... Keşke yazar bu seviştirmeleri bırakıp şu karakterlere daha fazla yer verseydi;
1)Binbaşı Reale
2)Lord Ophain
3)Zavallı Aldrik (daha düzgün anlatılabilirdi. Güzelim karakteri mahvetmişler...)
4)Raylynn
5)İmparator
Şimdi sırada sayfa yorumlarımda
Sayfa 12: O,Vhalla'nın geriye kalan tek dayanağıydı.
Zaten Vhalla gibilerinin tek başlarına hayatta kalamazlar mutlaka birileri