Puan vermedi·114 syf.··
2026 14. kitabı
Didem Madak ’ın Pulbiber Mahallesi , insanı doğrudan içine çeken bir kitap. Sıradan gibi görünen bir hayatı, her şeyin çok sıradan göründüğü bir mahallede yaşananları, kitapta ince bir acıyla ve şiirle anlatıyor Didem Madak . Ve kalemiyle, birden, derin, kırılgan ve insanı sarsan bir hâl alıyor bu yaşananlar. Çocukluk yaraları, anne özlemi, kadın olmak, sevmek, yitirmek, ayakta kalmak, yalnızlık.. Hepsi bu mahallede bir arada yaşıyor. Didem Madak , acıyı hiç saklamadan, ironik bir gülümsemeyle, öyle sade, öyle gerçek anlatmış ki, okurken bazen gülüyor insan, bazen de boğazı düğümleniyor. "Bana artık büyü diyorlar Füsun" dizesin de olduğu gibi satırlar insanın içine oturuyor. Bu kitapta şiir, sadece güzel kelimelerden ibaret değil, hayatın kendisi gibi dağınık, acımasız ama yine de çok güzel. Didem Madak 'ın hassaslığının, narin ruhunun her sayfada hissedildiği kitap, yaşama erken veda eden bir şairin, geride bıraktığı en güzel eseri bence. ♡ Eğer şiirde günlük hayatın şiirselliğini, kadınlığın yalnızlığını ve acının ironik dilini sevenlerdenseniz, Pulbiber Mahallesi 'ne mutlaka uğrayın. Çıktığınızda içinizin biraz daha fazla yanacak olmasını göze alarak tabii.  :))
1000Kitap
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,5bin okunma
Merhaba, Kendini Tanımaya Hazır mısın ?
8/10
·295 syf.··
2026 10. kitabı
Sevgili Okur, Arada fırsat bulup bu kitabı üçüncü kez okudum. Bazı kitaplar vardır; bir kez okunup rafa kaldırılmaz. Hayat ilerledikçe, deneyimler arttıkça tekrar tekrar okunmalıdır. Çünkü her okuyuşta kitabın farklı yönlerini, satır aralarında saklı farklı mesajlarını keşfetmeye başlarsınız. İlk okuduğumda daha çok borsa uygulamalarına ve yatırım yöntemlerine odaklanmıştım. Ancak sonraki okumalarımda dikkatimi çeken asıl konu, yazarın kendi hatalarını nasıl fark ettiği, bunları nasıl gözlemlediği ve aynı hataları tekrar etmemek için nasıl önlemler geliştirdiği oldu. Borsa ile ilgilenip başarılı olmak isteyen herkesin yılda en az bir kez dönüp tekrar okuyabileceği kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Hatta kitap, borsanın sadece para kazanma işi olmadığını; aynı zamanda insanın kendini tanıma ve yönetme sanatı olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor. Borsayla ilgilenmeyi düşünen, hâlihazırda ilgilenen ya da bu alanda deneyimli olan herkes için değerli dersler barındırıyor. Çünkü piyasalarda değişen araçlar olsa da insanların yaptığı hatalar çoğu zaman aynı kalıyor. Kendinizi her gün biraz daha iyi tanıdığınız, her sabah yeni bir farkındalıkla uyandığınız günler dileğiyle... İyi okumalar.
Bir Borsa Spekülatörünün AnılarıEdvin Lefevre · Scala Yayıncılık · 20161,857 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·448 syf.··
2026 68. kitabı
Alevlerin arasında sona yürüdüğünü düşünen Larina'nın bir anda kendini yabancı bir dünyanın ortasında bulmasıyla başlayan hikâye, sayfalar ilerledikçe çok daha derin ve karanlık bir yolculuğa dönüşüyor. Bir yanda ailesine ulaşmaya çalışan genç bir kız, diğer yanda omuzlarında bir halkın kaderini taşıyan kırık bir prens... As Valor Jarlan'ın sert kabuğunun altında sakladığı yalnızlığı hissetmemek mümkün değildi. Gücüyle korku salan bir adamın, tek bir kişinin varlığıyla nasıl değişebildiğini okumak oldukça etkileyiciydi. Larina ise yaşadığı onca kayba rağmen ayakta kalmaya çalışan, cesaretiyle hayran bırakan bir karakterdi. En çok da hikâyenin yarattığı atmosferi sevdim. Sislerin arasında saklanan sırlar, geçmişten gelen gölgeler ve her bölümde biraz daha büyüyen gizem hissi beni sayfalara bağladı. Tam cevaplara ulaştığımı düşündüğüm anlarda yeni sorular ortaya çıktı. Yazarin olusturdugu evreni ve karakterleri sevdim. Merak uyandici sekilde bitt kitap. İkinci kitabi daha cok merak ediyorum m Fantastik dünyalarda kaybolmayı sevenler icin guzel bir seruven olacaktır. . Merak duygusunu son ana kadar canlı tutan, duygusal yönü güçlü bir fantastik kurgu arıyorsanız bu seriye şans vermelisiniz
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025101 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2024 30. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2024 00:00
Tarih okumaları yaparken 20. yy'da özellikle Yunan milliyetçiliğiyle doğan "Megali İdea"nın ne kadar çok bölge üzerinde kurgulanmış olduğunu ve dış devletlerce bu projelerinin desteklendiğini fark ettim. Karadeniz kıyılarında Pontus Rum'dan tutun, Batı ve Doğu Trakya'ya; Trakya'dan, İstanbul'a ve İstanbul'dan Kıbrıs'a birçok bölgede ilhak projesine sahip oldukları görülmekte. Kitapta da Kıbrıs'taki Türklere karşı izlenmiş ENOSIS ideolojisine karşın, Türklerin müdafa için kurdukları TMT yapılanması anlatılmaktadır. Konuya çok hakim olmamakla birlikte, konuyu sadece genel tarih okumalarımdan yüzeysel olarak biliyordum. Isparta'da, bu kitabı Semih Bey bana hediye edince biraz daha detaylı okuma fırsatı yakaladım. Kendisine yıllar sonrasında, kitap için teşekkürlerimi iletmek isterim.
Türk Mukavemet TeşkilatıSibel Akgün · Kronik Kitap · 202415 okunma
Eksiklerine rağmen sevdim.
8/10
·648 syf.··
2026 137. kitabı
Quicksilver benim için uzun zamandır okuduğum en güçlü atmosfer kitaplarından biri oldu. Teknik açıdan kusursuz değil; yer yer yazım ve çeviri hataları var, bazı mantık hataları da gözüme çarptı. Özellikle sonlara doğru bazı betimlemelerde bir belirsizlik hissettim ve dövüş sahneleri bana yeterince iyi aktarılmadı. Final kısmı da biraz aceleye getirilmiş, daha üstünkörü yazılmış gibiydi. Ama bütün bunlara rağmen kitap beni içine çekmeyi başardı. Çünkü yazarın atmosfer kurma ve duygu aktarma konusunda gerçekten çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Mekânları yalnızca tarif etmiyor; hissettiriyor. Karakterlerin duygularını doğrudan söylemek yerine mimiklerle, beden diliyle, fiziksel tepkilerle aktarması çok başarılıydı. Bu yüzden bazı sahnelerde karakterlerin hislerini sadece okumadım, adeta yaşadım. Bazı çok popüler fantastik seriler inanılmaz zekice olay örgülerine sahip olabiliyor ama duygu ve atmosfer tarafı eksik kaldığında geriye yalnızca “iyi fikirler” kalıyor. Bence edebiyatı gerçekten güçlü yapan şey ise teknikle birlikte o hissi okuyucuya geçirebilmek. Çünkü bazen bir roman sadece olay anlatmaz; susar, nefes alır, hatta nefes keser. Quicksilver’da beni en çok etkileyen şeylerden biri buydu. Uzun betimlemeler olmasına rağmen tempo hiç düşmüyor. Kitabın daha ilk yarısında birden fazla mekâna geçiyoruz ve hikâye sürekli ilerliyor. Buna rağmen atmosfer kaybolmuyor. Özellikle Kingfisher’ın bir tirat sahnesinde öfkesi, kıskançlığı ve baskısı o kadar canlı geçti ki ardından gelen tek bir “GÜM” kelimesiyle camların patlayışını gerçekten zihnimde gördüm. O sahneyi okumadım; yaşadım gibi hissettim. Hatta hayatımda ilk kez bir kitapta bir tiradın altını çizmek istedim. Bazı insanların evrenin yeterince doldurulmadığını söylemesini anlıyorum ama bana göre ilk kitap için gayet
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025327 okunma
Gerçek müzeler, Zaman'ın Alana dönüştüğü yerlerdir
Puan vermedi
Orhan Pamuk’un kaleme aldığı, Türk edebiyatının hafıza kütüphanesinde anıtsal bir yer edinen Masumiyet Müzesi, yalnızca bir aşk romanı değil; bir şehrin, bir dönemin ve topyekûn bir kültürel mirasın estetik ve sosyolojik envanteridir. Bir eseri incelerken, onun arkasındaki muazzam emeğe, kurgunun satır aralarındaki dil işçiliğine ve sayfalara dökülen entelektüel birikime hürmet etmek benim için her zaman bir adalet ve hak borcudur. Pamuk’un bu yapıtında ortaya koyduğu olağanüstü titizlik, sadece edebiyat dünyasına değil, insan hafızasına ve nesnelerin hakkını teslim etmeye yönelik sarsılmaz bir liyakat göstergesidir. Kitabın ana konusu, 1970'lerin İstanbul'unda varlıklı bir burjuva ailesinin oğlu olan Kemal ile uzak akrabası yoksul Füsun arasındaki tutkulu ve saplantılı aşk gibi görünse de, eserin asıl amacı zamanı mekâna tahvil ederek toplumsal bir belleği koruma altına almaktır. Eseri okurken beni en derinden sarsan ve bir yazar olarak hakikat arayışımla örtüşen o meşhur açılış cümlesi, insan ömrünün ve adaletin mutlak dengesini hatırlatır niteliktedir: "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Bu alıntı, benim dünyamda geçmişe, zamana ve yaşanmışlığa karşı yapılması gereken en büyük adaleti simgeler; zira insan, elindekinin kıymetini ve hakkını ancak onu kaybettiğinde ya da bir müze sessizliğinde seyre daldığında idrak edebilir. Hakiki bir adalet anlayışı, insanın kendi kalbine ve geçmişine karşı da dürüst olmasını gerektirir ki Kemal’in tüm aristokratik imtiyazlarını elinin tersiyle iterek bu aşka ve onun nesnelerine teslim olması, statü otoritesine karşı verilmiş sarsılmaz bir ruhsal mücadeledir. Sosyolojiyi, dili, şehir tarihini ve eşyaların sessiz çığlığını bir bütün olarak ele alan bu romanda Pamuk, 1970'li yılların İstanbul burjuvazisinin Batılılaşma
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma